Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Söyleşi Arşivi

En çok okunanlar  

Söyleşi


Onur Caymaz: Yazı yazan bir gölgeyim

Onur Caymaz'a İstanbul'da, kalabalık sokakların birinde rastlayabilirsiniz, bir otobüste, vapurda; yürürken, okurken, yazarken, dinlerken...


İstanbul dünyanın en çirkin şehri olmaya aday

On yıl önce söyleseniz “nostaljisever bir romantik “olarak damgalanırdınız. Şimdiyse “İş işten geçti.” diyorlar. İstanbul “dev” yapılarla dolup taşıyor. Gökdelenler, toplu konutlar, AVM’ler, lüks oteller... Sürekli yeni projelerin, yeni şehir-semtlerin reklamını görüyoruz.


Editörler Platformu: "Dikey hiyerarşiyi kırmak istiyoruz"

Okuduğumuz her şeyin; her romanın, öykünün, haberin, hatta reklamın ardında bir yazar olduğu gibi, bir de editör var. Onlar çoğu zaman isimsiz kahraman, bir metnin, okurla buluşacağı ana dek süren serüvende en çok emek verenlerden. Ama ne yeterince görüyoruz editörleri ne de yeterince değer veriyoruz onlara. Öyle değil mi?


Metin Üstündağ: Dergi, sevgiliye çıkarılır

İstanbul'da yaşayanlar iyi bilir, bir toplu taşıma aracına yetişmeye çalışırken yolunuzdan olmanız için çok ciddi bir kuvvete ihtiyacınız vardır. Mesela, çoktandır göremediğiniz ve muhtemel ki çokça süre göremeyeceğiniz bir dostunuz. Mesela, acımasızca kırılan topuğunuz. Mesela, en sevdiğiniz yazarın vitrindeki son kitabı.


Necati Tosuner: Tanrı vasat yazara acısın

Necati Tosuner'i bilir misiniz? Bilirseniz, eminim ki iyi bilirsiniz. Bilmiyorsanız, hemen hayatınıza bir Necati Tosuner parantezi açmanızı tavsiye ederim.


İlk cümlenin peşinde: İncipit

Geçtiğimiz haftalarda bir "enstitü" kuruldu, adı İncipit. Tüm romanların ilk cümlelerini biriktiren bu enstitü, 2006 yılında fikir bazında ortaya atılmış ve bu senenin başından itibaren okurlarla dünya üzerindeki her kitabın ilk cümlesini buluşturan bir arşiv haline gelmiş.


Edebiyatdışı// Ölüme hayranlık duyuyorum

Şule Gürbüz’le röportaj yapmak farklı bir his. Hayatın anlamını arayan bir lise öğrencisinin heyecanı gibi biraz. Ezelden beri merak edilen sorulara başka kapılar açmak için en güzelinden bir yolculuk gibi. Keza, kitapları öyle zaten.


Sorduk// Etkinlik edebiyatın neresinde?

Şayet sorsak, çoğu edebiyatsever, Türkiye'de edebiyat etkinliklerin sıkıcı panel ve söyleşilerden öteye nadiren geçebildiğini; durumdan memnun olmadıklarını söyleyecektir. Gerçekten durum bu mu peki; yoksa tatminsiz mi davranıyoruz? Hali hazırda var olanın yerine ne koyabiliriz? Edebiyat etkinliği ne işe yaramalıdır? Hatta, edebiyat alanında etkinlik gerekli midir?

 

 


İrem Maro Kırış: Mimarlık, insana empoze edilmemeli

Geride bıraktığımız 2012 senesinde, İstanbul yine en anlamlı, en değerli tarihi yapılarından bazılarını kentsel dönüşüm projelerine kurban etmek zorunda kaldı. Arkasından bakakaldığımız Emek Sineması gibi, İnci Pastanesi de elimizden kayıp gitti.

Söyleşi

Emre Yavuz ve Sinan Ural ile söyleşi:


“İşin sırrı çizgi romanda ya da figürde değil, biriktirme tutkusunda.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.