Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Mitat Karaman'ın kahramanlığı



Toplam oy: 35
Doğu Yücel
Can Yayınları
Mizahın ön planda olduğu Kimdir Bu Mitat Karaman? için belki "polisiye parodisi" diye bir tanım yapmak mümkün. Parodi dememin sebebi, sırf Mitat'ın başına gelen komik ve absürt hadiseler değil. Son zamanlarda pek rağbet gören kara-karanlık polisiyelere kıyasla bu romanın sıcak ve sevimli bir atmosferi olması da dikkat çekici.

Aylardır apartmanımızın girişindeki panoda bir duyuru asılı. Yöneticimiz, tanımadığımız kişilere dış kapıyı açmamamız gerektiğini, gündüz vakti üç daireye birden hırsız girdiğini hatırlatıyor bize. Haksız da değil. Bir önceki apartmanımda benim dairemi de “ziyaret eden” hırsızların etrafta cirit attığını gayet iyi biliyorum. Sırf ben değil, İstanbul'da yaşayan çoğu insan biliyor. Uzun süredir alarmlarla, sensörlerle, hırsızlık öyküleriyle iç içe yaşıyoruz. Doğu Yücel'in yeni romanı Kimdir Bu Mitat Karaman? da böyle güncel bir olaydan yola çıkıyor.

 

Kahramanımız Mitat (h’si yok), ufak tefek, beceriksiz ve asosyal bir genç adam. Varla yok arası bir hayat sürmekte. Tek başına yaşıyor, sıkıcı bir işi var ve kimselere bulaşmak zorunda kalmamak dışında hayattan en ufak bir beklentisi yok. Böyle yalnız ve amaçsız bir hayatın onu mutlu ettiğine bir güzel inanmış. Ancak yaşadığı apartmandaki şüpheli bir ölüm vakasında kendini sorumlu tutması ve bu yüzden çektiği vicdan azabı, Mitat’ın korunaklı hayatını yerle bir ediyor. Biraz merak, biraz da suçluluk duygusuyla amatör dedektifliğe soyunuyor.

 

 

 

Mizahın ön planda olduğu Kimdir Bu Mitat Karaman? için belki "polisiye parodisi" diye bir tanım yapmak mümkün. Parodi dememin sebebi, sırf Mitat'ın başına gelen komik ve absürt hadiseler değil. Son zamanlarda pek rağbet gören kara-karanlık polisiyelere kıyasla bu romanın sıcak ve sevimli bir atmosferi olması da dikkat çekici. Kurgunun neredeyse tamamına ev sahipliği yapan, her dairesinde farklı profilde insanların yaşadığı apartman, Mitat'la birlikte romanın ana karakterlerinden biri halini alıyor. Doğu Yücel, apartmanın içindeki mikrokozmostan yola çıkarak ülkedeki kültürel uçurumlara ve endişe haline büyüteç tutuyor. Bu açıdan yaklaşınca, Mitat'ın komşularıyla iletişim kurmak zorunda kaldığı ve onları tanımaya başladığı bölümler, romanın en güzel sahnelerini oluşturuyor.

 

Sinema dostu bir roman


Sinemaya yakınlığıyla bildiğimiz Doğu Yücel'in görsel referanslara yaslanan bir anlatımı var. Betimlemelerinde bile sık sık kadraja girenlerden, kadrajdan çıkanlardan bahsediyor. Kimdir Bu Mitat Karaman? hem kurgusu ve anlatımıyla hem de çeşitli filmlere göndermelerle gayet sinema dostu bir roman. Bu yakınlaşmanın tek olumsuz yanı, yazarın kafasındaki sekansları metne aktarırken bazen çok fazla ayrıntıya girmesi, kendisini uzun açıklamalar yapmak zorunda hissetmesi. Okurun hayal gücüne biraz daha güvenmesi ve metni gereksiz yüklerden kurtarması belki daha etkili olurdu.

 

Genel olarak çok fazla üzerinde durulmayacak bu tik, romanın ortasındaki seks sahnesinde epey göze batıyor. Söz konusu sahne, kurgu ve karakter gelişimi açısından gerekli, ona itirazım yok. Ancak tonu, sayfa sayısı ve detayları açısından sanki bu romana değil de erkek dergilerindeki okur mektupları köşesine aitmiş hissi uyandırıyor. Doğu Yücel'in amacının eril-ergen cinsel fantezileriyle dalga geçmek olabileceğini düşündüm ama emin olamadım. O bölümde öne çıkan karakter de yazarın iyi niyetli çabalarına rağmen güçlü bir kadın figürü halini alamıyor.

 

O sayfaları atlattıktan sonra roman doğal akışına geri dönüyor ve özellikle aksiyon filmlerini seven, komplo teorileriyle eğlenen okuru mutlu edecek bir finale ulaşıyor. Doğu Yücel, titizliği elden bırakmayıp bazen ayrıntılara fazlaca girse de okurun merak duygusunu canlı tutuyor.

 

Kimdir Bu Mitat Karaman?'ın en ilgi çekici yanı ise, Mitat'ın kişiliği ve ruh hali. Yazar, zekice gözlemlerle ve dokundurmalarla insanı sık sık gülümseten bir anlatıcı yaratmış ve onun aracılığıyla 2017 yılının adeta polaroid bir fotoğrafını çekmiş. Kadraja evlilik programlarından tarikatlara, cinli korku filmlerinden televizyondaki siyaset programlarına kadar çok şey giriyor. Muhafazakar olan-olmayan kesim ayrışmasının tavan yaptığı, sokakta insanların birbirini uzaktan bakarak "kodladığı," kodlama lafının konuşma diline dahil olduğu bir dönem yaşamaktayız. Uykuya dalabilmek için her gece saatlerce tartışma programı seyreden, sonra da kabus gören Mitat, tam da bu dönemin kahramanı. Yakında bir film karakteri olarak da karşımıza çıkarsa hiç şaşırmam.

 

 

 


 

 

 

Çizimler: Faruk Duman (kitaptan)

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Eleştirmenlerce Borges, Bioy Casares ve Cortazar’ın öncülük ettiği edebi geleneği sürdürdüğü kabul edilen Arjantinli yazar Mariana Enriquez’in on iki öyküden oluşan kitabı Yangında Kaybettiklerimiz, geçtiğimiz günlerde Türkçede de yayımlandı.

Akıl hastanesi, hapishane, “kamp”, bakımevi, huzurevi, düşkünlerevi, belki bazen insanın kendi evi… İnsanın toplu olarak koğuşlara, yatakhanelere ya da tek başına, tamamen tecrit edilerek hücreye kapatılmasının türlü nedenleri ve kapatıldığı bu yerlerin farklı isim ve işlevleri olabiliyor.

Yazar ve Cenneti kitabında bahsedilen 30 kütüphaneci yazarın hikayesi, bir cennet tasviri gibi gerçekten. Zaman zaman bir hapishane duygusu verse de, yazarların çoğu için bir özgürlük sığınağına dönüşüyor kütüphaneler.

Mustafa Çevikdoğan'ın ismini, yayına hazırladığı ve editörlüğünü yaptığı onlarca kitabın künyesinde görmeye alışık olsak da, müelliflerin adının yazıldığı ön kapakta görme saadetine de eriştik. Temiz Kâğıdı ismini verdiği kitabındaki on üç öykü, güncel Türkçe edebiyat rafımızdaki yerini aldı.

Yazarak delirenler, yazmadan delirenler, yazmasa delirecekler, yazdıkça delirmeyenler… Edebiyat ile delilik arasındaki ilişki, her çağda ve koşulda dikkati çeken konuların başında geliyor. Edebiyat deliliğin, delilik de edebiyatın katmanlarında usul usul dolaşıyor. Kafka, yazdığı bir mektupta, “Edebiyat, içimizdeki donmuş denizin buzlarını kıracak bir baltadır,” demiş mesela.

Söyleşi

Jean-Paul Didierlaurent ile söyleşi:


“Okunmayan kitap, ölü kitaptır. Bu yüzden ortadan kalkması mı gerekir?”

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.