Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Okumanın ruh sağlığına sağladığı 7 fayda




Toplam oy: 164

Okumanın keyifli olduğu kadar yararlı da olduğu artık yadsınamaz bir gerçek. Okumak beyindeki faaliyeti çoğaltıyor, Alzheimer riskini azaltıyor, hatta depresyona iyi geliyor. Üstelik okumak sadece bedensel ve zihinsel gelişim sağlamakla kalmıyor, ruh sağlığımıza da iyi geliyor. Nasıl mı? Anlatalım.

 

1. Okumak empatiyi geliştirir. Hatta sosyal becerilerin geliştirilmesinde de etkili olabilir.

 

Okumak, özellikle de kurgu eserler okumak empatiyi geliştirmekte oldukça yararlı. Bir kahramanın bakış açısına girerek kendi benliğimizden sıyrılmak ve olaylara onun gözünden tanıklık etmek gerçek hayatta kendimizi başkalarının yerine koymamızı da kolaylaştırıyor.

 

2. Başka yaşamları anlatan hikayeler okumak kendi hayatınıza yeni bir açıdan bakmanızı sağlar.

 

İnsanların başka hikayeler üzerinden kendi hayatlarını düşünmelerinin tarihi antik Yunan medeniyetlerine kadar dayanıyor.  Antik Yunan şehir devletlerinde okumak bugünkü kadar yaygın olmasa da halkın kültürel ihtiyacı tiyatro ile karşılanıyordu. İnsanlar izledikleri trajedilerle karakterlerin yaptığı dramatik hatalar üzerine düşünür ve bu sayede kendi kararlarının olası sonuçlarını daha iyi kavrarlardı. Bu prensip bugün sadece trajediler değil, romanlar ve öyküler için de geçerli.

 

3. Yalnızca keyif için okumak stresi düşürür ve rahatlama sağlar.

 

Bir ödev yapmak, sınava hazırlanmak ya da iş hayatında ihtiyaç duyduğunuz bir bilgiyi araştırmak için okumaktan bahsetmiyoruz burada. Bahsi geçen salt kişisel tercihleriniz doğrusunda seçtiğiniz kitapları kendi keyfiniz için okumak. Keyif için okumak günlük hayatın stresiyle başa çıkmanızda yardımcı olabilir.

 

4. Okumak gerçek dünyadan kaçıp başka dünyalara dalmanızı sağlar.

 

Gündelik hayatın rutini zamanla bunaltıcı hale gelebilir, her biri birbirine benzeyen günler yaşamak kişinin anlam yoksunluğu ve bezginlik yaşamasına sebep olabilir. Okumak en hafif tabirle gündelik hayatımıza "macera" katar. Ayrıca çözümü zor ya da imkansız problemlere karşı karşıyaysanız, okumak mevcut problemleriniz içinde zihninizi boşaltabileceğiniz bir oda yaratır adeta.

 

5. Okumak sizi düşünmeye zorlar ve problemler karşısında daha yaratıcı çözümler üretmenizi sağlar.

 

Çatışma kurgunun olmazsa olmazıdır bir nevi. Karakter hikayenin gidişatı içinde bir problemle karşılaşır ve olaylar gelişir. Bu sayede karaktere eşlik eden biz okurlar da aynı problemle karşılaşır ve karakterle eşzamanlı olarak çözüm üretmeye girişiriz. Bulduğumuz çözüm kimi zaman karakterin çözümüyle aynıdır, kimi zamansa farklı. Ama her halükarda problem çözme yetimizin geliştiği kesin.

 

6. Okumak zekayı geliştirir.

 

Günümüzde, özellikle de çocuklara hitap eden birçok ürünün "zekayı geliştirme" iddiasıyla pazarlandığına şahit oluyoruz. Diğerlerini bilemeyiz ama okumak genel kültürü artırmanın yanı sıra zekayı da gerçekten geliştiriyor. Nasıl mı? Kelime dağarcığımızı geliştirerek... Okuyarak kelimelerle düşünen zihnimizin alet çantasını geliştirmiş oluyoruz.

 

7. Yatmadan önce kitap okumak iyi bir gece uykusu sağlar.

 

Günümüzde birçok insanın zihni bedeni kadar yorulmuyor ve birçoğumuz yatağa yorgunluktan tükenmiş bir bedenle beraber düşüncelere boğulmuş bir zihin taşıyoruz. Bu durum yatağa girdikten saatler sonra bile düşüncelerinde boğulmaya devam eden bireyler yaratıyor. Uykusuz geçen bir gecenin ardından yeni bir güne başlamak da eninde sonunda kendimizi tükenmiş hissetmemize ve buna bağlı olarak depresifleşmemize sebep oluyor.  Oysa okumak, hem günlük düşüncelerden arınmak, hem de zihninizi olumlu anlamda yormak için iyi bir yöntem olabilir. Gevşemeye de katkı sağladığını düşünecek olursak iyi bir gece uykusuna giden yol yatmadan önce okunacak birkaç sayfadan geçiyor olabilir.

 

 

 

 


 

Kaynak: The Bustle

 

Görsel: Ece Zeber

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Yeni yıl diye adlandırdığımız takvim dönemine yaklaşırken, yayınevleri, bizi heyecanlı tutmak adına yazarlarının beklenen yapıtlarını müjdelemeye başlar; biz okurlar da, sıkıntılı zamanlarımızda sığınabilmek ve günü geçirebilmek için okunacak yeni kitapların beklentilerine kapılırız.

Anna Karenina'yı elime ilk aldığımda lisedeydim. Birkaç sayfa okuduktan sonra uzun ve sıkıcı bir roman olduğuna karar verip rafa geri koymuştum. İkinci denememde üniversiteden yeni mezun olmuştum, bu defa elimden bırakamadım. O yaşta beni en çok heyecanlandıran, romanın unutulmaz karakterleri ve elbette aşktı.

Kimilerine göre “modern zamanların ilk miti”, kimilerine göre de “ilk modern bilimkurgu” olan Frankenstein ya da Modern Prometheus 1818’de yayımlandı ve on sekizinci yüzyılın sonlarına doğru zirveye çıkıp on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında hız kesen Britanya gotik romanının geç dönem eserlerinden biri olarak edebiyat tarihine geçti.

Korkularımızdan can bulup yine korkularımızla beslenerek yaşayan canavarlar; genelde hayvansal formlara insani özellikler eklenerek şekillendirilmişler – bazen insanlar gibi dik dururlar, bazen insana özel yüz ifadeleri taşırlar, bazen konuşurlar vesaire… İnsani özellikler; inandırıcılıklarını ve dolayısıyla etkilerini artırırken, kendileriyle ilintili korkuları da cisimleştirir.

Sinema severlerin heyecanla beklediği dönemlerden biri yaklaştı! Bu yıl 17.'si düzenlenen !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali 15-25 Şubat'ta İstanbul'da, 1-4 Mart tarihlerinde de Ankara ve İzmir'de... Filmlerin yanı sıra !f Music de, Müjde Ar ve Tuğrul Eryılmaz’ın !f İstanbul’a özel sohbeti ve hayat verecek etkinlikleriyle çok konuşulacak gibi görünüyor. Bu yılın teması ise "Hayat Var!”

Söyleşi

Zeynep Şen

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.