Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Daha az internet, daha çok kitap




Toplam oy: 113

İnternet bağlantısı hemen hepimizin hayatının ayrılmaz bir parçası artık. Bir yandan sosyal medya kanalları gündelik iletişimimizin ayrılmaz bir parçası haline gelirken internete girme yaşı da gitgide düşüyor. Eskiden tuvalete girerken yanımıza alınan kitapların yerini bile hızla akıllı telefonlar alıyor! İnternette geçirdiğimiz zaman uzadıkça okumaya ayırdığımız zaman da kısalıyor. Artık eskisi kadar kitap okuyamadığından yakınanlar da bir hayli fazla. Fakat elbette bunun da bir çözümü var. İşte internete daha az, kitaplara daha çok vakit ayırabilmeniz için birkaç öneri:

 

 

1. Web tarayıcınızı internette geçirdiğiniz zamanı kısıtlayacak biçimde geliştirin.

 

İnternet öyle bir bağımlılık ki kimi zaman ondan uzaklaşmak için dışarıdan bir desteğe ihtiyaç duyabiliyoruz. Yine de birinin gelip size bilgisayarınızı kapatmanızı söylemesine gerek yok elbette, onun yerine web tarayıcınıza ekleyeceğiniz bir uzantı da aynı işlevi görebilir! Örneğin Chrome kullanıcısı iseniz  Nanny adlı uzantı ile hangi web sitesinde ne kadar zaman geçireceğinizi belirleyebilir ve kendinizi buna uygun bir biçimde "sınırlayabilirsiniz." Tabii bu yalnızca bir örnek, benzerlerini bulmak için web tarayıcınızı biraz kurcalamak yeterli.

 

2. Elinizin altında "online" bir kitap bulundurun.

 

Daha çok okumak isteyenlere en sık sunulan önerilerden biridir el altında birkaç kitap bulundurmak. Fakat bu kitapların basılı olması gibi bir zorunluluk yok elbette! Kitap okumaya başlamak için bilgisayarınızı kapatmanıza gerek yok, bilgisayarınız üzerinden de kitap okuyabilirsiniz. Bilgisayarınızda içeriğini merak ettiğiniz birkaç e-kitabı bulundurun. Daha da iyisi, okuduğunuz kitabı arka planla açık tutun ve işe ara vermek istediğinizde birkaç sayfa okumayı deneyin.

 

 

 

3. Aplikasyonlarınızı ortadan kaldırın.

 

Facebook, Twitter ya da Instagram gibi hemen herkesin kullandığı aplikasyonları telefonunuzdan ya da tabletinizden silmenin pek kolay olmadığının farkındayız. Ama kendinize bir iyilik yapabilir ve onları gözünüzün önünden kaldırabilirsiniz. Bu en sık kullandığınız aplikasyonları telefonunuzun ya da tabletinizin ana ekranındaki son sayfaya koyun, böylelikle telefonu her elinize aldığınızda Facebook'ta durumunuzu güncellemeyi ya da Instagram beğenilerinizi kontrol etmeyi hatırlamazsınız. Bir atasözünün de dediği gibi: Gözden ırak olan gönülden de ırak olur!

 

4. Kitap formatlarınızı çeşitlendirin.

 

Bir çizgi romanı dijital olarak okumak ya da bir kitabın kendisine has o kokusunu içinize çekememek fikri sizi biraz ürkütüyor olabilir. Yine de yeni fikirlere bir şans verin! Otobüste ayakta giderken cep telefonunuzdan bir e-kitap açın ya da market alışverişiniz sırasında bir sesli kitap dinlemeyi deneyin.

 

5. Kendinizi ödüllendirin!

 

Ödüllendirme çoğunlukla çocukları ders çalışmaya teşvik etmek için uygulanan bir yöntem olsa da yetişkinlerde de işe yaramadığını kim söylemiş! Okumakta olduğunuz romanda bir bölümü ya da öykü derlemesindeki bir öyküyü bitirdiğinizde kendinize güzel bir çay ya da kahve hazırlayın, yanında da en sevdiğiniz çikolatadan bir parça mesela... Dikkatinizi dağıtmak için fırsat kollayan onca etkene rağmen okuma ısrarınızı sürdürdünüz madem, bu ödülü de hak ettiniz demektir.

 

 

 


 

 

 

Kaynak: Bookriot

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Köşesiz Hüzünler


Behçet Çelik’in 2010’da yayımlanıp 2011’de Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanan kitabı Diken Ucu, içerdiği on dört hikayeyle Çelik’in yazı dünyasına ışık tutmaktadır.

İnceliğin Sesi Olan Öyküler

Diyabet son yıllarda görülme sıklığı hızla artan bir sorun. Halk arasında şeker hastalığı olarak da anılan bu zorlu hastalık, çocuklardan yaşlılara ve hatta hamilelere kadar pek çok insanı etkiliyor. Üstelik sadece ilaç kullanmak yeterli değil, sağlıklı bir hayat sürmek istiyorsanız, yaşam biçiminizde köklü değişiklikler yapmanızı da gerektiriyor.

 

Sovyet Rusya'nın en ünlü ve önemli yazarlarından biri Mihail Afanasyeviç Bulgakov ve onun en ünlü eserlerinden biri de Usta ile Margarita.

Arkadaşlarınızı sizin çok sevdiğiniz bir diziyi seyretmeye ikna etmeniz bazen epey güç oluyor. Bırakın ikna etmeyi, söz konusu diziyi tarif etmek bile başlı başına bir problem halini alabiliyor. Geçenlerde başıma geldi. Kalanlar'ın (The Leftovers) sonlarına yaklaşmıştım ve hayatımda seyrettiğim en güzel dizilerden birisi olduğunu düşünüyordum.

Söyleşi

Serhat Tolga Yıkıcı ve Ayşegül Kirpiksiz ile söyleşi:


 “Wattpad genç okuru daha iyi anlamamıza imkan veriyor.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.