Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Müzik // “İnsan şımarıyor”



Toplam oy: 31
Bob Dylan // Çev.Taciser Belge, Nergis Perçinel, İpek Ruhnaz Üstüner
Kara Plak
Dylan’ın New York’a gelişi ile başlayan Kayıtlar, geçmişe dönüşlerle Minnesota’daki çocukluk ve gençlik yıllarını, albüm kayıtlarını ve yolunun kesiştiği insanları da kapsıyor.

Anı kitapları okumak keyiflidir; bildiğimiz, tanıdığımız insanlar ne yapıp etmiş, bugünlere nasıl gelmiş merak ederiz. Dedikoduyu da severiz tabii. Ama bizi anı kitaplarına asıl olarak çeken, son sayfa da çevrildiğinde bıraktığı histir. Bu hissiyse "samimiyetle mi yazılmış, yoksa gerçek hayatta uğraşıp didinilerek yaratılan personaya ihanet etmemek mi esas alınmış?" sorusunun yanıtı belirler.


Büyük personasını şarkılarındaki samimi dille kurmuş ve artık "Nobel Ödüllü bir şair" olan Bob Dylan’ın anı kitabı Kayıtlar, ilk cildiyle kitapçılardaki yerini aldı. İlk cilt demişken, kitap piyasaya ilk sürüldüğünde üç cilt olarak planlandığı duyurulmuştu. Ancak üzerinden yıllar geçmesine rağmen ikinci cildi çıkmış değil. Üstelik akıbetleri de belli değil. (2010’da Rolling Stone dergisi Dylan’ın şimdilik ikinci cildi yazmak gibi bir planı olmadığını duyururken, 2012’de yaptıkları röportajda Dylan’ın kitap üzerine çalıştığını, hatta bir iki bölümünü tamamladığını söylemişti. Öyle veya böyle yıllar yılı çıkmayan bu diğer ciltler yayımlanmış kitabın kapağında kocaman yazan "birinci cilt" ibaresini de artık komik ve tatlı bir detaya dönüştürmüş durumda.)

 

Dylan’ın New York’a gelişi ve Columbia plak şirketiyle anlaşması ile başlayan Kayıtlar: Birinci Cilt, geçmişe dönüşlerle Minnesota’daki çocukluk ve gençlik yıllarını, albüm kayıtlarını ve yolunun kesiştiği insanları kapsıyor. Dylan, tam da kendisinden beklendiği gibi, okurların en meraklı olduğu sansasyonel olayları ve şöhretinin zirvesini yaşadığı 60’lı yılları üstünkörü geçerek daha çok başarısızlıklarında, hayal kırıklıklarında odaklanıyor. Otorite figürleri, bir anda hayatına çöken şöhret, üstüne yapışan yaftalar, kontrolü dışında omuzlarına yüklenen sorumluluklar gibi onun rahatsız eden her şeyi, tıpkı sanatını etkileyen müzisyenleri, yazarları, şairleri, ressamları, dostlarını, iş arkadaşlarını, toplumsal olayları anlattığı gibi açıkyüreklilikle değerlendiriyor ve aktarıyor.

 

Dylan’ın ve müziğinin meraklıları, özellikle New York yıllarını anlattığı bölümü çok seveceklerdir eminim. Çünkü şehre ve o dönemin karakterlerine bakış açısından şarkı sözlerinin temelleri keşfedilebiliyor; kullandığı imgeler ve sert/çarpıcı geçişler daha da anlamlanıyor. Yani Dylan, son paragrafta vurguladığı "Yaşayan Ölülerin Gecesi"nden çıkış yolunu şarkılarında arıyor, hikayesiniyse bu kitapta yazıyor. "Müzik hakkında yazanların, genellikle, müzik yapmanın nasıl bir his olduğuna dair hiçbir fikri yoktur. Ama bu yazdığım kitapla birlikte ‘Kitap hakkında yazan bütün bu insanlar, abi, hepsi ne konuda yazdıklarının çok farkındalar’ dedim. İnsan şımarıyor. Hepsi konuya benden daha hâkimdi. Kitap hakkında çıkan yazılardan bazıları beni neredeyse ağlatacaktı – iyi anlamda. Bugüne kadar hiçbir müzik eleştirmeni bana böyle hissettirmedi."

 

 

 

*Kitapta konu edilen şarkılardan oluşan çalma listesi için tıklayınız.

 

 


 

 

Görsel: Servet Kesmen

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Bilgi, günümüzde her ne kadar dijital platformun malzemesi gibi görünse de, insanın yeryüzünde binlerce yıllık serüveninin kanıtı olan kağıdı ele alarak bilgiye ulaşmak bambaşka bir güzellik hiç kuşkusuz. Kitapların insan zihninde açtığı yolu ve kurduğu bağlantıları sözle betimlemek neredeyse olanaksız.

Nantucket’lı Arthur Gordon Pym’in Hikâyesi, kısa öyküleriyle tanınan, gotik ve fantastik edebiyat geleneğinin önde gelen yazarlarından Edgar Allan Poe’nun 1837 ile 1839 yılları arasında tamamladığı yegane romanı.

Doris Lessing, 1979-1983 yılları arasında yayımlanan ve beş kitaplık bir bilimkurgu serisi olan “Argos’taki Kanopus Arşivleri”nin ilk romanı Şikeste’de, sonsuz uzayın boşluğunda sürüklenen bir gezegenin tarihini ve o gezegenin üzerinde hüküm süren canlıların çıkış ve çöküş öyküsünü anlatıyor.

Suat Derviş, seçkin sınıfın ev içi hayatlarından toplumun yoksul tabakalarına kadar farklı grupları eserlerine yerleştirmiş bir yazar. Korku, gotik, aşk, toplumcu gerçekçi roman, hikaye gibi farklı temalarda ve türlerde eserler vermesinin yanı sıra uzun yıllar gazetecilik de yapmış, Nâzım Hikmet'in teşvikleriyle yazı dünyasına adım atmış bir yazarımız.

Bundan birkaç yıl önce özel bir üniversitede “Benliğim Ne Kadar Benden?” başlıklı bir nöropsikofelsefe sempozyumu olmuştu. (Burada öncelikle başlığın cazibesine kapıldığımı itiraf etmekte bir sakınca görmüyorum.) Psikanalist Bella Habip, “Psikanaliz Kuramları İçinde Benlik Kavramının Serüveni” başlıklı bir konferans vermişti.

Söyleşi

Serhat Tolga Yıkıcı ve Ayşegül Kirpiksiz ile söyleşi:


 “Wattpad genç okuru daha iyi anlamamıza imkan veriyor.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.