Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

KuşBakışı // Sevim Ak'ın masasından




Toplam oy: 54

Türkiye’de çocuk edebiyatından söz ederken, hiç tartışmasız, ismini ilk sıralarda anacağımız bir isim Sevim Ak; ve bu yıl, edebiyattaki 30. yılı! Biz de Sevim Ak’ın kapısını hem 30. yılını kutlamak hem de yeni bir kitap müjdesi alabiliriz düşüncesiyle çaldık.

 

 

(Fotoğrafı büyütmek için tıklayınız)

 

İşte bu masadan çıkmış bir metin. Sevim Ak’ın halen üzerinde çalıştığı, adı şimdilik “Ada ve Adam” olan kitabından tadımlık bir bölüm:


Ada’nın 7 yıldır sürdürdüğü konforlu yaşamın dibine darı ekildi. Babası geçen hafta sonu alışverişinde çok istediği çizgi romanı almadı. Hint sirkinin gösterisine ne zaman gidebileceklerini soramıyor bile.


“Artık eskisi kadar özgür değiliz. Düşünmemiz gereken birisi daha var,” sözünü işitmekten bıktı.


Babası bütçeyi kısarken annesi yeni bir uğraş edindi. Bebeği karnında taşırken başladı değişim. Gebeliğin 5. ayından sonra ağlamaklı bir kadın olmuştu. Sokak hayvanlarının soğukta kalmasına dayanamıyor, her gün eve kedi köpek yavruları taşıyordu. Bir, iki, beş, sekiz yavru… derken ev barınağa dönüşecekti ki… anne hemen bir acil durum planına geçti. Kolilerden soğuğa dayanıklı evler yapmaya başladı. Bir, iki, üç ev… derken dur duraksız çalışma temposuna girdi. Her kediye bir ev edindirme düşüncesinden kendini alamıyordu. Dükkanlar alışkanlık edinmişti, boşalan kolileri kapının önüne çıkarıyorlardı. Her yavruya kendi boyutlarından biraz büyük, içi yumuşak minderli evlerin yanında anne ve küçük yavruları barındıran büyük evler yapıyordu. Tek odalı evlerden iki odalı evlere, hatta yiyecek depolularına geçişi evde şaşkınlıkla izleniyordu. Hayvanlar komşulukları gelişsin, yiyeceklerini paylaşsınlar diye evleri iki katlı, ortak kilerli olarak tasarlamaya geçti sonra. İhtiyaca göre yeni bölümler, detaylar ekliyordu. Pembe-yeşil panjurlu, kiremit rengi çatılı, duvarları resimlerle süslü evler gitgide köşe başlarını tuttu.


Şimdi yaz. Ama anne kartondan ev tasarımını öyle ilerletti ki. Açıkta neyi görse bir evin içine hapsetmeden rahat etmiyor. Kuş evleri, köpek kulübeleri, duvar süsleri yapıyor, boyuyor. Arkadaş evlerine giderken hediyelik eşya dükkanlarından süslü püslü biblolar almıyor artık. Kendi elinden çıkma, kartondan olduğu pek anlaşılmayan süslerden götürüyor.
Kimse bilmiyor, Ada büyük sıkıntıda. Birkaç haftadan beri kendine yeni bir yer arıyor. Annesi kardeşinin gece bağrışlarından uyuyamadığını öğrendiğinde sözde onu rahata erdirmek için çılgın bir buluş yaptı. Ada’nın yatağının üstüne kartondan bir ev kondurdu. Bebeğin beşiğine bile açık çatılı bir ev inşasına başladı.


Anne, oğlu şimdi kendi özel evinde mışıl mışıl uyuyor diye huzurlu. Oysa yatağına karton ev kurulduğundan beri Ada sabaha karşı yastığını kapıp evlerinin baktığı parka kaçıyor. Yaşlı ağaçlar, gül fidanları ve şimşirler arasında sessiz bir yer arıyor.

 

 

 

 


 


Fotoğraflar: Pelin Ulca

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Yeni yıl diye adlandırdığımız takvim dönemine yaklaşırken, yayınevleri, bizi heyecanlı tutmak adına yazarlarının beklenen yapıtlarını müjdelemeye başlar; biz okurlar da, sıkıntılı zamanlarımızda sığınabilmek ve günü geçirebilmek için okunacak yeni kitapların beklentilerine kapılırız.

Anna Karenina'yı elime ilk aldığımda lisedeydim. Birkaç sayfa okuduktan sonra uzun ve sıkıcı bir roman olduğuna karar verip rafa geri koymuştum. İkinci denememde üniversiteden yeni mezun olmuştum, bu defa elimden bırakamadım. O yaşta beni en çok heyecanlandıran, romanın unutulmaz karakterleri ve elbette aşktı.

Kimilerine göre “modern zamanların ilk miti”, kimilerine göre de “ilk modern bilimkurgu” olan Frankenstein ya da Modern Prometheus 1818’de yayımlandı ve on sekizinci yüzyılın sonlarına doğru zirveye çıkıp on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında hız kesen Britanya gotik romanının geç dönem eserlerinden biri olarak edebiyat tarihine geçti.

Korkularımızdan can bulup yine korkularımızla beslenerek yaşayan canavarlar; genelde hayvansal formlara insani özellikler eklenerek şekillendirilmişler – bazen insanlar gibi dik dururlar, bazen insana özel yüz ifadeleri taşırlar, bazen konuşurlar vesaire… İnsani özellikler; inandırıcılıklarını ve dolayısıyla etkilerini artırırken, kendileriyle ilintili korkuları da cisimleştirir.

Sinema severlerin heyecanla beklediği dönemlerden biri yaklaştı! Bu yıl 17.'si düzenlenen !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali 15-25 Şubat'ta İstanbul'da, 1-4 Mart tarihlerinde de Ankara ve İzmir'de... Filmlerin yanı sıra !f Music de, Müjde Ar ve Tuğrul Eryılmaz’ın !f İstanbul’a özel sohbeti ve hayat verecek etkinlikleriyle çok konuşulacak gibi görünüyor. Bu yılın teması ise "Hayat Var!”

Söyleşi

Zeynep Şen

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.