Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Şüpheleri besleyen, tekinsiz bir kurgu



Toplam oy: 10
Ashley Elston // Çev. Ezgi Kızmaz
Yabancı
Kurgusuyla, detayların işlenişiyle ve sürpriz katiliyle okura bir serüven vaat ediyor...

Sevilsin ya da sevilmesin, “kendini okutan kurgu” diye bir şey var. Kimilerince bu yeterince edebi bulunmuyor olsa da çoğu okur böylesi sürükleyici kitaplara oldukça fazla ilgi gösteriyor. Bu Bizim Hikayemiz de, okurun ilgisini hak eden kitaplardan...



Yaşanan cinayeti ve sonrasında olanları iki farklı kişinin anlatımından takip ediyoruz: Bölge savcısının stajyeri olan Kate ve kitabın sonuna kadar kim olduğunu bilmediğimiz genç adam. Polisiye atmosferin daha baskın olduğu Kate’in anlatımı, okur için, olayların daha da ilgi çekici bir hal almasını sağlıyor. Gizemli genç adamın anlatımı ise okurdaki gerilim ve merak güdüsünü harekete geçiriyor; çünkü bu anlatıcı, olayın bütün detaylarına hakim.

 

 



Kate, bölge savcısının yanında stajını yapan, annesiyle birlikte hayatına devam eden genç bir kadın. Şüpheli ölümüyle herkesi derinden etkileyen Grant’i yakından tanıyor ancak bu tanışıklıktan pek kimsenin haberi yok. Kate, Grant’le aralarındaki yakınlık sebebiyle bu ölümden fazlasıyla etkileniyor ve gerçek katili bulmak için tehlikeli, yoğun bir araştırmaya girişiyor. Şüpheli dört gencin ailelerinin durumu ve birilerinin “hayatını kolaylaştırmak” için yaptıkları yardımlar, Kate’in ve bölge savcısının işini daha da zorlaştırıyor.

 

Kate, görme bozukluğu hayli ilerlemiş olan bölge savcısına yardım etmek için şüpheli dört gencin ilk sorgularının kayıtlarını, kendi yorumlarını da ekleyerek savcıya teslim ediyor. Kitabın en önemli kısımlarından biri, “beden dili yorumu” içeren bu ilk sorgular. Okur, işlenen cinayetle ilgili ipuçlarını toplamaya bu sayfalar aracılığıyla başlıyor. River Burnu Oğlanları olarak bilinen gençler, bu cinayetin hemen sonrasında bir anlaşma yapıyor; tek kalmak yok, sürü olarak hareket ediyorlar. Hiçbirinin ismi katil olarak anılmaya bir adım daha yaklaşmasın diye, grubu dağıtmadan yola devam ediyorlar. En azından dışarıdan görünen bu… Ancak aralarındaki adı konulmayan huzursuzluk Kate’in gözünden kaçmıyor.



Yazar, kitabın ikinci yarısından itibaren, okuru, gerçek katilin kim olduğu ile ilgili bir “twist”e hazırlıyor. Ama bu süreç çok hızlı ilerliyor ve yazar “şüphe edilmesi gereken” kişiler listesinin başındaki kişiyi o kadar sık değiştiriyor ki, “twist”in etkisi sönükleşiyor. Yine de, Bu Bizim Hikayemiz, kurgusuyla, detayların işlenişiyle ve sürpriz katiliyle okura bir serüven vaat ediyor.

 

 


 

 

Görsel: Erhan Cihangiroğlu

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Ayşe Erbulak’ın yakın bir zaman önce çıkan son romanı Cinayet Sınıfı Başkanı, çocukluklarında büyük travmalar yaşamış ve bunu aşamamış ve hayatlarını da bu unut(a)mayışın üzerine kurmuş üç kişinin hikayesi; tabii, her şeyin üstünü örten bir cinayetin söz konunu olduğunu da ekleyelim...

Altı çizilen anlar, üstü karalanan anılar hep o durumun içindeki detaylarla özdeşir; kokular, renkler, hareketler, sesler… Hafızamızda yer eden tüm hikayeler kendi ayrıntılarını taşır. Yemek de o ayrıntıların belki de en önemlilerinden biri. Üstelik yalnızca hikayeye değil, hikayede geçen önemli/önemsiz karakterlere de bir anlam, hafızaya kazınacak bir özellik ekler.

Dünya dönmeye devam ettikçe bazı kelimelerin insanın yüreğine koyduğu o sızı asla bitmeyecek; bugün bile dilimizde acısıyla duran o kelimelerden biri “sürgün.” Gidilen yer, insanın hayatını devam ettirdiği koşullar, kurduğu düzen, başına gelen iyi şeyler, peşi sıra yürüyen şans, her şeyin yolunda gittiğini ve artık hayatın iyi ve stabil olduğunu düşünsek dahi sürgün, sürgündür.

Thomas Mann, alfabenin doğuşuna ilişkin “Kanun” adlı kısa hikayesinde anlatıyor: Tanrı, Musa’dan 10 emrini dünyadaki her insanın anlayabileceği biçimde iki tablete oymasını ister. Fakat Musa işin içinden bir türlü çıkamaz; Mısır’da ve Akdeniz bölgesinde kullanılan semboller, emirleri aktarma konusunda yetersiz kalmaktadır çünkü.

Sanırım bu yılın ilk aylarıydı; Selçuk Demirel bir röportajında son aylarını satırların altını çize çize, notlar ala ala Kara Kitap’ı okuyarak geçirdiğini, desenler çizip alıntılar seçtiğini belirtiyor, Orhan Pamuk’la işbirliğinin müjdesini veriyordu.

Söyleşi

Gökhan Dumanlı ile söyleşi:



"Zarafet ölmedi, görgüsüzlük popüler oldu."


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.