Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Fikri Sabit

Fikri Sabit

Devletin kitabı; ayıplı bir piyasa malı!



Toplam oy: 511
Kitaplı kamu spotunun buzlanmış hali bence bugüne kadar çekilmiş en hakiki, en samimi kamu spotudur.

Kamu spotları, devletin diliyle yaşamayı öğrenmenin en sıkıcı tarzı... Duygu sömürüsünün yüreğe değmeyen en klişeleşmiş halinden, didaktizmin bunaltıcı tumturaklılığına doğru salınan bir manasız sarkaç... Karşına çıktı mı kısacası, kaç. Büyüklerinin gözüne girmek için oyun uyduran çok bilmiş, sevimsiz, ihbarcı bir çocuk olmuş sanki tüm halk, filmler çekiyormuş ama bu filmleri de ona büyükleri çektiriyormuş... Çünkü devletin dili demek, -mış gibi yapmak demek, evcilik oynamak, kadıncılık, erkekçilik, işçilik, çiftçilik, sigara içmemekçilik falan oynamak demek. Devletin diliyle edebiyatın dili karşılaşırsa ne olur peki? Devlet durup dururken, kitap oku ey halkım, demeye karar verirse?

 

Doğrusu benim aklıma önce mercimek geldi. Hani bir vakitler devletin mercimek stokları patlama yapınca, televizyonlar mercimeğin faydasını anlatan doktorlardan, mercimek tarifi veren aşçılardan, mercimek, baklagil belgesellerinden geçilmez olmuştu, bizim de içimiz dışımız mercimek tabii... Devletin elindeki kitap stokları belli ki kabarmış, halka okuyun, kitap alın diyor, dedim. Yok canım, o kadar da değil mi? E, öyle olmasa spota çıkan ünlülerin ellerindeki kitaplar neden buzlanıyor? Şimdi ayıp bir şey olsa, sözgelimi sigara, içki gibi, yine buzlanır; ama okuyun, kitap okuyun diye kamu spotu çekilmezdi. Bu şıkkı baştan eliyoruz. İkinci şık, kitabın devlet için kültürel bir üründen ziyade, piyasa malı olması. Kitap kapağı reklama giriyor, o nedenle buzlanıyor. Dediğim gibi ya devlet elindeki kitap stokları patlama yaptı ya da devlet kitabı resmen ve tamamen bir meta olarak kabul ediyor.

 

 

Geçen haftalarda sosyal medyada çok tartışıldı. Acaba o ünlü ellere, buzlanmayacak kitaplar verilemez miydi? Sözgelimi 100 temel eser, edebiyatımızın klasikleri mesela... Ya da ne bileyim ciltli kitap mı yok piyasada, o da olmadı öğrenci işi kaplanmış bir kitap olabilirdi pekala... Kitabın ayıplı gibi buzlanması ayıp oldu, demeye getirildi.

 

Ama ben tam tersini düşünüyorum. İyice belleyeyim, aklıma girsin hiç çıkmasın diye inanın baştan alıp alıp izliyorum. Kitaplı kamu spotunun buzlanmış hali (buzlanmamışı da var internette) bence bugüne kadar çekilmiş en hakiki, en samimi kamu spotudur. Dediğim gibi, kitabın reklam değeri olan bir piyasa malı olduğunun altını çizer, orada herhangi bir yazarın herhangi bir kitabının adı yazacak olsa kıyametin kopacağını bilir, aşağı yukarı en ucuzu on beş yirmi liradan başlayan fiyatlarla satılan bir "şey"i herkesin alamayacağının farkındadır. Vergileri düşürelim, yayın piyasasında herkesi ezen ve fiyatlara çokça yansıyan dağıtım sistemini değiştirelim, kitaplar ucuzlasın herkes okusun demez, biz reklamını yapmış gibi olmayalım ama, parası olan okusun, der. Bu samimiyet ve dürüstlük de bana fazla fazla yeter.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Fikri Sabit Yazıları

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.

Eren Aysan, Hande Gündüz, Gaye Boralıoğlu, Şebnem İşigüzel, Menekşe Toprak ve Latife Tekin. Bu yıl hemen tüm edebiyat ödülleri kadın yazarlarımızın! Her şeyi bir yana koyup edebiyat adına ne kadar sevinçli bir yıl içinde olduğumuzu konuşacağız kanımca uzun bir süre.

Kadının yaratıcı gücünün, doğurganlığının önüne geçmek için yazılan bütün hikayelerde erkeğin kadını ve kendisini öldürüp kendisini kendisinden yeniden doğurması var. Âdem Havva’yı kaburgasından yaratıyor, Athena babasının kafasından doğuyor. İsa, kadınlardan doğup berbat ettiğimiz bu hayat için ölümü ve yeniden doğuşu müjdeliyor.

Yaşar Kemal bir destandı, gözlerini hayata kapadı, hepimizin başı sağolsun. Şimdi bizim için, şimdi dilimiz, sözümüz, edebiyatımız için yas zamanı. Bu, Anadolu’nun, bu halkın yası. Şimdi dilden dile, sözden söze bir destan dolaşıyor içimizde. Yaşar Kemal, bir destandı, dünya üzerindeki son büyük destan anlatıcısıydı. Orta okuldan terk, “romancı olan ilk köylü” yazarımızdı.

Geçtiğimiz günlerde zaman bize nitelikli okurun kendi kendisinin eleştirmeni olması gerektiğini söylüyor demiştim.

Söyleşi

Ahmet Faruk Kayral ile söyleşi:


"Her şeye rağmen, yine de bu konuyla ilgilenen binlerce kültürlü insan var."


Ece KARAAĞAÇ

 

 

 

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.