Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Sert roman



Toplam oy: 52
Ian McGuire // Çev. Begüm Kovulmaz
Doğan Kitap
Polisiye niteliklerin de yer yer görülebildiği Kuzey Suları, içerdiği şiddetle ve tarihi zeminiyle herkese hitap edebilecek bir roman değil...

Kriz ve çöküş anlarında insanların nasıl tepkiler vereceği, gayet normal olduğunu varsaydığımız davranışlarının ne yönde değişeceği ya da biz de o durumun içindeysek bunları kestirip kestiremeyeceğimiz büyük oranda belirsizdir. Zaten çökmekte olan, elimizden kayıp gitmekte olan ve artık payımıza da eser miktarda düşen şeylere verdiğimiz değer bir anda artıverir ve tutup da bunları bir kenara bırakmak yerine, uğruna mücadele edeceğimiz kişilere/nesnelere dönüştürürüz. Umutsuzluk, öfke ve çırpınış da bununla birlikte gelir. Ian McGuire’ın Kuzey Suları romanı da, sıkıntılı bir geçiş döneminin yarattığı çalkantıların farklı kişiler üzerinde nasıl etki gösterdiğini ve ortamla birlikte kişilerin de zorunlu olarak nasıl dönüştüğünü anlatıyor. İnsan ilişkilerinin “katı” boyutunda odaklanan kitap, hem birbirine zıt özelliklere sahip iki karakter hem de insan ve doğa arasındaki mücadeleyi konu ediyor.



Geçmişinin ne olduğu ve geleceğinin ne olacağıyla hiç ilgilenmeyen ve tamamen kendi dürtülerine göre hareket eden, yaptıklarının sonucunun ne olacağını hesap etmeden, gerçekten de plansız ve rastgele yaşayan Drax ile geçmişini aşamayan, attığı her adımı tasarlayarak atan, sürekli düşünen ve plan kuran Sumner’ın hikayesi... İkisinin ortak noktası sadece balina avlamak değil, aynı zamanda bu kişilik özelliklerinin çok benzer sorunlara karşı bir çözüm yöntemi geliştiriyor olması. Bu bakımdan Kuzey Suları, hayatta kalma mücadelesinde farklı ve birbirine tamamen zıt yöntemlerin nasıl sonuçlar doğurabileceğini ortaya koyan ve sorgulayan bir roman.



En başta belirtmekte fayda var; Kuzey Suları’nı okuyacaksanız, grotesk şiddet sahnelerine hazırlıklı olmanız gerekiyor. Cinayetten kavgaya, balinalar avlanırken akan kana kadar şiddeti farklı boyutlarıyla aktaran yazar, aynı zamanda şiddetin ne anlama geldiğini ve sıradanlaştığında artık bize ürkütücü veya tekinsiz gelen anlamını nasıl yitirdiğini de gösteriyor. Kitapta belki de en güçlü tema olan şiddet, hikayenin evreninin içinde oldukça normal karşılanıyor. Soğuk ve kanla bezenmiş olan Kuzey Suları, tek kelimeyle karanlık bir roman.

 

 

Dönemin ruhunu yansıtan bir belgesel

 

McGuire’ın tarihsel kurgu türündeki Kuzey Suları’nda göze çarpan en önemli başarısı ise, balina avcılığının nasıl bir iş olduğunu, oradaki şiddeti, vahşeti ve hatta günümüz perspektifinden bakıldığında barbarlığı ortaya koyacak tarihsel bilgileri çok iyi aktarmış olmasında yatıyor. Yazarı sadece metni kurgulayan biri olarak değil, aynı zamanda detaylarda odaklanmayı seven bir araştırmacı olarak da görmek mümkün. Yazarın bir diğer dikkat çekici yanı ise, Kuzey Suları’ndaki karakterler ile hikayeyi oluşturan tarihsel gerçekliğe dayalı zemin arasında sıkı bir paralellik kurmayı başarmış olması. Zira Hull’da balinacılığın yerini sanayinin alması, vahşi ve ham olandan “medeni” ve “insani” olana geçişi simgelerken, dürtüleriyle hareket eden Drax ile “aklıselim” olan Sumner arasındaki tezatlık da sanayileşmenin birey metaforuyla aktarıldığını gösteriyor.



Karakterlerin kişilik özelliklerine dikkat edilecek olursa şayet, bunun sanayileşmenin karakteriyle örtüştüğü görülecektir. Kuşkusuz bu durum, okurda bir bütünlük hissi yaratıyor. Tarihsel bir çatışmanın ve geçiş dönemi sıkıntısının karakterlere sirayet etmesi, onlarda vücut bulması, Kuzey Suları’nı sadece bir roman olmaktan çıkararak, dönemin ruhunu yansıtan bir belgesele de dönüştürüyor.

 

McGuire, çatışma içinde olacağı en başından aleni bir şekilde belli olan karakterler hakkında ise bir yargıda bulunmuyor, bu muhasebeyi bütünüyle okura bırakıyor. Groteskliğin radikal biçimde aktarıldığı zorlu bir hikayeye sahip olan bu kitapta yazar, iki taraftan birinin yanında durmadan, tüm tarafsızlığıyla hesaplaşmada okuru bir taraf haline getirmek için cesaretlendiriyor.

 

Polisiye niteliklerin de yer yer görülebildiği Kuzey Suları, içerdiği şiddetle ve tarihi zeminiyle  belki herkese hitap edebilecek bir roman değil; ancak “sert seven” okurlar için biçilmiş kaftan.

 

 

 


 

 

 

Görsel: Onur Aşkın

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Hasta ve geri döndürülemez biçimde sakatlanmış çocuklarla dolu bir hastanenin koridorlarında dolaşırken, Scott Stambach’in beni oraya nasıl sürüklediğini merak etmekten kendimi alamadım. Belki özel ihtiyaçları olan çocuklara öğretmenlik yapması, belki de Çernobil gibi bizi de çok yakından etkileyen bir konu seçmesi bu etkiyi yaratıyordu.

Üç Yaşam’ın orijinali yayımlandıktan kısa bir süre sonra, 1910’da, Chicago Record-Herald gazetesinde kitap hakkında şöyle bir yazı yer almış; "Stein, hayata dair parçaları değil, hayatı olduğu gibi ortaya koyuyor.’’ Kimilerine göre modern edebiyatın en önemli eserlerinden biri olan Üç Yaşam, başta Hemingway olmak üzere birçok yazarı etkilemiş, ilham kaynağı olmuş.

“Ardıç ağacı kutsal kabul edilmiş bir bitkidir, uzun ömürlüdür. Tohumu nice hastalığın tedavisinde ve yemeklere koku ve tat vermek amacıyla da kullanılır…” gibi bir sözlük tanımıyla açılıyor Selçuk Altun’un Ardıç Ağacının Altında başlıklı yeni romanı. Kapağında ise, arka planında bir ardıç ağacı bulunan,  Da Vinci imzalı bir portre olan Ginevra de’ Benci yer alıyor.

Kirliydi Kar’ın bıraktığı tat, “Çeviriyi 69 yıl beklediğimize değdi!” dedirtecek cinsten. Hemen söyleyelim, Georges Simenon’un ünlü karakteri Maigret’nin yer aldığı bir romanı değil elimizdeki; fakat bu durum onun kuşkuya, suça, adalete, yargıya ve yazgıya değinmediğini ya da daha az değindiğini kesinlikle düşündürmesin. Aksine tam da bu konuları işliyor Kirliydi Kar.

İçinde yaşadığınız dünyayı ve onun güncel gerçekliğini bir yandan deneyimlerken, aynı gerçekliği eşzamanlı olarak çağdaşınız bir yazarın gözünden okumak, okur ile eser arasında normalde olmayan bir ilişki kuruyor.

Söyleşi

İrem Çağıl ile söyleşi:


“Bize sunulan şey ‘iyi’ olmayınca ‘iyi olanı’ bizim arayıp bulmamız gerekiyor.”


Ece KARAAĞAÇ


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.