Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

John Steinbeck'ten yazmaya dair altı tavsiye




Toplam oy: 987

John Steinbeck bir aktör ve yazar olan Robert Wallstene’e 1962 yılında bir mektup yazarak kendi yazarlık yöntemini özetleyen altı ipucu vermiş. Hem Nobel hem de Pulitzer ödüllü bir yazar Steinbeck, bu açıdan bakınca yazmak ve yazarlık hakkındaki düşünceleri ayrı bir önem kazanıyor şüphesiz. Genç yazarlara yol gösterici bir nitelik taşıyan bu altı tavsiyeye bir göz atalım öyleyse...

 

1) Bu kitabı bitirebileceğin fikrini aklından çıkar. 400 sayfanın izini kaybet ve her gün bir sayfa yaz, bunun yardımı olur. Bittiğinde sonuç seni şaşırtacak.

 

2) Özgürce ve mümkün olduğu kadar hızlı yaz, her şeyi kağıda dök. Daha yolun başındayken kağıda döktüklerini yeniden yazmaya kalkarsan, bu genellikle devam etmemek için sebepler bulmana neden olur. Bu durum ayrıca elindeki malzemeyle kurduğun bilinçsiz ortaklığın sunduğu akışı ve ritmi bozabilir. 

 

3) Genel okuyucu kitlesini unut. Öncelikle, ismi ya da yüzü olmayan okurlar seni ölümüne korkutabilir; ikincisi, tiyatrodakinin aksine o kitle aslında orada da değildir zaten. Yazarken okur kitlen tek bir kişidir. Ben, okurun olarak gerçekten var olan bir kişiyi seçmenin, yahut tek bir kişiyi hayal etmenin oldukça faydalı olduğunu fark ettim. 

 

4) Eğer bir sahne ya da bölüm daha iyi olabilirdi, diye düşünüyorsan ve orada tıkandıysan, o bölümü atla ve yazmaya devam et. Hikayenin tümünü bitirdiğinde oraya geri dönebilirsin; belki de asıl sorun, o bölümün oraya ait olmamasıdır.

 

5) Senin için fazla cüretkar, hatta diğerlerinden fazla cüretkar sahnelere karşı uyanık ol. Bu sahneler genellikle çerçevenin dışında kalır.

 

6) Diyalog yazarken yazdıklarını yüksek sesle oku. Sesini ancak bu şekilde bulabilirsin.

 

 

 


 

 

* Kaynak: Brain Pickings

 

EK

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Günlük yaşantıdaki kurallar çoğu zaman, yazılan eserler için de geçerlidir. Zorla gerçekleşen, kendine biçilen rolden fazlası istenen veya aşırıya kaçan her şey güzelliğini yitirir. Şair Eyyüp Akyüz, son kitabı Eskiden Buralar’da, adeta bu bilginin ışığında şiirlerini uzun tutmadan bitiriyor ve akılda kalan mısraları bize yadigâr kalıyor.

 

-Kimsin?

-Anneannemin torunuyum.

 

Divan Edebiyatı, sahibi meçhul bir kavram. Her halükârda 20. yüzyılın başında ortaya çıktığı konusunda bir tartışma yok. İskoçyalı oryantalist Elias John Wilkinson Gibb’in 1900 yılında yayınlanan Osmanlı Şiiri Tarihi kitabında bu kavrama hiç yer verilmez. Hepsi batılılaşma döneminde düşünülen isim alternatiflerinden biridir “Divan Edebiyatı”.

Arap coğrafyasında üretilen roman, öykü ve şiirler son yıllarda edebiyat gündeminde karşılık buluyor. Avrupa başta olmak üzere Batı’da düzenlenen büyük ve uluslararası kitap fuarlarındaki temsiliyetin güçlenmesi, en yeni eserlerin prestijli birçok ödüle değer görülmesinin bu ilgideki payı büyük elbette. Batı’nın doğuyu gördüğü “egzotik göz”le romantize edilemeyecek bir yükseliş bu.

Yirminci yüzyıl başlarında İngiltere genelinde Müslümanlara yönelik hasmane tavırlar öne çıkarken, İslam’ı seçenlerin sayısında da gözle görülür bir artış söz konusudur. İslam’la müşerref olan bu şahsiyetler, yeri geldiğinde İslam dünyasının savunucuları olarak da önemli faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.