Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Kararsız Okur: Büyük edebiyat ailesinin, aileyi genişleten becerikli ama toy torunu - Çizgi Roman




Toplam oy: 48

1896 yılında Fenton Outcault, New York World gazetesinde Sarı Çocuk isimli bir gazete bandı çiziyordu. Outcault, zaman zaman kare kare ilettiği serisine devrimsel bir yenilik kattı; çizimlerinin içine konuşma balonunun atası yazılar yazmaya başladı. Çizgi romanın 19. yüzyılda başlayan serüveni, 1992'de Spiegelman'ın Maus isimli çizgi romanının Pulitzer Ödülü'nü almasıyla taçlandı.

Edebiyatın hiçbir kolu, çizgi roman gibi dilediği kadar evin içinde dilediği kadar dışında kalma ayrıcalığına sahip olmadı. Çizgi romanlar zaman zaman öyle üretim süreçleri sundular, öyle iletişim dilleri tutturdular ki edebiyat şemsiyesi altında değerlendirilmelerine karşı çıkanlar oldu. Ancak çizgi romanlar zaman zaman da, iyi bir edebi eserin barındırması gereken tüm özellikleri sayfalarında gururla taşıdılar- misal; Watchmen'den beri, Time dergisinin "Gelmiş Geçmiş En İyi Romanlar Listesi" çizgi roman da içeriyor.

Çizgi romanlar, edebiyatın tam kalbine sokulabildikleri gibi, bazen de edebiyatın tam kalbinden klasik edebi eserleri alıp, görselleştirip bu eserlerin etki alanlarını genişlettiler. Bu halleriyle edebiyatın kapladığı toplam alanı, hükmettiği krallığın sınırlarını genişletmiş oldular.

Bu ayki KararsızOkur sayfasına çizgi romanların bulaşıp bölündüğü tüm özerk alanarından örnekler koymak istedik. Ana akımı takip eden çizgi romanlar, edebiyatın kalbinden örnekleri kendi nüfuz sahasında yeniden yorumlayan çizgi romanlar, edebiyatın kalbinden doğan çizgi romanlar... Okur, çizgi romanlar alemine istediği kapıdan girebilsin istedik.

 

 

(Görseli büyütmek için tıklayınız.)

 

 

 

 


 

 

 

 

Görsel: Onur Atay

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Konu entelektüalite olduğunda hemen hepimizin olduğumuzdan iyi görünmek istediği aşikar. Öyle ki kimi zaman alakamız olmayan konularda bile fikir beyan edip ilgimiz olmayan konularda gülümseyerek kafa sallıyoruz. Bu elbette insan doğasının bir sonucu ve son derece normal. Ne de olsa hepimiz içinde bulunduğumuz topluluk tarafından kabul görme ve onaylanma eğilimindeyiz.

Teknolojinin gelişmesiyle basılı kitap diye bir şey kalmayacak, deyişini eminim siz de duymuşsunuzdur. Başta bu savı öne sürenlerin haklı olduğuna ben de inanmıştım. Ama görünen o ki, zannedilenin tersi oldu. Yakın bir zaman önce, dünya çapında toplanan verilere göre e-kitap satışlarında yüzde 4’lük bir düşüş görülürken, basılı kitap satışlarında da yüzde 4’lük bir artış görüldü.

Günlük hayatın koşuşturmacası içinde kitap okumaya ayırabildiğimiz zaman git gide kısalıyor. Hele ki kalınca bir romanı okumak eskisine göre çok daha fazla vaktimizi alıyor, hatta kimi zaman uzun bir hikayeyi takip etmekte zorlanıyoruz ve kitabı ne yazık ki yarıda bırakıyoruz.

Paris Rewiev kendisine ona göre 20. yüzyılın en büyük romanlarının hangileri olduğunu sorduğunda onlara şöyle yanıt vermişti Vladimir Nabokov:

 

Tarihle Yüzleşen Bir Roman: Resmigeçit

 

Söyleşi

Emre Yavuz ve Sinan Ural ile söyleşi:


“İşin sırrı çizgi romanda ya da figürde değil, biriktirme tutkusunda.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.