Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

7 adımda feminist bir kitap kulübü




Toplam oy: 20

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde daha adil, daha eşitlikçi, daha yaşanası bir dünya hayalini paylaşıyoruz. Fakat bu dünyanın kendi kendini var etmeyeceği de aşikar. Peki biz neler yapabiliriz? Dünyayı tek bir hamlede değiştiremiyorsak bile onu değiştirmeye bir yerlerden başlayabilir miyiz? Dahası, başka bir dünyayı gerçekten de mümkün kılabilir miyiz? İlk adımı içimize doğru atmak, dünyayı değiştirmeye kendimizden başlamak doğru bir tercih olabilir. Kendimizi kendimizin daha iyi bir versiyonu haline getirmenin başlıca yollarından biri ise kuşkusuz okumak... Feminist bir kitap kulübü kurmak feminizm üzerine daha sık ve daha düzenli okumanızı sağlayabilir. Peki feminist bir kitap kulübü için hangi adımları atmalıyız?

 

1. Kulübünüzün amacını belirleyin.

 

Kulübünüz feminizmin günümüzdeki anlamını keşfetmeye yönelik mi, yoksa kadın hareketinin tarihini kavramaya yönelik mi okumalar mı yapacak? Yoksa listenizde kadın hikayelerini duyulur kılmayı amaçlayan kitaplar mı var, yoksa insanlardaki eşitlik ve özgürlük bilincini artırmaya çalışan kitaplar mı? Kitabınızın amacını belirlemek sizinle aynı amacı taşıyan kişilerle bir araya gelmenizi ve onları da kulübünüze katmanızı kolaylaştıracaktır.

 

2. Katılımcılarınızı çeşitlendirin.

 

Sizinle aynı fikri paylaşan kişilerle bir arada olmak kuşkusuz bir konfor alanı sağlar ama konfor her zaman iyi bir şey olmayabilir. Eğer kitap kulübünüzün zihin açıcı bir etkisi olmasını istiyorsanız sizin sosyal çevrenize dahil olmayan kişileri de grubunuza davet edin. Bu kişiler sizden farklı yaş gruplarında, farklı sosyal statülerde, farklı bir cinsel kimliği olan ya da başka bir dine inanan kişiler olabilir. Bu çeşitlilik hemen her alanda fikirlerin çatışmasını sağlayacak ve düşünsel ilerlemenin önünü açacaktır.

 

3. Kulübünüz için feminist bir okuma listesi oluşturun.

 

Kulübünüzün amacını tespit ettikten ve katılımcılarını bir araya getirdikten sonra asıl eğlenceli kısma geçiş yapabilirsiniz: Okuma listesini oluşturmak. Listenize kurgu ya da kurgu dışı kitaplar, hatta şiir kitapları bile alabilirsiniz ama unutmayın, bütün kitaplarda bulunması gereken ortak nokta feminizm temasını işliyor olmaları.

 

4. Arkadaş toplantılarınızı kitap kulübü toplantılarına çevirin.

 

Kitap kulübünüze üye bir arkadaşınızla kahve içmek için buluştuğunuzda bunu son okuduğunuz kitabı tartışmak için bir fırsata çevirin. Bu tartışmalarda tipik bir kitap kulübünden bekleneceği üzere kitaptaki karakterler, kurgu ya da dil kullanımı ile sınırlı tutmayın. Kitabın feminist teoriye ne gibi bir katkısı olduğunu da tartışmaya açmayı deneyin.

 

 

 

 

5. Tartışmanızın kurallarını belirleyin.

 

Unutmayın, Bad Feminist'in yazarı Roxane Gay'in de dediği gibi feminist olmanın doğru ya da yanlış bir yolu yok. Kitap kulübünüzdeki tartışmaları yürütürken bunu aklınızdan çıkarmayın ve kendi düşünme biçiminizi kulübünüzdeki diğer insanlara dayatmaktan kaçının. Tartışmanın kurallarını ve sınırlarını önceden belirleyin ve mümkün mertebe bunlara sadık kalın. Birbirinizi dinlemeyi asla unutmayın. Sizin kitap kulübünüzün de dünyanın geri kalanı gibi kadınların susturulduğu bir yer olmasına izin vermeyin.

 

6. Kitap kulübü toplantılarınız için kadınlar tarafından işletilen işletmeleri tercih edin.

 

Kitap kulübü toplantılarınızı evinizin sınırları dışına taşıdığınızda mümkün olduğunca kadınlar tarafından işletilen mekanlarda buluşmaya çalışın. Böylelikle kitap kulübünüzü teorik tartışmalarla sınırlamamış ve fiili olarak da kadınların toplum içinde var olma çabalarına bir destek sunmuş olursunuz.

 

7. Tartışmalarınızı toplantıların dışına taşıyın.

 

Feminist bir kitap kulübüne sahip olmanın en iyi yanı tartışmanın bir müddet sonra toplantı sınırlarını aşmasıdır. Toplantılar dışında da beraber vakit geçirin, birbirinize e-posta atın ya da mesajlaşma grupları kurun. Fakat ne olursa olsun, okuma listenizi tamamlasanız bile fikir alışverişinde bulunmayı bırakmayın.  Okumayı, düşünmeyi ve tartışmayı sürdürün. Dünyayı değiştirebileceğinize olan inancınızı asla yitirmeyin.

 

 


 

 

 

 

Kaynak: The Bustle

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Sinema ve televizyonun edebiyattan ilham almasına artık alıştık, öyle ki artık bir romanın sinemaya ya da televizyona uyarlanacağını duymak bizi şaşırtmaya yetmiyor. Hele ki merkezde Stephen King olunca! Zira korku edebiyatının bu usta kalemi, sinema ve televizyon dünyasının da en sevdiği isimlerden biri.

 

Twin Peaks 17 yıllık uzun bir aranın ardından ekrana geri döndü! 8 Nisan 1990'da başlayan ve ancak 29 bölüm yayınlanabilen Twin Peaks, polisiye bir dizi olmanın ötesinde, sadık hayran kitlesiyle de televizyon tarihinde yerini almış bir yapım.

 

“Başkalarının parka ya da ormana koştuğu gibi ben hep kahveye koşardım”


Thomas Bernhard / Odun Kesmek

 

Anksiyete, görülme sıklığı son yıllarda hızla artan bir problem. Özellikle şehir hayatının stresiyle baş etmek zorunda olanlar için anksiyete daha da ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Kalp sağlığından mide sağlığına, birçok hayati organı doğrudan etkileyen anksiyete kimi zaman öyle boyutlara ulaşıyor ki hayatı kişi için çekilmez kılabiliyor. Anksiyetenin, ne yazık ki, doğrudan bir tedavisi yok.

Son zamanlarda özellikle popüler romanlar vesilesiyle karşımıza çıktı iz sürme seyahatleri. Dünyanın dört bir yanından insanlar, zaten bir turizm kenti olan Paris’i, bir de Dan Brown’ın Da Vinci'nin Şifresi romanı rehberliğinde gezdiler.

Söyleşi

Emre Yavuz ve Sinan Ural ile söyleşi:


“İşin sırrı çizgi romanda ya da figürde değil, biriktirme tutkusunda.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.