Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Kararsız Okur: Sonu olmayan romanlar ya da süper-pozisyon ile sayısız son




Toplam oy: 121

 Atom altının en küçükler dünyasına burnumuzu sokmak sonunda deterministik evrenimizi başımıza yıktı. Geçmişin şimdiye, şimdinin geleceğe kıpırdamamacasına sımsıkı bağlı olmadığını fark ettik. Hamurunda içsel bir rastgelelik barındıran bir evrenin mahsülleri olduğumuzu hayretle öğrendik. İçinde yaşadığımız evren, bizi yarınla ilgili kesin konuşmaktan bunca zamandır men ediyormuş. Kesinliğin hükmü sadece bir adım sonrası için de kalkmadı; baktığımız, dokunduğumuz, etkileşimde olduğumuz alan dışında kalan her yer olasılıklarla ve olası senaryolarla doluymuş. Kuantum fizikçilerinin "süper-pozisyon" dediği duruma göre gözlemci olmazsa tüm olası senaryolar aynı anda gerçekmiş ve canlıymış. Bir elektronun hem şurada hem de burada olma olasılığı varsa, biz bakmıyorken aynı anda her iki yerde birdenmiş - siz o elektrona elektron mikroskobuyla bakana kadar. Ormandaki ağaç hem devrilmiş hem ayaktaymış; ormana gidip o ağacı görene kadar. Schrödinger'in kutusundaki kedisi ya canlı ya ölü değilmiş, yarı canlı yarı ölü bir zombi de değilmiş, kedi aynı anda hem canlı hem ölüymüş.

 


Sonu gelmemiş filmler ve kitaplar da bu evrenin mahsülleri olduğundan o zaman her birinin yazılmamıl ama olası tüm sonları, çekilmemiş ama olası tüm son sahneleri aynı anda bu evrende canlı ve gerçek olmalı. Tüm olası sonlar süper-pozisyonda bu evrende canlı kalmaya devam etmeli.



Bu ayın dosya konusu sonu gelmeyen edebiyat uyarlaması film projeleri olunca, Kararsız Okur'a sonu gelmemiş romanları taşıyalım istedik. Önce, bir şekilde, çoğunlukla ölümün araya girmesi ile tamamlanamayan ancak elimizde kalan kısmıyla kültürel hazinenin parçası haline gelmiş romanları topladık. Bu romanların tüm olası sonları bir çeşit "süper-pozisyon"da canlı kalarak evrenin sonuna kadar bizimle olacaklar. Bu sonlar birbiriyle de etkileşerek ilk bakışta eksik duran romanları zenginleştirecekler. Sonra, ucu özellikle açık bırakılmış romanlardan da derlemeye ekleyerek sonu gelemeyen listesini çeşitlendirdik. Yazarlar açık uçları bağlama işini okurlara bırakıyor - her okur, kedinin kutusunu kendi açıp içindeki kediye bakıyor. Her okurun gördüğü farklı son, romanın değerine değer katarak romanı zenginleştiriyor. Bu ay sinemayla edebiyatın arasındaki köprüde yürüdüğümüzden, sayfanın bir kısmını da sinema kuramına ve okurların sinemadaki sanatsal deneyimlerini zenginleştireceğini düşündüğümüz kitaplara ayırdık.

 

 

 

(Görselin büyük hali için tıklayınız.)

 

 

 

 


 

 

 

Görsel: Onur Atay

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Yeni yıl diye adlandırdığımız takvim dönemine yaklaşırken, yayınevleri, bizi heyecanlı tutmak adına yazarlarının beklenen yapıtlarını müjdelemeye başlar; biz okurlar da, sıkıntılı zamanlarımızda sığınabilmek ve günü geçirebilmek için okunacak yeni kitapların beklentilerine kapılırız.

Anna Karenina'yı elime ilk aldığımda lisedeydim. Birkaç sayfa okuduktan sonra uzun ve sıkıcı bir roman olduğuna karar verip rafa geri koymuştum. İkinci denememde üniversiteden yeni mezun olmuştum, bu defa elimden bırakamadım. O yaşta beni en çok heyecanlandıran, romanın unutulmaz karakterleri ve elbette aşktı.

Kimilerine göre “modern zamanların ilk miti”, kimilerine göre de “ilk modern bilimkurgu” olan Frankenstein ya da Modern Prometheus 1818’de yayımlandı ve on sekizinci yüzyılın sonlarına doğru zirveye çıkıp on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında hız kesen Britanya gotik romanının geç dönem eserlerinden biri olarak edebiyat tarihine geçti.

Korkularımızdan can bulup yine korkularımızla beslenerek yaşayan canavarlar; genelde hayvansal formlara insani özellikler eklenerek şekillendirilmişler – bazen insanlar gibi dik dururlar, bazen insana özel yüz ifadeleri taşırlar, bazen konuşurlar vesaire… İnsani özellikler; inandırıcılıklarını ve dolayısıyla etkilerini artırırken, kendileriyle ilintili korkuları da cisimleştirir.

Sinema severlerin heyecanla beklediği dönemlerden biri yaklaştı! Bu yıl 17.'si düzenlenen !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali 15-25 Şubat'ta İstanbul'da, 1-4 Mart tarihlerinde de Ankara ve İzmir'de... Filmlerin yanı sıra !f Music de, Müjde Ar ve Tuğrul Eryılmaz’ın !f İstanbul’a özel sohbeti ve hayat verecek etkinlikleriyle çok konuşulacak gibi görünüyor. Bu yılın teması ise "Hayat Var!”

Söyleşi

Zeynep Şen

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.