Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

KuşBakışı // Ercan Kesal'ın masasından




Toplam oy: 20

Yazar, yönetmen, oyuncu, senarist, doktor… Ercan Kesal’ın çalışma masasından kalkmaya pek vaktinin olmadığını düşünüyorduk. Nitekim, yine tam da bir çalışmanın ortasındayken, “fotoğraf okumaları” olarak nitelendirebileceğimiz özel bir kitabın hazırlık sürecinde ziyaret ettik kendisini.

 

 

 

 

(Fotoğrafı büyütmek için tıklayınız.)

 

 

 

Ve işte bu masadan çıkmış bir metin; Ercan Kesal’ın Ayrıntı Yayınları için hazırladığı o özel kitaptan,  Zamanın İzinde'den tadımlık bir bölüm:

 

 

Cennetin Kokusu… (foto 281)



Fotoğraf, bir cezaevi görüşünden. ‘Açık görüş’ olduğuna göre dini bayramlardan biridir mutlaka. Ramazan mı, Kurban mı bilmiyoruz.



Mevsim bahar olmalı.


Fotoğraftakiler için kış kötü geçmiş. Anne ve kızı için babasız, baba içinse eşsiz ve evlatsız geçen bir kış.
Anne ve kızın üzerlerinde hala kıştan kalma kazaklar var. Baba gömlekle gelmiş görüşe, belli ki açık havanın ve güneşin tadını çıkarmak istiyor.


Anne babasını coşkuyla kucaklayan kızına bakıyor. Erkeğinin yanında, ona hafifçe dokunmak, şimdilik yetmiş ona. Bütün sevme haklarını kızına devretmiş sanki.
Küçük kızın bir eli hala annesinde.  Birazdan babasından ayrılacak ve annesi hala yanında, iyi ki. Baba kızının ensesine gömmüş kafasını, kokluyor. Biliyor mu acaba cennet kokusunun çocukların güzel ve masum ensesinde olduğunu?


Yazar, yönetmen, oyuncu, senarist, doktor… Ercan Kesal’ın çalışma masasından kalkmaya pek vaktinin olmadığını düşünüyorduk. Nitekim, yine tam da bir çalışmanın ortasındayken, “fotoğraf okumaları” olarak nitelendirebileceğimiz özel bir kitabın hazırlık sürecinde ziyaret ettik kendisini.

 

 

 

 

 

 


 

 

 

Fotoğraflar: Pelin Ulca

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Biyografik metinlerin çok azı Stefan Zweig’ınkiler kadar “keyif”le okunur kanısındayım. Örneğin Nietzsche’yle ilgili cümleleri, ilk okuduğumdan bu yana hafızamdaki yerini koruyor: “Bir Alpler otelinin altı franklık bir pansiyonunda ya da Ligurya kıyılarında derme çatma bir yemekhane. Kayıtsız müşteriler, çoğu ‘small talk’ denen küçük sohbete dalmış orta yaşlı hanımlar.

Şebnem İşigüzel, geçen seneye iki roman “sığdırmıştı.” Çalışma masasının fotoğrafını çekmek üzere, bu üretkenliğinin devam ettiğini düşünerek ziyaret ettik kendisini. Yanılmamışız!

 

 

 

Teknolojik gelişmeler, sanatçıların kullandıkları aracıları ve sanat ürünlerini tarih boyu dönüştürdü. Boya tüplerinin bulunması empresyonist ressamların kapalı mekanları terk etmesine imkan verdi; matbaanın gelişip yaygınlaşması romanları ve romancıları doğurdu; tek kişinin kullanabildiği ve nispeten ucuz video kameranın icadı performans sanatına yeni bir boyut kazandırdı.

Hikayelerini, romanlarını, şiirlerini okuduğumuz edebiyatçıların mektuplarını okumak, edebiyat tarihi meraklılarına ne sağlayacaktır? Örneğin, kimi zaman mektuplar, gazetelerde “açık mektup” ifadeleriyle yayımlanarak bir polemik başlangıcı olur ve dönemin edebiyat ortamına dair bize bilgiler verir.

Dünyanın farklı yerlerinden yazarlardan bahsedeceğim bir “küçük okumalar rehberi” için editörümle anlaşmıştım, ama Londra merkezli Granta dergisinin son sayısında (139. sayı) üçüncü kez Amerikan edebiyatının genç yazarları listesine yer verdiklerini gördüğümden, tüm yazıyı bu listede odaklamak istedim.

Söyleşi

Ahmet Faruk Kayral ile söyleşi:


"Her şeye rağmen, yine de bu konuyla ilgilenen binlerce kültürlü insan var."


Ece KARAAĞAÇ

 

 

 

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.