Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Bu Kitabı Okuyan Katil Olamaz



Toplam oy: 493
Joseph Conrad
İletişim Yayınevi

Polonya asıllı İngiliz yazar Joseph Conrad en çok egzotik denizci maceralarını anlattığı kitaplarıyla tanınır. Kasırgaların, limanların, afetlerin, trajedilerin ve bunlara göğüs geren yiğit denizcilerin öykülerini anlatır Conrad. İngiliz Edebiyatı'nda adı büyük harflerle anılır. Adının büyük harflerle anılmasının sebebi sadece denizcilik romanları yazıyor olması değildir elbette. Çok az yazar onun anlatımını yakalayabilir, onun yarattığı atmosferi kâğıda dökebilir, onunkiler kadar gerçek karakterler yaratabilirler. İnsan psikolojisinin ve karakterinin eksikliklerini, hastalıklarını teşhis eden bir doktor, amansız hastalıklarının şifasıdır Conrad.

İnsan psikolojisinin hastalıklarının dermanı, Joseph Conrad’ın sunduğu ilaçlardan biri de Hint Okyanusu'nda isimsiz, unvansız yaşayıp gitmeye, geçmişini unutmaya çalışan bir denizciyi anlattığı Lord Jim’dir. Heyhat! Unvansız yaşamak isterken Lord olmuş...

Kitap kısaca hayatı boyunca yiğitlik öyküleri okuyan denizci Jim’in cesaretini kanıtlayacağı sırada bir anda korkusuna yenilip, hayatı boyunca bir korkak olarak damgalanmasını, tanınmamak için limandan limana dolaşmasını, utancından ve geçmişinden kaçışını anlatır. Doğrudur, insan geçmişinden kaçabilir ama maalesef saklanamaz.

Bir cesaret, yiğitlik, denizcilik macerasının katillikle, cinayetle ne alakası var? Bu polisiye bir roman değil ki katili arayalım. Hem kanunlar, hapishaneler, cezalar bile insanların katil olmasını engelleyemezken bir kitap mı insanların cinayet işlemesini engelleyecek?

Hayatı boyunca yiğitlik öyküleri okuduğu halde korkusuna yenik düşen Jim’in öyküsü sıradan bir denizci macerası değil. İnsanın korku, nefret ve utanç duyguları karşısında ne kadar savunmasız olduğunu anlatan bir roman bu. Uyarıcı bir roman. Tehdit etmiyor, korkutmuyor; haysiyeti ve şerefi için yaşayan bir insanın haysiyetini nasıl kaybettiğini ve geri kazanmak için nelere katlandığını, nasıl yaşadığını anlatıyor. Sadece anlatıyor. Bir anlık gafletin bedelinin bir ömür olduğunu gösteriyor.

Lord Jim’in doktor kontrolünde okunmasına gerek yok ama keşke daha sıkı bir editör kontrolünden geçseymiş diyoruz. Her ne kadar çevirmen Hasan Fehmi Nemli bu zor metni çevirirken başarılı olsa da, özellikle diyaloglar bazı bölümlerde çok sırıtıyor. Bir gemi tayfasının Viktorya döneminde yaşayan bir İngiliz asilzadesi gibi konuştuğunu düşünün. Saygıdeğer okuyucularım, sizi temin ederim bu türde diyaloglar kitabın içinde mevcut ve avam ahalinin terennüm ettiği gibi ‘kulak tırmalayıcı’. Neyse ki bu tür editör hataları kitabın büyüsünü ve etkisini bozacak kadar yaygın değil.

Gençler -çocuklar da tabii- bu kitabı mutlaka okumalı. Eski saf hümanist pedagojimize dayanan sloganımızı da atabiliriz burada: Gençlere bu kitabı okutalım anne babalar! Onların küçücük egolarının kültürsüzlükle ne canavarlıklara yol açtığını hala anlamadık mı?

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Steve Almond Küçük Güzel Şeyler için yazdığı giriş yazısında Cherly Strayed’la tanışmalarını anlatmış. Bir web sitesinde, okurlara hayata dair tavsiyeler veren köşenin yazarı olarak parasız bir işe başlamış Almond, köşenin adı “Sevgili Şeker” olmuş. O kendince, hem nezaket kurallarını aşındıran hem de son derece dürüst bir köşe yaratmaya çalışmış.

Bazı çevrelere göre modern edebiyatın öncülerinden, bazılarına göre yazdıkları anlaşılmayan, bazılarına göre bir deha, bazılarına göre kendi reklamını yapan, bazılarına göre politikacı biriydi Gertrude Stein; Pablo Picasso’nun portresini yaptığı, Virginia Woolf’un yazdıklarını basılmaya değer görmeyen, Ernest Hemingway’e göreyse yol gösterici bir isimdi...

Müzik ruhun gıdasıdır. Tıpkı edebiyat gibi. Bu iki kadim sanat, yüzlerce yıllık birlikteliklerini günümüze kadar başarıyla sürdürmüşler, insanların ruhsal gelişimlerine katkıda bulunmuşlardır. Sanatçılar, hangi dalda üretim yaparlarsa yapsınlar, sonunda hep bu iki sanatın insan üzerinde yaptığı etkileri, üretimlerinde temel unsur olarak kullanmışlardır.

Hepimiz yaşamın içinde heyecanlı ya da çaresiz hissettiren birçok olayın ya da durumun bizzat öznesi oluruz. Olup bitenlerin bu sürekli akışında aklımızda kalan, yaşananların bütünü değil, bütünden kesitler halinde çekip çıkardıklarımızdır. İşte çekip çıkarılanlar da anlardır aslında; hiç unutamadığımız, bizimle birlikte yaşayan anlar...

 

İnsan bazen, aklını bulandıran, onu belki bir kıyıya belki bir uçurumun kenarına iten kitaplarla karşılaşır. Bu hayatta pek az olan bir şeydir. İnsan kitap elinde, itilip kaldığı yerden dünyaya bakakalır. Okuduğu satırların aralarına sıkışır, ağırlığı fark edilmeyen bir kitabın altında kalır. Boğazda bir yumru aynaya bakmaktan korkmaktır bazı kitaplar.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.