Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Seksi olmak ister miydin?



Toplam oy: 708
Joyce Carol Oates
Can Gençlik Yayınları

Merhaba Darren, üniversiteye gitmek ister miydin? Daha iyisini yapmak ister miydin? Seksi olmak
ister miydin..?

"Seksi", 16 yasindaki Darren Flynn’in hikâyesi. Çok yakışıklı, çok seksi, tüm kızların gözü onun üzerinde.
Yüzme takımında ve arkadaşlarıyla arası çok iyi. Notları çok parlak değil, ama derslere çalışmasına o
kadar da gerek yok.

Darren’in tek derdi seksi olmak veya notları değil elbet. O, 16 yaşında olmanın getirdiği tüm
sorunlara sahip: cinselliğin keşfedilmesi, aile sorunları, kısa bir zaman içinde yetişkin olacak olmanın
getirdiği tasalar, dersleri ve hocalarıyla yaşadığı sorunlar... Tüm bunların üstüne edebiyat hocasının
ona asılması… Fakat gerçekten ona asıldı mı?

YETİŞKİNLER-ERGENLER

Yetişkinler genelde gençlerin, daha doğrusu ergenlerin, yaşadıkları sorunları unuturlar. Bu sorunları
o kadar uzun süre önce çözmüslerdir veya yok saymışlardır ki, artık bunlar hatırlanmaya değmez bir hal almıştır. Gençlerin
kendi değerlerini oluşturdukları, gerçek ve fantezi arasındaki ayrımı yaptıkları, bencillik ve empati
kurmak arasındaki dengeyi bulmaya çalıştıkları ergenlik dönemi; yetişkinler için çoğu zaman bir
hayal dünyasıdır. Ergenler içinse bu hayal, gerçekliğin ta kendisidir. Yetiskinler olarak kim
olduğumuzu ve dünyadaki yerimizi artık sorgulamayız. Sorgulamak zorunda kaldığımız zaman, geçici
bir kriz yaşarız, fakat ergenler için bu kriz geçici değil, daimidir.

Joyce Carol Oates, çiçeği burnunda yayınevi Can Gençlik'ten çıkan "Seksi"de, akıcı ve empatik bir dille Darren’ın yaşadığı sorunları aktarıyor; babasıyla
olan ilişkisini, onun Darren üzerinde istemeden kurduğu baskıyı, ailesinin ona sürekli umut dolu
gözlerle bakışını okurken elinizde olmadan siz de kendinizi Darren’in yerine koyuyorsunuz. Her
antrenmandan sonra koçun ona “Sen daha iyisini yapabilirsin, Darren” demesinin ne kadar büyük bir
ızdırap ve baskı olduğunu anlıyorsunuz. Cinselliğin keşfinin bazen insanları en yakın arkadaşlarından
bile ne kadar uzaklaştırdığını (bir kez daha) hatırlıyorsunuz. Yazarın Darren’ın hikâyesini anlatırken seçtiği yöntem
de onun ruh halini yakından tanımamıza yardımcı oluyor. Hikâyenin kısa ve çok sayıda bölümlerle
anlatılması bir ergen olan Darren’ın bölünmüş ve odaksız psikolojisinin ustaca bir izdüşümü.

EN ENTERESAN KONU DEĞİL

Seksi, ergenlerin duygu dünyalarını yakın plandan, başarılı bir şekilde anlatıyor. Dil kullanımı
ve karakterlerin yansıtımı da çok başarılı. Ne ki, Darren’in hikâyesi
son zamanlarda okuyabileceğiniz en ilginç konu değil. Bir genç olarak gençlik kitaplarından
beklentiniz muhteşem, sürükleyici, aksiyon dolu ve orijinal bir konuysa, "Seksi" iştahınızı tatmin etmeyebilir. Öte yandan empati
kurabileceğiniz, yaşadığınız sorunları paylaşan birinin hikayesini merak ediyorsaniz, ya da okuduğunuz
kitaplarda yakın bir arkadaş arıyorsanız "Seksi"yi bitirdiğinizde yüzünüzde bir gülümseme belirecektir.

"Seksi" bir gençlik kitabı olmasına rağmen –hatta belki de, tam bu yüzden- gençlere oldugu kadar yetişkinlere
de hitap eden bir kitap. Gençlik kitaplarının en büyüleyici yanlarından biri de aslında budur: Gençlik
kitapları ergenlik çağının bunalımlarını, sorunlarını unutan yetişkinlere genç olmanın ne kadar zor
olduğunu hatırlatır. Hayat yolunun en başındaki bireyin korkularını, çaresizliklerini, sıkıntılarını irdeler.
Hayatı yeni tanımaya başlayan birisi için hayat ne kadar da zor ve bilinmezdir...


İĞRENÇ BİR NİYET OKUYUCULUK

Kitap, ilk çıktığında, ilanı da epey tartışılmış; ilan metninde geçen “Felsefe kaybedenler içindir…” ve “…
eğer bir kazanansanız martaval okumaya ayıracak vaktiniz yoktur” cümleleri, felsefeyi ve okumayı
yermekle suçlanmıştı. Gençlerin zaten okumadığından dem vuranlardan tutun, kitabı okumadıkları
halde (sağ olsunlar okumadıklarını itiraf etmişler) kitabın felsefeden soğuttuğundan emin olduklarını
söyleyenler var. İğrenç bir niyet okuyuculuk ve acınası bir rol belirleme çabası.

Gençlerin reklamı çarpıcı bulma hakları bile ellerinden alınmaya çalışılıyor yorumcular tarafından. Alttan alta “felsefe ve
kitap okumak bizim kutsalımızdır, laf ettirmeyiz” düşüncesi ile ilan üzerinde bir tahakküm kurulmaya
çabalanıyor.

İlanı yermekle meşgul olanların kaçırdığı bir nokta, ilanın kullanıldığı yerin
önemi. Bu ilanın hâlihazırda kitap dergilerinde, kitapevlerinde vs. bulunduğunu tahmin ediyorum. Bu yayınları okuyan, kitabevlerine giden gençlerin de zaten kitap okumadıklarını ve felsefeyi sevmediklerini söylemek ne kadar doğrudur?

Bence ilan görseliyle de, metniyle de yapması gerekeni yapiyor: İlgi çekiyor, merak uyandırıyor.
Hâlbuki Can Gençlik Yayınları, kara tahta misali bir fon üzerine 60 yaşında emekli bir öğretmen edasıyla, alt metni
 “Çocuklar bu kitabı okuyun, haftaya sözlü var”, "Kızım sen de kapaktaki çocuğa
bakmasana" olan bir ilan hazırlasaydı, gençlere çok daha derinden hitap ederdi, değil mi?

Tüm yayıncıları Talim Terbiye Kurulu ve MEB onaylı ilanlar hazırlamaya çağırıyorum.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Steve Almond Küçük Güzel Şeyler için yazdığı giriş yazısında Cherly Strayed’la tanışmalarını anlatmış. Bir web sitesinde, okurlara hayata dair tavsiyeler veren köşenin yazarı olarak parasız bir işe başlamış Almond, köşenin adı “Sevgili Şeker” olmuş. O kendince, hem nezaket kurallarını aşındıran hem de son derece dürüst bir köşe yaratmaya çalışmış.

Bazı çevrelere göre modern edebiyatın öncülerinden, bazılarına göre yazdıkları anlaşılmayan, bazılarına göre bir deha, bazılarına göre kendi reklamını yapan, bazılarına göre politikacı biriydi Gertrude Stein; Pablo Picasso’nun portresini yaptığı, Virginia Woolf’un yazdıklarını basılmaya değer görmeyen, Ernest Hemingway’e göreyse yol gösterici bir isimdi...

Müzik ruhun gıdasıdır. Tıpkı edebiyat gibi. Bu iki kadim sanat, yüzlerce yıllık birlikteliklerini günümüze kadar başarıyla sürdürmüşler, insanların ruhsal gelişimlerine katkıda bulunmuşlardır. Sanatçılar, hangi dalda üretim yaparlarsa yapsınlar, sonunda hep bu iki sanatın insan üzerinde yaptığı etkileri, üretimlerinde temel unsur olarak kullanmışlardır.

Hepimiz yaşamın içinde heyecanlı ya da çaresiz hissettiren birçok olayın ya da durumun bizzat öznesi oluruz. Olup bitenlerin bu sürekli akışında aklımızda kalan, yaşananların bütünü değil, bütünden kesitler halinde çekip çıkardıklarımızdır. İşte çekip çıkarılanlar da anlardır aslında; hiç unutamadığımız, bizimle birlikte yaşayan anlar...

 

İnsan bazen, aklını bulandıran, onu belki bir kıyıya belki bir uçurumun kenarına iten kitaplarla karşılaşır. Bu hayatta pek az olan bir şeydir. İnsan kitap elinde, itilip kaldığı yerden dünyaya bakakalır. Okuduğu satırların aralarına sıkışır, ağırlığı fark edilmeyen bir kitabın altında kalır. Boğazda bir yumru aynaya bakmaktan korkmaktır bazı kitaplar.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.