Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Yazarlar


Nurduran Duman

(d. 23 Ekim 1974, Çanakkale, Çan) İlk şiirini 8 yaşında yazdı. 9 yaşındayken, büyüdüğünde yazar olmak için kendine söz verdi. Şiiri sevdi, şair oldu. Denize olan tutkusundan dolayı gittiği İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nden “Gemi İnşaatı Mühendisi" ve "Deniz Mühendisi” olarak mezun oldu. Kendini İstanbul'a yaşamsal bir tutkuyla, Çanakkale'ye tarihsel bir sorumlulukla bağlı hissediyor.

Kitapları: Yenilgi Oyunu (2006, İstanbul; Komşu Yayınevi; Yasakmeyve Kitapları)
Çeviri Kitapları : Jin-shei Kız Kardeşlik Sırları (2006; İstanbul; Yazar: Alma Alexander; Literatür Yayınları)
Ödülleri : Yenilgi Oyunu adlı şiir dosyası '2005 Cemal Süreya Şiir Ödülleri Jüri Özel Ödülü’ne değer bulundu.

Tüm Yazıları

Ve böylece parçalanmış dünyaya girdim
Aşkın hayali dostluğunun, sesinin izini sürmeye
Rüzgârda kısacık bir an (nereye estiğini bilmem)
Fakat tüm umutsuz seçimleri içinde barındıracak kadar uzun değil.

İkitrilyonyediyüzaltmışmilyarsekizyüzseksendokuzmilyondokuzyüzaltmışaltıbinaltıyüzkırkdokuz. 2’ye bölünemez. 3 için, rakamları tek tek toplayıp sonucun 3’ün katı olup olmadığına bakmak yeterli. Son rakam 0 ya da 5 olmadığına göre 5’e zaten bölünemez. 7’ye, 11’e, 13’e?

Yıllar önce bir yazımda "Şairin dükkânı yirmi dört saat açıktır" demiştim. "Gördüğü, baktığı, anlattığı, ağırladığı ne olursa olsun, şair gece ve gündüz çalışandır, öyle ki şairin dükkânı yirmi dört saat açıktır" (Yasakmeyve Eylül-Ekim 2005). Böyle bir dükkânı yürütmek ilk işidir şairin, hatta tek işi.

“İnsanoğluna ilişkin iki ya da üç öykü var ve daha önce hiç yaşanmamış gibi tutkuyla kendilerini yineliyorlar”

Willa Cather

"Güzelim mektubun, sevgili mektubun, bir kez daha,
ve daha birçok kez beni sevindirecek mektubun –“sessizlik” olmasın."
Ingeborg Bachmann

661. Aya hiç gitmediğim varsayımımda nasıl yanılabilirim?

Gulyabani paçası, fil hortumu, çavuşkuşu yumurtası, yabandomuzu burnu, boğa boynuzu, devanası kuyruğu, sümüklüböcek yavrusu sümüğü, ayıbalığı bıyığı (ya da denizayısı sakalı), ala göğüslü albatros gagası, tekboynuz tırnağı, tekeböceği duyargası, suaygırı kalçası, köstebek derisi, cağırtlakkuşu yumurtası akı, karakoncolos ayağı (ayağı bulunmazsa kolu da olur), meyankökünün kare kökü, katıryılanı di

Batı kültürüyle yoğrulmuş dimağlarda Mitoloji dendiğinde, başka pek çok önemli mitoloji olmasına rağmen, ilk akla gelen hep Yunan mitolojisidir. Batı toplumunun temeli Yunan medeniyetine dayandığı için ve öğretim sistemlerinin büyük kısmında Yunan kültürüne yer verdikleri için en başta Romalılar olmak üzere pek çok Batı toplumu Yunan mitlerini alıp kendi efsanelerine uyarlamıştır.

Aşk, bekaret, evlilik, hava, ateş, su, savaş, hasat, bilgelik... Yeryüzüyle ve yaşamla ilişkilendirilen daha birçok şey; insanın varoluştan bu yana üstünde kafa yorduğu, anlamlandırmak için tanımladığı, her birine tanrıça ve/veya tanrı atadığı konu...

Eski uygarlıklardan günümüze armağan gibi aşk, hiciv, inanç, övgü, eleştiri, sevinç şiirleri, türküler, ağıtlar, ninniler, güzellemeler... Talât S. Halman tarafından derlenen Eski Uygarlıkların Şiirleri’nin ilk baskısı 1974’te yapılmış.

Söyleşi

Kerem Yücel ile söyleşi:


“İyi bir fotoğraf her zaman kendini anlatabilir.”


Ece Karaağaç

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.