Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Dosya Arşivi

En çok okunanlar  

Dosya


Roman Cumhuriyeti: Adalet Ağaoğlu

Evrensel Kitabevinde görürdüm onu. Görürdük. Biz. İkibiz. Ömer Ateş ve ben, bazen de üçbiz, Erkut da olurdu. Evrensel, Ankara’da Kızılay’da Mithatpaşa caddesini döndüğümüz yerdeydi. Biz kitap alırdık, Ankara’da hep öğrenciydim, üniversiteye giderken bazı arkadaşlarım da oradan kitap aldıklarını söylerlerdi, ben onlar kadar çok almamış olurdum. Param yetmezdi o kadarına.


İntihal etme ne olur!

İntihal, yani aşırma, hırsızlık... Bir başkasının yazmış, yaratmış olduğu herhangi bir fikri, özgün içeriği kaynak göstermeden ve hatta bırakın kaynak göstermeyi kendi fikrinizmiş gibi ortaya çıkarmak intihalin ta kendisi. Türkiye’de, edebiyatımızda, yıllardır intihal sözler, şiirler ve hatta hikâyelerin olduğu da bir gerçek. 

 


Latin Akdenizli: Ülkü Tamer

Ülkü Tamer, galiba şair olma mevzuunda epey tartışılan, ama bir bakıma da alternatif bir tartışma ya da öneri olduğu için pek öne çıkmayan bir görüşün, inancın, anlayışın en müstesna örneği. Hangi anlayışın? Şair olduğu halde olmama ya da üzerine alınmama, hatta oralı bile olmama anlayışının.


Bloguma dokunma

Aslına bakarsanız, irili ufaklı internet yasaklarına tam alışmaya, bunların etrafından dolaşmanın yollarını tanımaya başlıyorduk ki; internet söz konusu olduğunda ancak traji-komik bir hal alabilen sansür çabası, “hassas” bir noktaya değdi: Blogspot’a...

 


Sait’in Kardeşi: Reha Mağden

 


Umut, Umudun Umudu, Kalmadı mı Gerçekten Xeno?

 

Gün güneşliydi ama. Sabah uyandığımda gökyüzünün bir yakasında çekilen bir tsunami dalgası gibi uzaklaşıyordu koyu bulutlar. Soğuk olmasına soğuktu, ama pırıl pırıldı gökyüzü. Bir ölümün ardından bakmakta olduğumuzu tahmin edemezdim.

 


Ticari seçim mi, sansür mü?

Küçük bir armağan olarak, bir renk olarak tasarlanmıştı Metis Ajanda. Çok sevildi, yıldan yıla müdavimleri oldu.  Bu yıl toplumun bölünmüşlüğünün, belli ideolojik kalıplara sıkışmışlığının yarattığı suçlara karşı bir duyarlılık geliştirmek amacıyla yayınlandı. Ne ki; ilerleyen günlerde, temasıyla hayli ironik bir ilişki içinde olan gelişmelerin başrol oyuncusu olacaktı.

 


Joyce’un dedesi, Joyce’un torunu

Stephen James Joyce’un ismini duymuş muydunuz? Joyce ile ünlü kahramanı Stephen Dedalus’un birleşmesinden oluşan, tipik bir Joyce buluşu gibi geliyor kulağa -ama Joyce üzerine çalışan, araştırma yapan, yapmaya çalışan herkesin bir biçimde fark etmek zorunda olduğu gibi, bu gerçek bir isim. Kendisi büyük yazarın torunu oluyor.


Ses Ses Es–Es: Amigo Orhan

Bazen her şey aslında çocukluğu yazmak, anlatmak için bir bahaneymiş gibi geliyor! Romanı bilmem ya, şiir, öykü, portre yazmak ve film çekmek, belki o yarı yarıya sayılabilir, bisikletin, gazozun, oyuncak bebelerin, tel arabaların, tahta kamyonların, eh bir de plastik topların arkadaşıymış gibi geliyor.


Yalnız Çelebi: CİHAT BURAK

 

Söyleşi

Kerem Yücel ile söyleşi:


“İyi bir fotoğraf her zaman kendini anlatabilir.”


Ece Karaağaç

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.