Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Söyleşi Arşivi

En çok okunanlar  

Söyleşi


Kitap tasarımcılarıyla söyleşi: Beş soru ve kitabın bir "başka boyut"u

Okur olarak kitaplarla kurduğumuz ilişki, bir süre sonra başka bir boyut kazanıyor; kitabevlerinde saatlerce vakit geçirmeler, okunup sevilen kitabın ilk baskısını aramalar, “başucu” yazarımız yayınevi değiştirdiğinde kitaplarının yeni kapak tasarımlarını dört gözle beklemeler ise; kitaplar ile okurlar arasında kurulmaya başlanan bu “başka boyutun” gözle görülen delilleri bir bakıma.


Gülsün Karamustafa ile söyleşi: “Modernist baskı bitti, dayatma kültürü devam ediyor”

Biz, onlar, biz, onlar, biz… Başbakan'ın şiar edindiği bu söylem maalesef sokaklardan en diplomatik sohbetlere, kahvehanelerden sosyal medya platformlarına kadar her kesime yayılmış vaziyette. Cumhuriyet tarihi boyunca inşa edilmiş kalın çizgiler günümüzde yumuşamadığı gibi, tam tersine kutuplaşma korkutucu bir düzeye gelmiş durumda.


Der Spiegel'in Mo Yan söyleşisi: "Konuşmaya karar verirsem, kimse beni durduramaz"

Der Spiegel'in Mo Yan söyleşisi

 

"Konuşmaya karar verirsem, kimse beni durduramaz"

 


Foti Benlisoy ile söyleşi: Halkı kurtarıcılardan kim kurtaracak?

Foti Benlisoy ile söyleşi

 

"Halkı kurtarıcılardan kim kurtaracak?"


Aksu Bora ile söyleşi: "Normal algısı, Doğan görünümlü Şahin gibi"

AKSU BORA İLE SÖYLEŞİ

"Normal algısı, Doğan görünümlü Şahin gibi"

Hasan Cömert


İskender Savaşır ile söyleşi: "Kaçış edebiyatı mı? Peki..."

Dalgın Sular, görmeye alışık olduğumuz dergilere hiç benzemiyor. Öncelikle bir proje olarak, İskender Savaşır tarafından geliştirilmiş; çizgi roman motifini kullanarak travmatik deneyimler yaşayan gençler ve çocuklar için rehabilite edici bir iletişim ortamı yaratabilmek amacıyla.


"LGBT içinde trans erkekler görünmez durumda"

Türkiye’de “öteki” çok muallakta bir kavram. Çünkü her an yanınızdakine göre “öteki” olabilirsiniz. Sağınızdakinin ötekisi, solunuzdakinin, dilinizin, cinsiyetinizin, inancınızın… Genellikle “öteki” kavramı daha çok ayrımcılığı temsil eder. Ama bunun dışında egemen olanın diline karşı duruş da “öteki” olarak tanımlanır; öteki medya, öteki kuram, öteki düşünce gibi.


Antikapitalist Müslümanlar: Gezi, Kur’an’daki cennet tasavvuruna çok yakın

Kuşkusuz ki Antikapitalist Müslümanlar Gezi Direniş'inin en simgesel gruplarından biri olarak kalacak hep akıllarda. Özellikle bu direnişin “CHP zihniyetinin” doğrudan bir ürünü olmadığını göstermek açısından çok önemli bir rol oynadı Antikapitalist Müslümanlar.


çArşı: Süper reklamımız oldu

Parktan atılmış, çadırlar yakılmışken, Çarşı'nın ''Bize 100 gaz maskesi verin, parkı alalım'' demesi önce hayalci ve çocukça gelse de, iki gün sonra bu slogan gerçek oldu. Daha sonrası unutulmaz zaten... Çarşı, tribünden taşan enerjileri ve en çok da o zeka fışkıran mizahıyla eşi benzeri olmayan bu direnişin kahramanlarından oldu. Sloganları, marşları herkesin diline dolandı.


Öğrenci Kolektifleri: Politik değildir demek akıl kârı değil

Konumuz hem Y Kuşağı hem de Gezi Parkı direnişi olunca es geçemeyeceğimiz bir grup daha vardı: Öğrenci Kolektifleri. Direniş boyunca aktif rol oynayan Öğrenci Kolektifleri'nin hemen tüm üyeleri Y Kuşağı'nın temsilcileri. Öğrenci Kolektifleri'nden Aylin Kaplan'la direnişi ve kuşak meselesini konuştuk.

 

HASAN CÖMERT

 

Söyleşi

Tolunay Bayram ile söyleşi:


“Diller hakkındaki en büyük gizemlerden biri de, onların nasıl konuşuluyor olduğu.”

 

Ece KARAAĞAÇ

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.