Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Kararsız Okur: Sonu olmayan romanlar ya da süper-pozisyon ile sayısız son




Toplam oy: 96

 Atom altının en küçükler dünyasına burnumuzu sokmak sonunda deterministik evrenimizi başımıza yıktı. Geçmişin şimdiye, şimdinin geleceğe kıpırdamamacasına sımsıkı bağlı olmadığını fark ettik. Hamurunda içsel bir rastgelelik barındıran bir evrenin mahsülleri olduğumuzu hayretle öğrendik. İçinde yaşadığımız evren, bizi yarınla ilgili kesin konuşmaktan bunca zamandır men ediyormuş. Kesinliğin hükmü sadece bir adım sonrası için de kalkmadı; baktığımız, dokunduğumuz, etkileşimde olduğumuz alan dışında kalan her yer olasılıklarla ve olası senaryolarla doluymuş. Kuantum fizikçilerinin "süper-pozisyon" dediği duruma göre gözlemci olmazsa tüm olası senaryolar aynı anda gerçekmiş ve canlıymış. Bir elektronun hem şurada hem de burada olma olasılığı varsa, biz bakmıyorken aynı anda her iki yerde birdenmiş - siz o elektrona elektron mikroskobuyla bakana kadar. Ormandaki ağaç hem devrilmiş hem ayaktaymış; ormana gidip o ağacı görene kadar. Schrödinger'in kutusundaki kedisi ya canlı ya ölü değilmiş, yarı canlı yarı ölü bir zombi de değilmiş, kedi aynı anda hem canlı hem ölüymüş.

 


Sonu gelmemiş filmler ve kitaplar da bu evrenin mahsülleri olduğundan o zaman her birinin yazılmamıl ama olası tüm sonları, çekilmemiş ama olası tüm son sahneleri aynı anda bu evrende canlı ve gerçek olmalı. Tüm olası sonlar süper-pozisyonda bu evrende canlı kalmaya devam etmeli.



Bu ayın dosya konusu sonu gelmeyen edebiyat uyarlaması film projeleri olunca, Kararsız Okur'a sonu gelmemiş romanları taşıyalım istedik. Önce, bir şekilde, çoğunlukla ölümün araya girmesi ile tamamlanamayan ancak elimizde kalan kısmıyla kültürel hazinenin parçası haline gelmiş romanları topladık. Bu romanların tüm olası sonları bir çeşit "süper-pozisyon"da canlı kalarak evrenin sonuna kadar bizimle olacaklar. Bu sonlar birbiriyle de etkileşerek ilk bakışta eksik duran romanları zenginleştirecekler. Sonra, ucu özellikle açık bırakılmış romanlardan da derlemeye ekleyerek sonu gelemeyen listesini çeşitlendirdik. Yazarlar açık uçları bağlama işini okurlara bırakıyor - her okur, kedinin kutusunu kendi açıp içindeki kediye bakıyor. Her okurun gördüğü farklı son, romanın değerine değer katarak romanı zenginleştiriyor. Bu ay sinemayla edebiyatın arasındaki köprüde yürüdüğümüzden, sayfanın bir kısmını da sinema kuramına ve okurların sinemadaki sanatsal deneyimlerini zenginleştireceğini düşündüğümüz kitaplara ayırdık.

 

 

 

(Görselin büyük hali için tıklayınız.)

 

 

 

 


 

 

 

Görsel: Onur Atay

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Bilinç Yumağı: “Işık Karanlıkta Parlar”

 

Cem Kalender’in Klan isimli romanı yayımlandığı günden beri okurun ilgisini çeken, duyurdukları ve duyumsattıklarıyla farkını ortaya koyan bir ilk roman.

Edebiyat tarihi bildiğimiz, tanıdığımız yerler kadar sadece hayal dünyamızda var olan yerler de ihtiva eder. Bu yerler kimi zaman içinde yaşadığımız dünyanın kimselerin bilmediği bir köşesinde kurulmuştur, kimi zamansa çok uzaklarda bir yerlerde. Fakat bu yerlerin kimileri vardır ki onların ortak özelliği okurlarının o yerleri görmek, o hikayelerin bir parçası olmak istemesini sağlamasıdır.

Kitaplarla haşır neşir olanlar bilirler ki, kütüphanenizdeki kitapların sayısı arttıkça bir düzeni sürdürmek de gittikçe zorlaşır. Kitaplar raflara sığmaz olur, gittikçe üst üste yığılır ve en sonunda işler içinden çıkılmaz bir hal alır. Peki bu krizi olumlu bir duruma dönüştürmek mümkün mü?

 

Yeni yıl yeni kitaplar demek hiç kuşkusuz. Belki de uzun zamandır çevrilmesini beklediğimiz o kitabı 2018 içinde Türkçede görebileceğiz nihayet ya da nicedir yeni bir roman yazsa diye beklediğimiz o ismin yeni romanını okuyabileceğiz sonunda. Sürpriz ilk kitaplarla, yeni isimlerle de karşılacağız hiç kuşkusuz....

İstanbul Ataşehir’de, gökdelenlerin arasında bir vahadan farksız Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi (NGBB). Girişte, duvarlarında bahçenin tarihçesinin anlatıldığı levhaların sıralandığı bir tünelden geçiyorsunuz ve adeta bir zaman tüneli gibi, sizi bambaşka bir zamana ve mekana çıkarıyor o uzunca tünel.

 

Söyleşi

İrem Çağıl ile söyleşi:


“Bize sunulan şey ‘iyi’ olmayınca ‘iyi olanı’ bizim arayıp bulmamız gerekiyor.”


Ece KARAAĞAÇ


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.