Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Müzik // “İnsan şımarıyor”



Toplam oy: 12
Bob Dylan // Çev.Taciser Belge, Nergis Perçinel, İpek Ruhnaz Üstüner
Kara Plak
Dylan’ın New York’a gelişi ile başlayan Kayıtlar, geçmişe dönüşlerle Minnesota’daki çocukluk ve gençlik yıllarını, albüm kayıtlarını ve yolunun kesiştiği insanları da kapsıyor.

Anı kitapları okumak keyiflidir; bildiğimiz, tanıdığımız insanlar ne yapıp etmiş, bugünlere nasıl gelmiş merak ederiz. Dedikoduyu da severiz tabii. Ama bizi anı kitaplarına asıl olarak çeken, son sayfa da çevrildiğinde bıraktığı histir. Bu hissiyse "samimiyetle mi yazılmış, yoksa gerçek hayatta uğraşıp didinilerek yaratılan personaya ihanet etmemek mi esas alınmış?" sorusunun yanıtı belirler.


Büyük personasını şarkılarındaki samimi dille kurmuş ve artık "Nobel Ödüllü bir şair" olan Bob Dylan’ın anı kitabı Kayıtlar, ilk cildiyle kitapçılardaki yerini aldı. İlk cilt demişken, kitap piyasaya ilk sürüldüğünde üç cilt olarak planlandığı duyurulmuştu. Ancak üzerinden yıllar geçmesine rağmen ikinci cildi çıkmış değil. Üstelik akıbetleri de belli değil. (2010’da Rolling Stone dergisi Dylan’ın şimdilik ikinci cildi yazmak gibi bir planı olmadığını duyururken, 2012’de yaptıkları röportajda Dylan’ın kitap üzerine çalıştığını, hatta bir iki bölümünü tamamladığını söylemişti. Öyle veya böyle yıllar yılı çıkmayan bu diğer ciltler yayımlanmış kitabın kapağında kocaman yazan "birinci cilt" ibaresini de artık komik ve tatlı bir detaya dönüştürmüş durumda.)

 

Dylan’ın New York’a gelişi ve Columbia plak şirketiyle anlaşması ile başlayan Kayıtlar: Birinci Cilt, geçmişe dönüşlerle Minnesota’daki çocukluk ve gençlik yıllarını, albüm kayıtlarını ve yolunun kesiştiği insanları kapsıyor. Dylan, tam da kendisinden beklendiği gibi, okurların en meraklı olduğu sansasyonel olayları ve şöhretinin zirvesini yaşadığı 60’lı yılları üstünkörü geçerek daha çok başarısızlıklarında, hayal kırıklıklarında odaklanıyor. Otorite figürleri, bir anda hayatına çöken şöhret, üstüne yapışan yaftalar, kontrolü dışında omuzlarına yüklenen sorumluluklar gibi onun rahatsız eden her şeyi, tıpkı sanatını etkileyen müzisyenleri, yazarları, şairleri, ressamları, dostlarını, iş arkadaşlarını, toplumsal olayları anlattığı gibi açıkyüreklilikle değerlendiriyor ve aktarıyor.

 

Dylan’ın ve müziğinin meraklıları, özellikle New York yıllarını anlattığı bölümü çok seveceklerdir eminim. Çünkü şehre ve o dönemin karakterlerine bakış açısından şarkı sözlerinin temelleri keşfedilebiliyor; kullandığı imgeler ve sert/çarpıcı geçişler daha da anlamlanıyor. Yani Dylan, son paragrafta vurguladığı "Yaşayan Ölülerin Gecesi"nden çıkış yolunu şarkılarında arıyor, hikayesiniyse bu kitapta yazıyor. "Müzik hakkında yazanların, genellikle, müzik yapmanın nasıl bir his olduğuna dair hiçbir fikri yoktur. Ama bu yazdığım kitapla birlikte ‘Kitap hakkında yazan bütün bu insanlar, abi, hepsi ne konuda yazdıklarının çok farkındalar’ dedim. İnsan şımarıyor. Hepsi konuya benden daha hâkimdi. Kitap hakkında çıkan yazılardan bazıları beni neredeyse ağlatacaktı – iyi anlamda. Bugüne kadar hiçbir müzik eleştirmeni bana böyle hissettirmedi."

 

 

 

*Kitapta konu edilen şarkılardan oluşan çalma listesi için tıklayınız.

 

 


 

 

Görsel: Servet Kesmen

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Tüm modernizm ve modern hayat "tahmin edilebilirlik, tanımlanabilirlik, sayılabilirlik, nitelenebilirlik, belirlenebilirlik" üzerine kurulmuşken, modernizmin ve aydınlanmanın getirdiği kültürel değişimin hızı, bir tür travma yarattı. Rasyonel birikim, kendi karşı-bakışını üretti: Canavarlar, sisli ormanlar, hayaletler, vampirler, kurt adamlar, tüneller, şatolar, kaleler, dolunaylar...

Türkçeye ilk kez çevrilen 1945 Fransa (Lyon) doğumlu René Belletto, ülkesinde şair, yazar, senarist, film eleştirmeni, gitar hocası kimlikleriyle tanınıyor. Takma isimle yazdığı ilk romanı Le Temps Mort ile 1974 Jean Ray fantastik edebiyat ödülünü alan Belletto’nun, 2014 yılına kadar yirmi romanı yayımlandı.

Anıl Nişancalı’nın ikinci romanı Leyla Sert Bir Nota, aslında adının da işaret ettiği gibi daha çok müzik üzerine inşa edilen bir roman. Altay Öktem ve Müjgan Ferhan Şensoy gibi konukların da yer aldığı roman, bu sayede zaten bol karakterli olan yapısını daha da zenginleştirerek ilerliyor.

Dünya üzerindeki Türkiye ülkesinin İstanbul şehrine bağlı Kadıköy ilçesinde bulunan bir apartmanın birinci katındaki bir dairede yaşıyorum. Dairenin üç odası, bir salonu, bir banyosu ve bir mutfağı var. İki yıl kadar önce, bu daireye ilk kez girdiğimde onun her köşesini dikkatle inceledim.

Albert Camus’nün Yabancı romanından yapılan aynı isimli bir çizgi roman uyarlaması yayımlandı. Fransa’daki ilk yayımında, romana sadakat gösteren, belli bir niteliği koruduğu söylenen bir çizgi roman olduğu düşünülmüş. Yabancı gibi kült bir romanın sadakatle uyarlandığını, başarılı olup olmadığını tartışmak, üzerinde hemfikir olunamayacağı için çok anlamlı olmayabilir.

Söyleşi

Emre Yavuz ve Sinan Ural ile söyleşi:


“İşin sırrı çizgi romanda ya da figürde değil, biriktirme tutkusunda.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.