Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Bir kadının varolma mücadelesi



Toplam oy: 5
Ersi Sotiropoulou // Çev. Ayhan Özşeker
Ayrıntı Yayınları
Eva, paravanın arkasından hayatı izlemek ile paravanı yıkıp geçmek arasında bir mücadelenin romanı...

Türkçeye Eva dışında –en azından şimdilik– hiçbir metni çevrilmeyen Ersi Sotiropoulos, Yunanistan’ın gözde yazarlarından. Hem evrensel öğelere hem de Yunanistan kültürüne kitaplarında hayli yer veren bir isim; ayrıca, eğitimini aldığı felsefe ve kültürel antropolojinin izlerine de sıklıkla rastlanıyor. Eva da, bunların hemen hepsini kapsayan ve bir kadının hayata tutunma mücadelesini anlattığı, yer yer Sotiropoulos’un yaşamından parçalar da taşıyan bir roman.


Sotiropoulos’un romanda anlattığı hikaye, bir yönüyle, Eva ile Nikos’un çalkantılı ilişkisi üzerine kurulu; ayrılığın gücüne teslim olduktan sonra aşkları yeniden kabaran çiftin ilişkisi, her ne kadar ideal görünse de altında anlaşmazlıklar yatıyor. Hikayenin diğer ayağı ise Eva’nın varoluşuna dair.


Sotiropoulos’un bu iki tarafı zaman zaman birbirine yaklaştırdığını bazen de birbirinden kopardığını görüyoruz. Bu sırada metne eşlik eden Kavafis şiirleri ve The Doors şarkıları, Eva ile Nikos’un ilişkisindeki “çekim” ve “itim” noktalarını temsil ediyor.

 

 

 

İkilinin katıldığı bir partinin tasvirleriyle genişleyen romanda Sotiropoulos loş odaları, yüksek sesli müziği ve insanların birbiriyle anlaşma uğraşını anlatıyor. Tüm bu unsurlar, Eva ile Nikos’un ilişkisine derinlik katan birer metafor olarak kullanıyor. Öte yandan, karanlık bedenler ve gecenin ağır havasını da yansıtıyor bu benzetmeler.


Unutulan endişeler

 

Sotiropoulos, yalnızca Eva’nın bugününde değil, yakın geçmişinde de odaklanırken babasının okuduğu kitaplar ve annesiyle didişmelerinin ağırlıkta olduğu aile yaşantısı da kurmacadaki yerini almış. Gerek Niko gerek kendi ailesi ve çevresi, Eva’nın hayatını çeşitli yönlere çekiştirirken sağlam durmaya çalışan bir kadınla karşılaşıyoruz. Üstelik buna, onun sol fraksiyonlara mensup arkadaşlarıyla yaşadığı gerginlikleri aşma çabası da dahil.

Eva’nın hayatı, “unutmadığı şeylere dair unuttuğu endişelerle” örülü. Bu anlamda Sotiropoulos, okura hep tetikte kalması gereken bir roman armağan etmiş: Çoğunlukla paniğin ortasındaki bir sükûnet, sakinliğin orta yerinde heyecan giriyor devreye. Dar mekanda büyük olaylar silsilesiyle yüzleşiyor okur.

Edebiyatla varolan ve yazmanın kendisini en iyi ifade etme biçimi olduğunu söyleyen Sotiropoulos, Yunanistan’ın en zor dönemlerinde okuyarak nasıl ayakta kaldığını hiç unutmuyor. Bu anlamda romanın başkarakteri Eva’yla, mücadele bağlamında benzer tarafları var. Romandaki karanlık, sancılı ilişkiler ve bir noktada gün yüzüne çıkan hesaplaşmalar, Eva gibi Sotiropoulos’un da hayatını etkilemiş. Böyle bakınca, yazarın, yarattığı karakterle yakınlığından söz etmek mümkün.

 

Eva, romanda çift yönlü bir karakter olarak beliriyor: Öncelikle kendi hayatını yaşayan ve gerilimlerin peşinden sürüklenen biri. Ardından, hem anlatıcının hem de Sotiropoulos’un kahramanı. Olup bitenin tamamını göz önünde bulundurduğumuzda romanın, gündelik yaşantı içinde ve aynı zamanda onun dışında bir karakter etrafında kotarıldığını görüyoruz.


Eva, bu anlamda paravanın arkasından hayatı izlemek ile paravanı yıkıp geçmek arasında bir mücadelenin romanı.

 

 


 

 

Görsel: Elif Demir

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Bilgi, günümüzde her ne kadar dijital platformun malzemesi gibi görünse de, insanın yeryüzünde binlerce yıllık serüveninin kanıtı olan kağıdı ele alarak bilgiye ulaşmak bambaşka bir güzellik hiç kuşkusuz. Kitapların insan zihninde açtığı yolu ve kurduğu bağlantıları sözle betimlemek neredeyse olanaksız.

Nantucket’lı Arthur Gordon Pym’in Hikâyesi, kısa öyküleriyle tanınan, gotik ve fantastik edebiyat geleneğinin önde gelen yazarlarından Edgar Allan Poe’nun 1837 ile 1839 yılları arasında tamamladığı yegane romanı.

Doris Lessing, 1979-1983 yılları arasında yayımlanan ve beş kitaplık bir bilimkurgu serisi olan “Argos’taki Kanopus Arşivleri”nin ilk romanı Şikeste’de, sonsuz uzayın boşluğunda sürüklenen bir gezegenin tarihini ve o gezegenin üzerinde hüküm süren canlıların çıkış ve çöküş öyküsünü anlatıyor.

Suat Derviş, seçkin sınıfın ev içi hayatlarından toplumun yoksul tabakalarına kadar farklı grupları eserlerine yerleştirmiş bir yazar. Korku, gotik, aşk, toplumcu gerçekçi roman, hikaye gibi farklı temalarda ve türlerde eserler vermesinin yanı sıra uzun yıllar gazetecilik de yapmış, Nâzım Hikmet'in teşvikleriyle yazı dünyasına adım atmış bir yazarımız.

Bundan birkaç yıl önce özel bir üniversitede “Benliğim Ne Kadar Benden?” başlıklı bir nöropsikofelsefe sempozyumu olmuştu. (Burada öncelikle başlığın cazibesine kapıldığımı itiraf etmekte bir sakınca görmüyorum.) Psikanalist Bella Habip, “Psikanaliz Kuramları İçinde Benlik Kavramının Serüveni” başlıklı bir konferans vermişti.

Söyleşi

Serhat Tolga Yıkıcı ve Ayşegül Kirpiksiz ile söyleşi:


 “Wattpad genç okuru daha iyi anlamamıza imkan veriyor.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.