Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Zihnin arafının peşinde



Toplam oy: 115
Federico Axat // Çev. Mehmet Gürsel
Domingo Yayınevi
İyi Adam’da her şey, bir intihar sahnesiyle başlıyor. Sonun başlangıcı olarak da kabul edilen intiharla, daha ilk bölümden bir belanın eşiğinde olduğunuzu hissediyorsunuz.

Kendinizden emin olarak aldığınız hayati bir kararın eşiğinde, sizi o kararı almaya iten geçmişinizin bambaşka bir gerçekliğe sahip olduğunu öğrendiğinizi düşünün. Üstelik bu gerçekliği bir türlü aslına ulaştıramıyorsunuz, çünkü bilinciniz, size oynadığı oyunlarla onu sürekli değiştiriyor... Hâlâ aynı kararı alır mıydınız?

Federico Axat’ın Türkçeye çevrilen ilk kitabı İyi Adam’da her şey, bir intihar sahnesiyle başlıyor. Sonun başlangıcı olarak da kabul edilen intiharla, daha ilk bölümden bir belanın eşiğinde olduğunuzu hissediyorsunuz. Hikaye boyunca başkarakter Ted’in tüm meraklarını en az onun kadar okuyucuya hissettiren Axat, geçmişe dönüşlerle, o sona neden gelindiğini, o sona gelirken hangi yollardan geçildiğini ters köşe yaparak anlatıyor. Düğüm düğüm karışan, her karışan düğümün ardından gelen hiç beklenmedik çözümlemelerle hikaye de farklı bir yönlere sapıyor. Ve bu serüvende okuyucu da en az Ted kadar kafa yürütmeye teşvik ediliyor. Çünkü Axat, doğru parçanın hangi taşın altında olduğuna dair ipuçlarını verse de, o ipuçlarından bir neden-sonuç ilişkisi çıkarımı yapılmasına zekice engel oluyor ve bunu yaparken de sizi, tıpkı Ted gibi bir karışıklığın içine sürüklüyor. “Doğru nedir” gibi sorular irdelenirken, bir dedektif misali izlerin peşine düşülerek hikayede bütünlük yaratılmaya çalışılıyor.

 

Her durumun arafı, mevcut durumun en kötü halinden bile daha kötü kabul edilir. Edebiyatta, sağlıklı olmak ile deli olmak arasındaki o ince çizgiye “methiyeler” düzüldüğüne rastgelmiş olsak dahi, gerçekte bilinç ile bilinçsizlik arasında gidip gelmek pek de övülecek bir şey olmasa gerek! Çünkü belirsizlik, bilincin karşısına çıkan belki de en korkunç durum olarak ünlenmiştir. İyi Adam’da da arafların üzerine giderek yaşamaya, gerçekliğe, bilinçlilik haline tutunmaya çalışan bir karakterle karşı karşıya kalıyoruz. Üstelik tüm yan karakterler de en az başkarakter kadar önemli. Çünkü onu var eden, onun şimdisini yaratan, hiç önemsiz görünen detaylarda saklanmış unsurlarla, nereden geleceği belli olmayacak şekilde ortaya çıkabiliyor. Başkarakterin erişemediği noktalara yan karakterler erişip ihtiyaç duyulan parçayı bularak tamamlayabiliyor. Anların içerisinde kendine yer bulan fakat pek de üzerine düşülmeyen ufak bir ayrıntı, bir anda tüm gidişatı şekillendirecek bir öğe haline gelebiliyor. Tıpkı satranç gibi, sonraki hamleyi öngörmeyi gerektiren olaylar zincirinde, Stefan Zweig’ın Satranç’ında da işlenen takıntılı ve paranoyak ruh haline atıfta bulunuluyor. Yapılan her hamle bir sonrakinin temelini hazırlarken, hikayeye eklenen ve çıkarılanlar da gerçekliğe şekil vermeye başlıyor ve bazen çoktan bittiği düşünülen bir hikaye, tam da o an yön değiştirerek başka bir başlangıca evrilebiliyor.


Arjantinli yazar Federico Axat’ın “İngiliz Polisiye Yazarları: Ian Fleming Çelik Hançer Ödülü” adaylığı da bulunan İyi Adam’ı 34 dile çevrilmiş; yakında beyazperdeye de aktarılacakmış...

 

 


 

 

Görsel: Murat Miroğlu

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Bir metin/heykel/resim/sinema filmi/tiyatro oyunu üzerine düşünmek, bu düşünmeyi bir metne dönüştürmek nasıl bir süreci göz önüne almak demek? Bu süreci yazıya dökerken, dökme hali için kelimeler her zaman yeterli olur mu? Bunu bir başka şekilde anlatmak mümkün mü? Cem İleri'nin E Evi'ni okurken bu sorular kafamın bir köşesinde hep dönüp durdu.

Havalar ısındı, çiçekler böcekler derken evlilik mevsimi geldi çattı. Binbir türlü hayallerle birçok çift, dünya evine girecekler. Zaman zaman düşünüyorum; bu kadar fazla kişi evlenirken, bir yandan da o kadar fazla evlilik yürümüyor. İşte tam da nedenlerini anlamaya çalışırken, yakın bir zaman önce, hayatıma bir çift giriverdi ve evliliğin nasıl yürüdüğü üzerine kafa patlatmamı sağladılar.

Bugün uluslararası bir şöhret sahibi olan Haruki Murakami, Rüzgârın Şarkısını Dinle’de yazarlığa adım atışının hikayesini anlatıyor. Kısa ve sıcak bir anlatı.

Roman ve öykülerinin yanı sıra nitelikli çevirileriyle de tanıdığımız Fuat Sevimay, bu kez Hep Kitap’ın “Atölye” serisinden, çeviriye ve çevirmenliğe dair bir kılavuzla karşımızda: Çeviri’Bilirsin!: Edebiyatın Gizli Kahramanlığı Hakkında Notlar.

Bir arkadaşımın arkadaşının anlattığı hikayede, kırklarına doğru bir sanat akademisinde çalışmaya başlayan, ilerleyen aylarda da öğrencilerin resim bilgisiyle kendi eksiklerini karşılaştıran bir memur yaşıyormuş. Bu görevli zamanla, işi hızlandırmak için ünlü tabloların kötü kâğıda basılı görüntülerini toplayan, topladıkça haletiruhiyesini dağıtan bir karaktere dönüşüyor.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.