Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Kadın kadına öyküler



Toplam oy: 37
Ayten Kaya Görgün
Ayizi Kitap
Okurken “Ben bu anı daha evvel yaşamıştım” hissi uyandıracak denli etraftan aşina olunan fakat belki de hiç dönüp ikinci kez bakma gereği duyulmayan kişi ve durumlar, Kimseye Söylemedim kitabı ile okuyucuyu geçip gittiği hayatlarla tanıştırıyor.

Kadının halinden kadın anlar, derler. Bu hal, yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın en medeni ülkelerinde dahi karşımıza çıkan bir anlama biçimi doğurur. Ortak payda olan kadın olmanın alt başlıklarında hep aynı konular sıralanır.


Ayten Kaya Görgün'ün  Kimseye Söylemedim adlı öykü kitabı, çıkışını kadından alan hikayelere yer veriyor. Yazarın 2011'de yayınlanan ilk kitabı Arıza Babaların Çatlak Kızları romanının ardından 6 yıl sonra yayınladığı ilk öykü kitabı olma özelliği taşıyan Kimseye Söylemedim’de Görgün, kendine has üslubuyla okuru birbirinden farklı kadınların kapılarının ardına davet ediyor.


"Yolda karşılaştığım, hikayelerine girdiğim, dinlediğim tüm kadınlara... Bilirsiniz ağzım sıkıdır. İçiniz rahat olsun kimseye anlatmadım, oturup yazdım."


Görgün, okuyucuyla paylaştığı öykülerde kendi hikayesini yaşayan kadınların hayatlarından kesitlere ortak oluyor, üstelik bunu yaparken olabildiğince yalın ve kaygı gütmeyen bir dil takınıyor. Fakat bu yalınlığın ardında bazen yıllara yayılmış intikam, bazense umulmadık bir anda beliriveren bir hüzün okuru bekleyebiliyor. Hızla akan dili, kısa ama cımbızla seçilmiş durumları ardı ardına sıralıyor. Dilinden kalemine vuran ne varsa, cesaretle akıtan Görgün, duvarlara, sınırlara rağmen kendi özgürlük alanını yaratan kadınlara da kalemini çevirmeden edemiyor.

 

 


İçinde 23 öykü barındıran Kimseye Söylemedim, kelimelerini bir hedefe doğrultan fakat ne acıtan ne kanatan, yalnızca kulak verdiklerine kulak verilmesi için davet eden bir tutumla karşımıza çıkıyor. Okurken “Ben bu anı daha evvel yaşamıştım” hissi uyandıracak denli etraftan aşina olunan fakat belki de hiç dönüp ikinci kez bakma gereği duyulmayan kişi ve durumlar, Kimseye Söylemedim kitabı ile okuyucuyu geçip gittiği hayatlarla tanıştırıyor.

 

Altını çizme gereği duyulmayan karakterlerin kitap boyunca Görgün tarafından altı çiziliyor ve anlatımıyla o insanların bir karakter olarak değeri oluşturuluyor. Hatta yazar, bazı hikayelerin sahipleri biraz daha kalsın, biraz daha yaşasın, biraz daha anlatsın isteği uyandırıyor. Fakat bahsini açtığı hikayeler, kısa ve net şekilde belirdiğinden, hiç lafı dolandırmadan, ağdalı ve uzun cümlelere başvurmadan, olduğu gibi anlatıyor değinmek istediğini.



Kitabın bir diğer özelliği de feminist yayınevi olarak 2010’dan bu yana kitapları okurla buluşturan Ayizi Kitap tarafından basılması. Kadın diliyle, kadın kalemiyle, kadınların hayatına kapı açan öykülerin, kadını odağına alan bir yayınevi tarafından yayınlanması da kitap için ayrı bir nokta atışı olmuş.

 

 

 


 

 

 

Görsel: Seda Mit

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Hasta ve geri döndürülemez biçimde sakatlanmış çocuklarla dolu bir hastanenin koridorlarında dolaşırken, Scott Stambach’in beni oraya nasıl sürüklediğini merak etmekten kendimi alamadım. Belki özel ihtiyaçları olan çocuklara öğretmenlik yapması, belki de Çernobil gibi bizi de çok yakından etkileyen bir konu seçmesi bu etkiyi yaratıyordu.

Üç Yaşam’ın orijinali yayımlandıktan kısa bir süre sonra, 1910’da, Chicago Record-Herald gazetesinde kitap hakkında şöyle bir yazı yer almış; "Stein, hayata dair parçaları değil, hayatı olduğu gibi ortaya koyuyor.’’ Kimilerine göre modern edebiyatın en önemli eserlerinden biri olan Üç Yaşam, başta Hemingway olmak üzere birçok yazarı etkilemiş, ilham kaynağı olmuş.

“Ardıç ağacı kutsal kabul edilmiş bir bitkidir, uzun ömürlüdür. Tohumu nice hastalığın tedavisinde ve yemeklere koku ve tat vermek amacıyla da kullanılır…” gibi bir sözlük tanımıyla açılıyor Selçuk Altun’un Ardıç Ağacının Altında başlıklı yeni romanı. Kapağında ise, arka planında bir ardıç ağacı bulunan,  Da Vinci imzalı bir portre olan Ginevra de’ Benci yer alıyor.

Kirliydi Kar’ın bıraktığı tat, “Çeviriyi 69 yıl beklediğimize değdi!” dedirtecek cinsten. Hemen söyleyelim, Georges Simenon’un ünlü karakteri Maigret’nin yer aldığı bir romanı değil elimizdeki; fakat bu durum onun kuşkuya, suça, adalete, yargıya ve yazgıya değinmediğini ya da daha az değindiğini kesinlikle düşündürmesin. Aksine tam da bu konuları işliyor Kirliydi Kar.

İçinde yaşadığınız dünyayı ve onun güncel gerçekliğini bir yandan deneyimlerken, aynı gerçekliği eşzamanlı olarak çağdaşınız bir yazarın gözünden okumak, okur ile eser arasında normalde olmayan bir ilişki kuruyor.

Söyleşi

İrem Çağıl ile söyleşi:


“Bize sunulan şey ‘iyi’ olmayınca ‘iyi olanı’ bizim arayıp bulmamız gerekiyor.”


Ece KARAAĞAÇ


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.