Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Eleştiri Arşivi

En çok okunanlar  

Eleştiri


Yavaşlama İsteği: Diken Ucu

 

Behçet Çelik’in Diken Ucu adlı öykü kitabı,’Huzurlu tabloda huzursuz ayrıntılar’, ‘Dünyayı onlardan koru’, ‘Ya da sahiden kayıyorduk zamanda’ bölüm başlıkları altında gruplanmış on dört öyküden oluşuyor.


İÇİMİZDEKİ BALIK

    Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.” Orhan Pamuk'un Yeni Hayat romanının meşhur başlangıç cümlesi. Bütün hayatımızı değiştirecek bir kitapla karşılaşmak ender rastlanacak bir durumdur.


Bugünün “Tutunamayan”ı

“Mecburi İstikamet” 1971 doğumlu Nurdan Başergil’in ikinci romanı. Hukuk eğitimi alan Başergil, edebiyata öykü yazarak başlamış ve 1994’te Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’nde dikkate değer bulunmuştu. Bir yıl sonra aynı yarışmanın birincisi seçildi. Kısa öykülerini topladığı ilk kitabı, 1996 yılında "Rüzgâr Çıktı" (Çağdaş Yayınları) adıyla yayımlandı.


SİSTEM HATA VERİYOR

İnsanoğlunun yapay bir zekâ yaratma arzusu Yunan mitolojisindeki Talos’a, Galatea’ya ve hatta Pandora’ya kadar dayandırılabilir. Yaratılan zekânın insanı yok edebileceği korkusu ise yine Pandora efsanesinde başlamakla birlikte Mary Shelley’nin Frankenstein’ında edebiyatın da içine geçer.


Vasat insan

Bir aralık, cehaletin de kendine özgü bir ideolojisi var mıdır, diye sormuştum kendime. Nelerden beslenir, hangi kaynakları kullanır, yolunu nasıl çizer? Çünkü Türkiye’de epeydir bunun sıkıntısı yaşanıyordu. Cehalet nedir? Bunu belirlemek güç. Sözgelimi, cahil, Nasreddin Hoca’nın bir fıkrasındaki adama benzer biraz: Bindiği dalı keser.


Zuckerberg'in suçu ne?

Sosyal ağlar hayatımıza girdiğinden beri belimizi doğrultamaz olduk; bir an ayrı kaldığımızda kakalak misali ne yapacağımızı şaşırmaya başladık. Üstelik zorla bile vermeyeceğimiz bilgileri, sosyal ağ uğruna altın tepside sunmakta da herhangi bir sakınca görmedik. Peki, nedir bizi bu kadar açık seçik olmaya iten şey?


Yine Kazacağız, Yine Kaçacağız!

12 Eylül hapishanelerinden tünel kazarak kaçmak! Dönemi kıyısından köşesinden de olsa bir nebze bilenler için düşünülmesi, hayal edilmesi bile olanaksız, “hadi canım sen de!” denilecek, gülünüp geçilecek bir proje. Çok sıkı güvenlik önlemleri, günün her saatine yayılan, işkencehaneyi ayrı bir yer olmaktan çıkarıp hapishanelerin tümüne, koğuşlara yayan akıl almaz bir baskı sistemi...


"Hatıralar ve Şehir"

“Beyoğlu Fısıltıları” romanının üzerindeki yazar ismi ilgimi çekmişti. Boratav ailesinin bir bölümünü şahsen tanıyor, ailenin diğer kolunun Fransa’da yaşadığını biliyordum. Sadece o kadar. David Boratav ve yazarlığı ile ilgili bilgi sahibi değildim. Beni asıl heyacanlandıran Davit Boratav’ın dedesinin hayatından yola çıktığını söylemesiydi.


Semprun'un İnsanlık Örgüsü: Yirmi Yıl ve Birgün

Genç devrimci, 87 yaşındaki ünlü İspanyol yazar Jorge Semprun'un Özgür Yayınları'ndan yayımlanan Yirmi Yıl ve Birgün'


İnsan Kendi Gibilerinden Tedirgin Olur Ancak

Bütün Mehmet Güreli’ler aynı kişi mi, bir kişilik bölünmesi mi söz konusu olan yoksa birçok kişiliğin aynı bedende toplanmasından mı söz ediyoruz, bilmiyorum.

Söyleşi

Serhat Tolga Yıkıcı ve Ayşegül Kirpiksiz ile söyleşi:


 “Wattpad genç okuru daha iyi anlamamıza imkan veriyor.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.