Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

NesneKitap // Edebiyat ve mimarlık aynı çatı altında




Toplam oy: 40
Kolektif
Yapı Endüstri Merkezi Yayınları
İçeriğiyle yeterince merak uyandıran Edebiyatta Mimarlık, aslında nesne kitap özellikleriyle de dikkat çekici bir çalışma.

Edebiyat ile mimarinin kesiştiği noktaya ilişkin sanırım birçok şey söylenebilir. En başta, belli durumlar için kullanılan ifadeler bile bu birlikteliğin boyutu hakkında fikir verecektir. Bir öykünün “çatısından” bahsedilir örneğin, romanların dayandığı “temeller” vardır, kitaplar arası bağlantılar için “köprüler” ifadesini kullanırız; dahası, bir kitap okumaya başlamanın, mimari bir yapıya adım atmakla eşdeğer olduğu dile getirilir.


Geçtiğimiz Ekim ayının son haftası, konunun meraklıları için bir hayli verimli geçti aslında. Bunlardan biri, 31 Ekim Pazartesi günü İstanbul’daki Salt Galata’da gerçekleştirilen “Mimarlık ve Edebiyat” başlıklı söyleşiydi. Gazeteci ve yayıncı Cem Erciyes ile yazar Ahmet Ümit’i bir araya getiren panelde mimarlık ve edebiyatın kent, mekan ve bellek üzerinden ortak özellikleri tartışıldı; İstanbul’un mekansal algısının edebiyat alanına katkısı irdelendi. Daha öncesinde, 25 Ekim Salı günü ise Hikmet Temel Akarsu moderatörlüğünde Celal Abdi Güzer, Sema Sandalcı ve Yücel Gürsel, edebiyattaki mimarlığı konuşmak üzere Yapı-Endüstri Merkezi’nde bir araya geldiler. Bu söyleşi aynı zamanda, 25 Ekim’den itibaren her salı günü Açık Radyo’daki “Edebiyatta Mimarlık” programının da bir anlamda başlangıcıydı. Hepsinin merkezinde ise, geçtiğimiz günlerde YEM Yayın tarafından yayımlanan Edebiyatta Mimarlık isimli çalışma yer alıyor.


Yayına Hikmet Temel Akarsu ile Nevnihal Erdoğan’ın hazırladığı Edebiyatta Mimarlık mimar, sanatçı, felsefeci ve akademisyenlerden oluşan 55 ismin katkısıyla ortaya çıkmış bir derleme. Türk ve Dünya edebiyatından, mimarlığa vurgu yapan edebi eserler mercek altına alınmış. Tolstoy’un Savaş ve Barış’ı, Kafka’nın Şato’su, Orhan Pamuk’un Kara Kitap’ı, Kazancakis’in Zorba’sı, LeGuin’in Mülksüzler’i, Orwell’in 1984’ü, Calvino’nun Görünmez Kentler’i ya da Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü ve Umberto Eco’nun Gülün Adı romanları gibi 100 eser, tematik olarak sınıflandırılarak incelenmiş. Şu başlıklar altında: “Mimarlığa Referans Veren Klasikler”, “Mimarlıktan İlham Alan Romanlar / Mimarlığa İlham Veren Romanlar”, “Mimarlık Sosyolojisine Dair Edebi Eserler”, “Seyahatnameler ve Biyografik Seyahatnameler”, “Ütopyalar”, “Bilimkurgu ve Distopyalar”, “Fanteziler”, “Mimari Denemeler”, “Mimari Birer Estet Olarak İstanbul Yazarları”, “Mimarlık ve Sanat Kuramlarına Dair.”


İçeriğiyle yeterince merak uyandıran Edebiyatta Mimarlık, aslında nesne kitap özellikleriyle de dikkat çekici bir çalışma olmuş. Kullanılan kağıt, cilt, renkler, sayfa tasarımı, özel bölüm geçişleri gibi unsurların yanı sıra mimar Türkiz Özbursalı’nın “aksonometrik ve perspektif ilkeler ışığında” yaptığı illüstratif desenler de kitaba ekstra bir albeni katmış. Kısacası, kayıtsız kalmak pek mümkün değil...

 

 

 

 

 


 


Görsel: Türkiz Özbursalı ( Edebiyatta Mimarlık kitabından)

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Her okurun bir yazarı çok sevmek için son derece haklı ve bir o kadar özgün gerekçeleri vardır şüphesiz. Yola bu bilinçle, SabitFikir okurlarının edebiyatın öne çıkan yazarlarını neden sevdiklerine ilişkin bir tartışma başlatmak için çıktık. Öyleyse soruyoruz:  Siz Georges Simenon'u niçin okuyorsunuz?

 

 

Beat Kuşağı'nın en önemli figürlerinden biri olan şair Allen Ginsberg, Naropa Üniversitesi'ne bağlı Jack Kerouac School of Disembodied Poetics'teki kürsüsünden genç şairlere seslenirken onları "profesyonel bir evrendeki amatörler" olarak tanımlıyordu. Ölene dek sürdüreceği bu derslerde Beat Kuşağı'nın edebi tarihini anlatan Ginsberg hemen her öğretmen gibi ödevler de veriyordu elbette.

Romantizm akımının en tanınmış yazarlarından biridir Victor Hugo. Daha ilk romanı olan Notre Dame'ın Kamburu ile ortaya koyar edebiyat alanındaki yetkinliğini ki bu roman ona dünya çapında bir şöhret de getirmiştir. Müzikallerden sinema filmlerine kadar birçok farklı görünüme giren Notre Dame'ın Kamburu, Disney animasyon stüdyosu tarafından çizgi filme dahi uyarlanmıştır.

Seri kitaplar okumayı sevenler iyi bilirler: Yeni bir seriye başlamak uzun bir yolculuğa çıkmak gibidir. Bu yolculuğun ne kadar süreceği sizin okuma hızınız kadar serinin yazarının yazma hızına da bağlıdır. Serinin yeni kitabını beklerken yaşlanan da, birbiri ardına eklenen yeni kitapları okuyacağım derken ömrünü vakfeden de çoktur.

Galip Tekin’i kaybettik. İsmi çizgi romanla birlikte anılan önemli bir sanatçı, çizgili dergileri takip eden herkesin ilk aklına gelen üreticilerden biriydi. Yüzlerce çizer ve hikayeci arasında hatırlanması, sempati ve saygı görmesi birkaç haklı nedene dayanıyordu. Her şeyden önce, halihazırda çizgi roman çizmeyi, her hafta iş üretmeyi sürdüren bir emekçiydi.

Söyleşi

Gökhan Dumanlı ile söyleşi:



"Zarafet ölmedi, görgüsüzlük popüler oldu."


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.