Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Yazarlar


Ayşe Çavdar

Tüm Yazıları

Dizi aleminde işin buralara gelmesini bekliyorduk. 'Gerçek' insanların, olası hayat hikayelerine dair tüm güzellemeleri, dramatizasyonları ve trajedi versiyonlarını izledik. Hatta o kadar çok izledik ki, dizi yazarlarının zihinlerimizi okuma kabiliyetlerinin ötesine geçti biz izleyicilerin onların yapabileceklerinin sınırlarını anlama kapasitemiz... Sıkıldık mı? Eh haliyle...

Ne zaman Nabokov’un bir metnini ya da ona ilişkin bir yazıyı okusam, Rusya’dan ABD’ye yaptığı bitişsiz göç hikayesini düşünürüm.

“İzn alıp Cuma namazı deyü mâderden
Bir gün uğnlayalım çarh-ı sitem-perverden
Dolaşıp iskeleye doğru nihfin yollardan
Gidelim servi revanim yürü Sadâbâd'e.”

 

Nedim

 

 

Henüz 17 yaşındaydım elime geçtiğinde. Üniversitenin ilk senesiydi. Milyonuncu fotokopisi çekilmiş sayfaları bir sırrı paylaşır gibi vermişti arkadaşım. Yazarının yayımlanmasını istemediğini söylemişti. Yasaklanmış bir siyasi bildiri gibiydi. Ama biliyordum ki siyasi bildirileri iktidarlar yasaklar. Bir şiiri yasaklayacak muktedir gelmemiştir henüz dünyaya...

Bütün kurumlar, tanıdığımız herkes, annelerimiz, babalarımız, patronlarımız, iş arkadaşlarımız ve hatta çok samimi arkadaşlarımız da sürekli aynı komutu veriyorlar: İlerle, geç bunları, geride bırak.
Oysa, belki durmak istiyoruz, biraz dinlenmek.
Ertelemek değil durmak: Geriye değil, ileriye değil, sağa değil, sola değil, şimdiki zamana ve buraya bakmak.

Kimse bir köprüde yaşamaz. Köprüler yolları bağlar; ülkeleri, şehirleri, mahalleleri, köyleri birleştirir. İnsanlar köprülerden geçerek evlerine gider ya da evlerini terk ederler. Ama yaşanmaz köprü üstlerinde. Köprü altlarında yaşayanlara da pek iyi gözle bakılmaz doğrusu.

Ev dediğiniz şey hatıra kumbarası. Kumbarada ne kadar hatıra varsa o kadar uzağa gidebiliyor, uzaklaştıkça biriktirdiklerinizi harcıyorsunuz. Harcadıklarınızı yerine koyacak imkana sahip değilseniz, ev bilgisini gittiğiniz yollarda tüketiyorsunuz. Evden uzaklaşmayı heyecanlı olduğu kadar hazin kılan da bu.

Söyleşi

Ömer Durmaz ile söyleşi:


“Tasarım ve yaratıcılık artık herkesin ihtiyacı”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.