Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Yazarlar


Gülüm Dağlı

1987 yılında İstanbul’da doğdu. 2004’te lise öğrencisiyken Picus edebiyat dergisine kitap eleştirileri yazarak iş hayatına başladı. Yine öğrencilik yıllarında Focus dergisinde yazarlık ve Akşam Gazetesi’nin haftasonu eki Brunch’ta da köşe yazarlığı yaptı. İstanbul Üniversitesi Radyo ve TV Yayımcılığı bölümünden, “2000 – 2006 Yılları Arasında İşlenen Töre Cinayetlerinin Gazetelerde Yer Alış Biçimi” teziyle ve “Birleşme” isimli kısa filmiyle mezun oldu. 2007’de Dizi dergisinin genel koordinatörlüğünü üstlendi. Televizyon programlarında ve reklam ajanslarında metin yazarlığı yaptı. Halen aksam.com.tr adresinde haftalık yazılarını sürdürmektedir.

Tüm Yazıları

Pulitzer ödüllü Frank McCourt’un ünlü romanı Angela’nın Külleri’ni okumayanlara buradan selam gönderiyorum.

Deniz Baykal, Türkiye’yi ziyarete gelen Obama’ya iki tane kitap hediye etmişti, bilmem hatırlar mısınız… Biri Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Huzur, diğeri ise, Sait Faik Abasıyanık’ın Haritada Bir Nokta isimli derleme öykü kitabı… Bu hareketten epey etkilenmiştim ben.

Söyleşi

Ahmet Faruk Kayral ile söyleşi:


"Her şeye rağmen, yine de bu konuyla ilgilenen binlerce kültürlü insan var."


Ece KARAAĞAÇ

 

 

 

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.