Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Yazarlar


Fatma Cihan Akkartal

1985'te İstanbul'da doğdu. Kültürel İncelemeler alanında yüksek lisans yaptı. Yayıncılık sektörünün çeşitli alanlarında görev aldı, uzun süre İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali'nde etkinlik koordinatörlüğü görevini yürüttü. Halihazırda gündüzleri bir gazetede proje yöneticisi olarak çalışmakta, geceleri çeviri yapıp, film ve televizyon eleştirileri yazmaktadır.       

Tüm Yazıları

1962’de Massachussetts Teknoloji Enstitüsü’nde yeni kurulan bilgisayar odasında canları sıkılan bir grup öğrenci, iki oyuncuyla oynanan, her bir oyuncunun torpidolarla diğerinin uzay gemisini vurmaya çalıştığı Spacewar!’u “yazdıklarında”, genel kullanım için dolaşıma girmiş “bilgisayar oyunu” diye bir şeyden eser yoktu.

Türk edebiyatında alçak kahramanlar, şeytani karakterler var mı? Çatışmasız bir dramatik yapı kambersiz düğüne benzeyeceğinden bu soruyu başka türlü formüle etmek gerekecek. Türk edebiyatının da karanlık sayfaları, bir yeraltı ve gerçek kötüleri vardır elbet ama ne kadar özgündürler, ne kadar inandırıcıdırlar?

Oscar ödüllü yönetmen Neil Jordan, film kariyerine atılmadan önce anlatı sanatıyla uğraşan tüm genç İrlandalılar gibi kendine bir edebiyat kariyeri çizmek istiyordu.

Elm Sokağı'nda Kabus serisinin üçüncü filmi Rüya Savaşçıları'nda, televizyon yıldızı olmak isteyen Jennifer'ın bir gece Zsa Zsa Gabor'un katıldığı bir talk-show'u izlerken uyuyakalması, "ekrandan gelen kabus" konusunda ders kitaplarına girecek bir sahnedir.

Düş Kütüphanesi veya Düş’ün Kütüphanesi, Neil Gaiman’ın yazdığı The Sandman çizgi romanının ana kahramanı Morpheus’un, nam-ı diğer Düş’ün ülkesinde bulunan, hayal edilmiş kitaplardan oluşan bir kütüphanedir.

Ocak ayında dördüncü sezonu başlayan Girls, Judd Apatow’un yapımcısı olduğu bir HBO dizisi. HBO 2012'de 24 yaşındaki yazar Dunham’a ekranı emanet ederek bir kez daha öncü tavrıyla takdir toplarken, ilk zamanlarda feminist kalplerde taht kuran Lena Dunham az sonra aktaracağımız nedenlerle gitgide bir “persona non-grata” haline geldi.

1963’te Kennedy suikastı ve ardından katil zanlısı Lee Harvey Oswald’ın da öldürülmesinin ABD’de masumiyet çağını bitirdiği söylenir. Karmaşık ve karanlık bir ilişkiler ağında konumları sürekli değişen gizli aktörlerin ellerinde tuttukları ulaşılmaz bir hakikatin, bireylerin hayatlarına ve ölümlerine hükmettiği yönünde köklü bir intibadır masumiyet çağını bitiren.

Uzayın ve zamanın sınırlarına tabi değilseniz, tam olarak ölümlü olmayan bir uzaylıysanız, üstelik bir değil, iki adet sevgi dolu kalbiniz varsa, türünüzün diğer üyeleri çoktan yok olmuşsa ve elinizde bir adet TARDIS, bir adet sonic tornavida bulunuyorsa, kötülüklerle savaşmamak için hiçbir sebebiniz kalmamış demektir.

James M. Cain’e, 1969’da New York Times Review of Books’a verdiği bir röportaj sırasında, Postacı Kapıyı İki Kere Çalar, Çifte Tazminat ve Mildred Pierce gibi kitaplarından yapılan sinema uyarlamalarını niçin sinemada izlemediği sorulur.

Televizyon dizilerinin altın çağında bir edebiyat profesörü, Nic Pizzolatto, 2014 yılının en çok ses getiren dizilerinden biri olan True Detective’i yarattı.

Söyleşi

Kerem Yücel ile söyleşi:


“İyi bir fotoğraf her zaman kendini anlatabilir.”


Ece Karaağaç

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.