Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

İlhamını edebiyattan alan kara filmler




Toplam oy: 138

Kahramanlarını çürümüş ve itici algılanabilecek bir dünyanın içine yerleştiren kara filmler, 1950'li ve 60'lı yıllarda başta Amerika olmak üzere dünyanın hemen her yerinde epey popülerdi. Fakat o günlerde de edebiyat ve sinema arasındaki işbirliği bugünkünden farklı değildi elbette. O günlerde de sinema edebiyattan epeyce faydalanıyordu. Öyle ki, meraklılarının adını hemen hatırlayacağı birçok kara filmin arkasında da bir edebiyat etkisi yatıyordu. İşte ilhamını edebiyattan alan kara filmler:

 

1. The Big Sleep (1946)

 

Başrollerinde efsanevi oyuncu Humphrey Bogart ve Lauren Bacall'ın yer aldığı The Big Sleep, ünlü yazar Raymond Chandler'ın Büyük Uyku romanından uyarlanmıştı aslında.

 

 

 

 

2. The Third Man (1949)

 

Hollywood'un bir diğer efsane isminin, Orson Welles'in başrolünde olduğu The Third Man'in arkasında bir roman bulunmakla kalmıyor, aynı zamanda çok önemli bir yazarın da imzası bulunuyordu. Graham Green Üçüncü Adam'ı senaryo olarak yazmış; kitap ise filmin ardından, 1950 yılında yayımlanmıştı.

 

 

 

 

3. The Maltese Falcon (1941)

 

Başrolünde yine Humphrey Bogart'ı gördüğümüz The Maltese Falcon, Dashiell Hammett'ın Malta Şahini adlı romanından uyarlanmıştı. Humphrey Bogart özel dedektif Sam Spade rolündeydi. 

 

 

 

 

4. Stray Dog (1949)

 

Daha çom Yedi Samuray ile tanınan Japon yönetmen Akira Kurosawa'nın yönetmen koltuğunda oturduğu Stray Dog''un temelinde basılı bir roman bulunmasa da, Kurosawa'nın bu hikayeye aslında bir roman olarak başladığı biliniyor. Kurosawa bir dedektif hikayesi yazmak için masanın başına oturmuş ve altı haftalık bir sürecin sonunda hikayesini senaryoya uyarlamaya karar vermiş.

 

 

 

5.  Double Indemnity (1944)

 

İşte içinde Raymond Chandler'ın parmağı olan bir film daha! Ama bu kez Raymond Chandler'ın romanından uyarlanan bir filmden bahsetmiyoruz. Chandler'ın da senaristleri arasında bulunduğu bu film Postacı Kapıyı İki Kere Çalar romanıyla da tanıdığımız James M. Cain'in Çifte Tazminat romanının bir uyarlaması.

 

 

 

 


 

 

 

Kaynak: Bookglow

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

"Yeni çıkanlar" rafının kalabalığı içinde gözden kaçabilecek metinlere dair izlenimlerimizi artık bu yeni köşemizde topluyoruz. Vitrindekiler; son ayların kitapları hakkında kısa kısa...

 

 

 

Amerikan şiirinin en önemli figürlerinden Langston Hughes 1967 yılında hayatını kaybetmişti. Aynı yıl, Hughes’ün büyük bir hayranı olan Nina Simone'un efsanevi şairin dizelerini ödünç aldığı “Backlash Blues” dinleyiciyle buluştu. Şarkı uzun yıllar Nina Simone’un repertuarının bir parçası oldu.

Her nedense en rahat ve yaygın olarak takip ettiğimiz edebiyat dili İngilizce gibi geliyor bana. Bir zamanlar Fransızcanın belirgin bir ağırlığı varmış, hatta yazarlarımız Fransızca okudukları romanlardan ve şiirlerden hareketle modern edebiyatımızı oluşturmaya başlamışlar.

Dan Simmons’un 2007 tarihli aynı adlı romanından televizyona uyarlanan The Terror, birini tanımak için onunla yolculuğa çıkmak gerektiğini doğrulayan bir öykü. 15.

Tam güneş tutulmasına şahit olmak bir kişinin ömründe sayılı kez gerçekleşebilecek bir durum.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.