Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Sert roman



Toplam oy: 20
Ian McGuire // Çev. Begüm Kovulmaz
Doğan Kitap
Polisiye niteliklerin de yer yer görülebildiği Kuzey Suları, içerdiği şiddetle ve tarihi zeminiyle herkese hitap edebilecek bir roman değil...

Kriz ve çöküş anlarında insanların nasıl tepkiler vereceği, gayet normal olduğunu varsaydığımız davranışlarının ne yönde değişeceği ya da biz de o durumun içindeysek bunları kestirip kestiremeyeceğimiz büyük oranda belirsizdir. Zaten çökmekte olan, elimizden kayıp gitmekte olan ve artık payımıza da eser miktarda düşen şeylere verdiğimiz değer bir anda artıverir ve tutup da bunları bir kenara bırakmak yerine, uğruna mücadele edeceğimiz kişilere/nesnelere dönüştürürüz. Umutsuzluk, öfke ve çırpınış da bununla birlikte gelir. Ian McGuire’ın Kuzey Suları romanı da, sıkıntılı bir geçiş döneminin yarattığı çalkantıların farklı kişiler üzerinde nasıl etki gösterdiğini ve ortamla birlikte kişilerin de zorunlu olarak nasıl dönüştüğünü anlatıyor. İnsan ilişkilerinin “katı” boyutunda odaklanan kitap, hem birbirine zıt özelliklere sahip iki karakter hem de insan ve doğa arasındaki mücadeleyi konu ediyor.



Geçmişinin ne olduğu ve geleceğinin ne olacağıyla hiç ilgilenmeyen ve tamamen kendi dürtülerine göre hareket eden, yaptıklarının sonucunun ne olacağını hesap etmeden, gerçekten de plansız ve rastgele yaşayan Drax ile geçmişini aşamayan, attığı her adımı tasarlayarak atan, sürekli düşünen ve plan kuran Sumner’ın hikayesi... İkisinin ortak noktası sadece balina avlamak değil, aynı zamanda bu kişilik özelliklerinin çok benzer sorunlara karşı bir çözüm yöntemi geliştiriyor olması. Bu bakımdan Kuzey Suları, hayatta kalma mücadelesinde farklı ve birbirine tamamen zıt yöntemlerin nasıl sonuçlar doğurabileceğini ortaya koyan ve sorgulayan bir roman.



En başta belirtmekte fayda var; Kuzey Suları’nı okuyacaksanız, grotesk şiddet sahnelerine hazırlıklı olmanız gerekiyor. Cinayetten kavgaya, balinalar avlanırken akan kana kadar şiddeti farklı boyutlarıyla aktaran yazar, aynı zamanda şiddetin ne anlama geldiğini ve sıradanlaştığında artık bize ürkütücü veya tekinsiz gelen anlamını nasıl yitirdiğini de gösteriyor. Kitapta belki de en güçlü tema olan şiddet, hikayenin evreninin içinde oldukça normal karşılanıyor. Soğuk ve kanla bezenmiş olan Kuzey Suları, tek kelimeyle karanlık bir roman.

 

 

Dönemin ruhunu yansıtan bir belgesel

 

McGuire’ın tarihsel kurgu türündeki Kuzey Suları’nda göze çarpan en önemli başarısı ise, balina avcılığının nasıl bir iş olduğunu, oradaki şiddeti, vahşeti ve hatta günümüz perspektifinden bakıldığında barbarlığı ortaya koyacak tarihsel bilgileri çok iyi aktarmış olmasında yatıyor. Yazarı sadece metni kurgulayan biri olarak değil, aynı zamanda detaylarda odaklanmayı seven bir araştırmacı olarak da görmek mümkün. Yazarın bir diğer dikkat çekici yanı ise, Kuzey Suları’ndaki karakterler ile hikayeyi oluşturan tarihsel gerçekliğe dayalı zemin arasında sıkı bir paralellik kurmayı başarmış olması. Zira Hull’da balinacılığın yerini sanayinin alması, vahşi ve ham olandan “medeni” ve “insani” olana geçişi simgelerken, dürtüleriyle hareket eden Drax ile “aklıselim” olan Sumner arasındaki tezatlık da sanayileşmenin birey metaforuyla aktarıldığını gösteriyor.



Karakterlerin kişilik özelliklerine dikkat edilecek olursa şayet, bunun sanayileşmenin karakteriyle örtüştüğü görülecektir. Kuşkusuz bu durum, okurda bir bütünlük hissi yaratıyor. Tarihsel bir çatışmanın ve geçiş dönemi sıkıntısının karakterlere sirayet etmesi, onlarda vücut bulması, Kuzey Suları’nı sadece bir roman olmaktan çıkararak, dönemin ruhunu yansıtan bir belgesele de dönüştürüyor.

 

McGuire, çatışma içinde olacağı en başından aleni bir şekilde belli olan karakterler hakkında ise bir yargıda bulunmuyor, bu muhasebeyi bütünüyle okura bırakıyor. Groteskliğin radikal biçimde aktarıldığı zorlu bir hikayeye sahip olan bu kitapta yazar, iki taraftan birinin yanında durmadan, tüm tarafsızlığıyla hesaplaşmada okuru bir taraf haline getirmek için cesaretlendiriyor.

 

Polisiye niteliklerin de yer yer görülebildiği Kuzey Suları, içerdiği şiddetle ve tarihi zeminiyle  belki herkese hitap edebilecek bir roman değil; ancak “sert seven” okurlar için biçilmiş kaftan.

 

 

 


 

 

 

Görsel: Onur Aşkın

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Tokyo denince zihnimizde ışıltılı ve kalabalık bir kent canlanıyor canlanmasına ama son dönemde Japonya’dan gelen haberlere bakılırsa, aynı zamanda ülkenin yalnızlar başkenti Tokyo. Evlerine çekilen güruhla birlikte Tokyo’nun karanlıkta kalan yüzü de ortaya çıkıyor.

Siyah şemsiye, mavi ağaç, sarı yağmurluklu bisikletli adamlar, alan derinliği yüksek plan sekanslar dendiğinde nasıl gözlerimizin önüne anında Angelopoulos filmleri geliyorsa, bira içen yalnız adamlar, kargalar, rüyalar, yabancılaşmış taşra sıkıntıları dendiğinde de aklımızdan o saniye Cemil Kavukçu öyküleri geçer.

Sessiz Kalma’nın açılışı hızlı ve çarpıcı: Genç insanlar, akşamın ilerleyen saatlerinde birlikte eğlenmek ve dans etmek için bir partide buluşuyor. Birbiriyle flört edenler, kendini müziğin ritmine bırakanlar, sohbet edenler, ‘Ben neden buradayım?’ diye soranlar; kısacası partide herkes var. Gecenin ilerleyen saatlerinde partide kavga çıkıyor ve silahlar konuşuyor.

Yakın bir zaman önce yayımlanan Dönüş kitabı, Avustralya’nın en önemli yazarlarından kabul edilen Tim Winton’ın on yedi öyküsünden mürekkep.

Yayımcı Meslek Birlikleri Federasyonu her yıl kaç bandrol temin ettiklerini açıklıyor; yani basılan kitap sayısını… Gazetecilerin oldukça hoşuna giden bu bilgi her defasında haberleştirildiğinden, mutlaka denk gelmişsinizdir. Örneğin ilgili basın bülteni 2016’da Türkiye’de 404 milyondan, 2015’te 383 milyondan fazla kitabın yayımlandığını duyurmuştu.

Söyleşi

Tarkan Kaynar ile söyleşi:


"Hayvanlar her zaman ilacım olmuştur."


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.