Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Hemingway şöhretten nefret ediyordu



Toplam oy: 40

Şöhret kimileri için bir nimet, kimileri içinse ağır mı ağır bir külfet. Görünen o ki Amerikalı ünlü yazar Ernest Hemingway de şöhretten uzak durmak isteyenlerdenmiş. Dışarıdan hayli maço görünen ve tartışmaları kimi zaman yumruklarıyla sonlandırmayı tercih ettiği bilinen Hemingway yeni ortaya çıkan bazı mektuplarında "açık bir kanalizasyon" olarak betimlediği özel hayatı konusunda hayli korumacı ve alıngan olduğunu belirtiyor. 

 

Cambridge Üniversitesi Yayınları tarafından yayımlanacak olan mektuplarda ünlü yazar "Eğer yazacaksam özel hayatımı bunun dışında tutmalıyım," diyor. Bir başka mektubunda ise bir yayıncıya "kişisel hiçbir tanıtımda bulunmayacağını, yazdıklarının kurgu olarak değerlendirilmesini istediğini" yazıyordu.

 

 

Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşayan kayıp kuşaktan biri olan ve bu yaşam deneyimini başyapıtı sayılan Güneş De Doğar'a yansıtan Hemingway Güneş De Doğar'ın yayıncı tarafından "biyografik" olarak nitelendirilmesine de hayli sinirlenmiş ve  editörü Maxwell Perkins'ten arka kapakta yer alan bu "biyografik saçmalığını" bir an evvel kaldırmaları konusunda ısrar etmişti. Kişisel yaşamına ilişkin konular arka kapakta yer aldıkça yeni bir kitap yayımlatmayacağını söylemekten de geri durmamıştı. Bu ihtar işe yaramış olmalı ki yayıncı Hemingway'in kişisel yaşantısına ilişkin arka kapakta yer alan bilgileri kaldırmıştı.

 

Hemingway sadece yayıncısını uyarmakla kalmıyor, bu konuda aile bireylerini de tembihliyordu. Annesine yazdığı mektupta "Eğer birileri senle benim hakkımda röportaj yapmak isterse lütfen onlara bu tür kişisel tanıtımlardan hoşlanmadığımı ve benim hakkımda hiçbir soruyu yanıtlamayacağına dair bana söz verdiğini söyle. Onlara hiçbir şey verme," diyordu.

 

 

 


 

 


Kaynak: The Guardian

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Geçen yıl nisan ayında, Ray Bradbury'nin kült eseri Fahrenheit 451'in HBO tarafından televizyona uyarlanacağı, bir televizyon filmi olarak karşımıza çıkacağı haberleri yayılmaya başlamıştı. İşte geçtiğimiz günlerde söz konusu filmden ilk fragman yayınlandı.

 

Yakın bir zaman önce yayımlanan Kadınlık Daima Bir Muamma isimli kitabı ekseninde Ayşegül Utku Günaydın, Tanzimat'tan itibaren kadınların dergi ve gazetelerde şekillendirdiği edebiyat geleneği üzerine konuşacak. Bugün saat 19.00'da SALT Galata'da.

İthaki Yayınları tarafından kurulan ve atölye çalışmalarının yanı sıra söyleşiler de düzenleyen İthaki Akademi'nin 2018'deki ilk konuğu, ilk öykü derlemesi Çerçialan ile 2016 yılı Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü'nü kazanan Gamze Arslan.

 

Romanlarını sıkça sinema perdesinde ve televizyon ekranlarında görmeye alıştığımız, korku türünün ustası olarak anılan Stephen King, Pen Amerika'nın 2018'de Edebiyata Hizmet Ödülü'ne layık gördüğü isim oldu.

Mixer, 20 Ocak itibariyle Ahmet Ergenç küratörlüğünde Sadık Arı, Fulya Çetin, Sinem Dişli, Ece Eldek, Didem Erbaş, İris Ergül, Çınar Eslek, Eda Gecikmez, Hatice Çiçek, Ata Kam, Huri Kiriş, İhsan Oturmak, Gümüş Özdeş, Mert Öztekin, Deniz Pasha, Ekin Saçlıoğlu, Ahmet Sarı, İlhan Sayın, Yusuf Sevinçli ve İrem Sözen’in çalışmalarından oluşan “Hayvanların Tarafı” başlıklı karma sergiye ev sahipliği

Söyleşi

Jean-Paul Didierlaurent ile söyleşi:


“Okunmayan kitap, ölü kitaptır. Bu yüzden ortadan kalkması mı gerekir?”

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.