Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

KuşBakışı // Ercan Kesal'ın masasından




Toplam oy: 0

Yazar, yönetmen, oyuncu, senarist, doktor… Ercan Kesal’ın çalışma masasından kalkmaya pek vaktinin olmadığını düşünüyorduk. Nitekim, yine tam da bir çalışmanın ortasındayken, “fotoğraf okumaları” olarak nitelendirebileceğimiz özel bir kitabın hazırlık sürecinde ziyaret ettik kendisini.

 

 

 

 

(Fotoğrafı büyütmek için tıklayınız.)

 

 

 

Ve işte bu masadan çıkmış bir metin; Ercan Kesal’ın Ayrıntı Yayınları için hazırladığı o özel kitaptan,  Zamanın İzinde'den tadımlık bir bölüm:

 

 

Cennetin Kokusu… (foto 281)



Fotoğraf, bir cezaevi görüşünden. ‘Açık görüş’ olduğuna göre dini bayramlardan biridir mutlaka. Ramazan mı, Kurban mı bilmiyoruz.



Mevsim bahar olmalı.


Fotoğraftakiler için kış kötü geçmiş. Anne ve kızı için babasız, baba içinse eşsiz ve evlatsız geçen bir kış.
Anne ve kızın üzerlerinde hala kıştan kalma kazaklar var. Baba gömlekle gelmiş görüşe, belli ki açık havanın ve güneşin tadını çıkarmak istiyor.


Anne babasını coşkuyla kucaklayan kızına bakıyor. Erkeğinin yanında, ona hafifçe dokunmak, şimdilik yetmiş ona. Bütün sevme haklarını kızına devretmiş sanki.
Küçük kızın bir eli hala annesinde.  Birazdan babasından ayrılacak ve annesi hala yanında, iyi ki. Baba kızının ensesine gömmüş kafasını, kokluyor. Biliyor mu acaba cennet kokusunun çocukların güzel ve masum ensesinde olduğunu?


Yazar, yönetmen, oyuncu, senarist, doktor… Ercan Kesal’ın çalışma masasından kalkmaya pek vaktinin olmadığını düşünüyorduk. Nitekim, yine tam da bir çalışmanın ortasındayken, “fotoğraf okumaları” olarak nitelendirebileceğimiz özel bir kitabın hazırlık sürecinde ziyaret ettik kendisini.

 

 

 

 

 

 


 

 

 

Fotoğraflar: Pelin Ulca

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Selçuk Demirel’in Yazarların Yüzünden kitabında bir araya getirilen “çizgi-portre denemeleri,” tanıdık gelecektir. Behçet Necatigil’den Oğuz Atay’a, Orhan Pamuk’tan Dostoyevski’ye 73 “yazı’n” insanının çizgi-portrelerinin büyük bir çoğunluğu, 2006-2016 arasında Milliyet Kitap ekinin kapak desenleri olarak da çıkmışlardı karşımıza.

 

Uzaydan gelen "davetsiz misafirlerle" iletişim kurma çabası üzerinden şekillenen hikayesiyle Arrival bu sinema sezonunun en dikkat çekici filmlerinden biriydi. Uzaylılarla fiziksel bir mücadeleden ziyade, iki farklı tür arasındaki barışçıl iletişim çabasını anlatmasıyla sıyrılıyordu Arrival benzer uzaylı istilası temalı filmlerin arasından.

William Gibson’ın Neuromancer’ını hatırlatan bir cyberpunk estetiği, siber çağda zihin ve beden ilişkisine ve epistemolojiye dair kafaya üşüşen sorular; kara filmlerden ödünç alınmış gibi duran sıkışık ve kasvetli kent sokaklarında durmak bilmeyen aksiyon, siber casuslar, başkalarının zihinlerini hack’leyen teröristler...

Yıllar sonra eski bir arkadaşla karşılaşmaya benziyor biraz. Onu tanıyorsunuzdur, hikayesini az çok hatırlıyorsunuzdur, hatta belki de hiç unutmamışsınızdır zaten. Ama şimdi biraz değişik bir halde çıkmıştır karşınıza. Ufak tefek yeniliklerle belki...

Söyleşi

Ömer Durmaz ile söyleşi:


“Tasarım ve yaratıcılık artık herkesin ihtiyacı”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.