Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Eleştiri Arşivi

En çok okunanlar  

Eleştiri


Diktatörüme bir diyeceğim var!

18.yüzyılda yaşamış olan Leopold von Renke, tarih anlayışından sıklıkla yararlanılan ve zaman içinde “Renke’ci Tarih Anlayışı” ya da “Renke Metodu” olarak anılacak olan yöntemin babasıdır. Renke, tarih araştırmalarının Anglo-Saxon dünyasında “primary resources” olarak dile getirilen birincil kaynaklara dayanması gerektiğini ifade etmişti. Bu düşüncenin arkasında çok temel bir mantık vardı.


"Mizah Memlekettir"

Şehre Göçen Eşek, mizah ve popüler kültür üzerine bir inceleme kitabı olmanın yanında ülkenin mizahi eser  ve ürünlerinin kaydını tutmuş bir arşiv niteliğinde. Kitap, çizgiromana gönül veren ve kafa yoran Levent Cantek’in çalışması.


Barthes'ı nasıl seversiniz?

Şimdi bu yazıya “Barthes’ı Sevmek İçin Bilmem Kaç Neden” minvalinde bir başlık atsaydım, hem Grillet hem de Barthes, öte taraftan sunturlu küfürler savururdu eminim. Hem böyle bir hareket, eleştiri ve kuramın baba isimlerinden Barthes’ın; yazar, yönetmen, “Yeni Roman” akımın kurucusu ve en önde gelen temsilcisi Grillet’nin ağırlılığıyla ters düşerdi.

 


Türkiye’nin hafızasına Şalom olsun

Yönetmen ve fotograf sanatçısı Laurence Salzmann ile, antropolog – arkeolog eşi Ayşe Gürsan Salzmann’ın 27 yıllık emeklerini bir araya getiren ‘Türkiye’nin Yahudilerini Ararken Seyahatler / Travels in Search of Turkey’s Jews” isimli kitap ve belgesel DVD’si, Libra Kitap etiketiyle, geçtiğimiz haftalarda okurların ilgisine sunuldu.


Rüşdi’den bir küreselleşme masalı

Ayaklarının Altındaki Toprak, bu yıl okuyacağınız en ilginç birkaç romandan biri olacak, buna şüphe yok. Bir benzeri daha olmayan bir metinle karşı karşıyayız. Toni Morrison’un ‘küresel roman’ sıfatıyla tanımladığı, 800 sayfayı aşan bu Rüşdi kitabı, referansları bütünüyle popüler kültür tarafından belirlenmiş bir dünyada geçiyor.


Vecdi Çıracıoğlu'nun "Bilge Serserileri"

 1999 yılında yayımlanan ilk romanı “Kara Büyülü Uyku” ile edebiyat kariyerine iyi bir giriş yapmıştı Vecdi Çıracıoğlu.


Paulo Coelho ve Türkiye'nin ruhunun hikâyesi: Elif

Paulo Coelho bir fenomen. Piyasa ekonomisinin kavramları ile konuşursak bir “marka”. Öyle bir marka ki, büyük markalar bile ona ihtiyaç duyuyorlar. Onların reklamlarında oynuyor, yıllık tanıtım kitaplarına makaleler yazıyor. “Kitabı en çok dile çevrilmiş yaşayan yazar” olarak Guinnes Rekorlar kitabına girmiş bir isim.


Derin devletten daha derin

Stieg Larsson’un “Millennium Üçlemesi”, 41 ülkede 20 milyona yaklaşan satış rakamı ve kazandığı edebiyat ödülleri ile kitap endüstrisi için global ölçekte fenomen olmuştu. Birkaç da sinema uyarlaması yapıldı. Yapılmaya devam da edecek. Üçlemenin biraz gecikmeli başlayan Türkiye serüveni de gerek satış rakamları gerek aldığı eleştiriler açısından başarılıydı.


İstanbul’un incisi Boğaz’ın “beşibiryerde”si

Artun Ünsal, İstanbul’un incisi Boğaz’ın “beşibiryerde”sini konu etmiş yeni kitabı Boğaz’ın Beş Efendisi’nde; lüfer, palamut, levrek, tekir ve istavrit.


Bir avuç meczup

Mizahın ve yalakalık yapmayan, yani gerçek karikatürün, itinayla tu kaka edilmeye başlandığı bugünlerde, elimizden ağız dolusu eleştiri ve güldürüyü almaya yeltenenler var. Haybeye uğraştıklarını söylemek gerekiyor mu, bilinmez. Onlar tüm ucubeliğiyle ortalıkta fink atadursun, mizahı cesaretle savunanlar da yoluna devam ediyor. Bunlardan biri de hiç kuşkusuz Birol Bayram.

Söyleşi

Zeynep Şen

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.