Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

KuşBakışı // Gaye Boralıoğlu'nun masasından




Toplam oy: 756

Eylül Fırtınası filminin ve Bir İstanbul Masalı, Hırsız Polis, Bıçak Sırtı gibi televizyon dizilerinin senaristi olarak da Gaye Boralıoğlu bir süredir senaryo yazmıyor belki ama kendisini ziyaret ettiğimizde yeni bir roman müjdesi aldık.

 

Bilgisayarının hemen yanındaki, notlar aldığı kartlar da bu yeni romanın gecikmeden, önümüzdeki yıl içinde yayımlanacağının göstergesi...

 

(Fotoğrafı büyütmek için tıklayınız.)

 

Ve işte bu masadan çıkmış bir metin; Gaye Boralıoğlu’nun halen üzerinde çalışmakta olduğu yeni romanı “Fani”nin ilk cümleleri:



İnsan, yaralı bir hayvandır.


Ben Hilmi Adalı, pamuksu, beyaz bulutların salındığı gökyüzünün altında, dallarını beni korumak istercesine aşağı sarkıtmış olan şu devasa söğüt ağacının dibinde, alnımın ortasında bir kurşun deliği ile yatıyorum. Yaralıyım. Bu seferki sahici.


Söğüt ağacının yapraklarının arasından tatlı bir güneş ışığı tam göbeğimin üzerindeki düğmeye vuruyor. Bir müddet önce kopan ve sonra karımın yeniden diktiği sarı, metal düğmeye.
Gözlerim kapanıyor.


Açıyorum. Yattığım yerden otların arasına gömülmüş bacaklarımı görüyorum. Ayakkabımın teki çıkmış. Çorabımın deliğinden başparmağım görünüyor. Parmaklarımı oynatmayı deniyorum, olmuyor. Belki ayakkabımı görebilirim umuduyla etrafa bakmaya çalışıyorum, boynumu döndüremiyorum.
Vazgeçiyorum.


Biraz dinlensem, bir parça uyusam, belki bağırıp yardım isteyecek gücü bulabilirim kendimde. Fakat uyumamam gerektiğini biliyorum. Ama nereden bildiğimi bilmiyorum. Muhtemelen filmlerden.
Yanıma düşmüş elimin işaret parmağının ucunda bir karınca yürüyor.


Gözlerim açıkken, bazı görüntüler beliriyor önümde. Birbiriyle ilişkisi olmayan kopuk kopuk görüntüler... Bazen bir manzara, bir ev, çocukluğumdan bir fotoğraf, aniden bir motor geçiveriyor sonra. Bir kedi, yanan bir soba, kıyıya vuran deniz dalgaları. Anneme sarılıyorum, bacağına. Boyum ancak o kadar. Bir okul var, bahçedeyiz. Bayrak göndere çekiliyor. Bütün çocuklar, hepimiz göğsümüzü gururla şişirerek İstiklal Marşı’nı okuyoruz. Bir köpek suya düşüyor...

 

 


 


 

 

 

Fotoğraflar: Pelin Ulca

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Günlük yaşantıdaki kurallar çoğu zaman, yazılan eserler için de geçerlidir. Zorla gerçekleşen, kendine biçilen rolden fazlası istenen veya aşırıya kaçan her şey güzelliğini yitirir. Şair Eyyüp Akyüz, son kitabı Eskiden Buralar’da, adeta bu bilginin ışığında şiirlerini uzun tutmadan bitiriyor ve akılda kalan mısraları bize yadigâr kalıyor.

 

-Kimsin?

-Anneannemin torunuyum.

 

Divan Edebiyatı, sahibi meçhul bir kavram. Her halükârda 20. yüzyılın başında ortaya çıktığı konusunda bir tartışma yok. İskoçyalı oryantalist Elias John Wilkinson Gibb’in 1900 yılında yayınlanan Osmanlı Şiiri Tarihi kitabında bu kavrama hiç yer verilmez. Hepsi batılılaşma döneminde düşünülen isim alternatiflerinden biridir “Divan Edebiyatı”.

Arap coğrafyasında üretilen roman, öykü ve şiirler son yıllarda edebiyat gündeminde karşılık buluyor. Avrupa başta olmak üzere Batı’da düzenlenen büyük ve uluslararası kitap fuarlarındaki temsiliyetin güçlenmesi, en yeni eserlerin prestijli birçok ödüle değer görülmesinin bu ilgideki payı büyük elbette. Batı’nın doğuyu gördüğü “egzotik göz”le romantize edilemeyecek bir yükseliş bu.

Yirminci yüzyıl başlarında İngiltere genelinde Müslümanlara yönelik hasmane tavırlar öne çıkarken, İslam’ı seçenlerin sayısında da gözle görülür bir artış söz konusudur. İslam’la müşerref olan bu şahsiyetler, yeri geldiğinde İslam dünyasının savunucuları olarak da önemli faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.