Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Niçin Okumalıyız? // Jane Austen




Toplam oy: 0

Her okurun bir yazarı çok sevmek için son derece haklı ve bir o kadar özgün gerekçeleri vardır şüphesiz. Yola bu bilinçle, SabitFikir okurlarının edebiyatın öne çıkan yazarlarını neden sevdiklerine ilişkin bir tartışma başlatmak için çıktık. Öyleyse soruyoruz:  Siz Jane Austen'ı niçin okuyorsunuz?

 

 

 

 

1.       “Ciddi meseleleri efendiler yazsın, ben kendi dünyamı anlatacağım,” diyerek kinayeli bir iddiasızlıkla aşk, evlilik, para, roman sanatı gibi son derece ciddi meseleleri hünerle eserlerinin başlıca konusu ettiği için.

 


2.       Sıklıkla söylendiği gibi “aklını aşk ve evlilikle bozmuş kadın karakterler” yaratırken aslında aşk romanı türünü son derece gerçekçi bir hicve dönüştürdüğü için.

 


3.       Karakter yaratma, diyalog yazma; çok konuşma ve sessizlik, keder ve yaşam sevinci, hayal ve gerçeklik arasında hayranlık uyandırıcı bir ritm yakalama konusunda ders verdiği için.

 

 

 


 



Görsel: Aslı Yazan

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Selçuk Demirel’in Yazarların Yüzünden kitabında bir araya getirilen “çizgi-portre denemeleri,” tanıdık gelecektir. Behçet Necatigil’den Oğuz Atay’a, Orhan Pamuk’tan Dostoyevski’ye 73 “yazı’n” insanının çizgi-portrelerinin büyük bir çoğunluğu, 2006-2016 arasında Milliyet Kitap ekinin kapak desenleri olarak da çıkmışlardı karşımıza.

 

Uzaydan gelen "davetsiz misafirlerle" iletişim kurma çabası üzerinden şekillenen hikayesiyle Arrival bu sinema sezonunun en dikkat çekici filmlerinden biriydi. Uzaylılarla fiziksel bir mücadeleden ziyade, iki farklı tür arasındaki barışçıl iletişim çabasını anlatmasıyla sıyrılıyordu Arrival benzer uzaylı istilası temalı filmlerin arasından.

William Gibson’ın Neuromancer’ını hatırlatan bir cyberpunk estetiği, siber çağda zihin ve beden ilişkisine ve epistemolojiye dair kafaya üşüşen sorular; kara filmlerden ödünç alınmış gibi duran sıkışık ve kasvetli kent sokaklarında durmak bilmeyen aksiyon, siber casuslar, başkalarının zihinlerini hack’leyen teröristler...

Yıllar sonra eski bir arkadaşla karşılaşmaya benziyor biraz. Onu tanıyorsunuzdur, hikayesini az çok hatırlıyorsunuzdur, hatta belki de hiç unutmamışsınızdır zaten. Ama şimdi biraz değişik bir halde çıkmıştır karşınıza. Ufak tefek yeniliklerle belki...

Yazar, yönetmen, oyuncu, senarist, doktor… Ercan Kesal’ın çalışma masasından kalkmaya pek vaktinin olmadığını düşünüyorduk. Nitekim, yine tam da bir çalışmanın ortasındayken, “fotoğraf okumaları” olarak nitelendirebileceğimiz özel bir kitabın hazırlık sürecinde ziyaret ettik kendisini.

 

Söyleşi

Ömer Durmaz ile söyleşi:


“Tasarım ve yaratıcılık artık herkesin ihtiyacı”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.