Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Yazarlar


Abbas Bozkurt

1984 yılında İstanbul’da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümünün ardından, aynı üniversitede Eleştiri ve Kültürel Araştırmalar Yüksek Lisans programını tamamladı. 2008-2010 yılları arasında Altyazı Aylık Sinema Dergisi’nde editörlük yaptı, halen aynı dergide yayın kurulu üyeliğini sürdürüyor ve web sitesi editörlüğünü üstleniyor. Şu sıralarda, sinema üzerine kalem oynatmak dışında, Time Out İstanbul’un kültür-sanat sayfalarına yazar ve çevirmen olarak katkıda bulunuyor.

Tüm Yazıları

Teklifinizle İlgilenmiyorum’da Başar Başarır’ın sivri kalemi, birbirinden fersah fersah uzakta duran, ismi de cismi de farklı karakterlerin iç seslerini dolduruyormuş gibi görünüyor ilk bakışta.

Akademik camiada son yıllarda bir bilişsel psikoloji furyasıdır gidiyor. Psikolojinin çeperlerini aşıp bilgisayarların dilini de kapsayan, adı bilişsel bilime evrilen, hem organik hem de dijital zihinlerin çalışma ilkelerini anlama şiarıyla yola çıkan bu taze dalın disiplinlerarası işlerde kullanılmasına çoktandır aşinayız.

Adı dost meclislerinde zikredile zikredile bir entelektüellik klişesine dönüşen, birçoklarının nazarında uzun ve sıkıcı planlara sahip "sanat sineması"nın temsilcisi olan Tarkovski’nin filmlerine gerçek anlamda nüfuz edebilmek için sinemasal bir perspektiften çok daha fazlasına ihtiyaç var.

"İçimde o bilinen üçlemenin, –gitsem... gitmem gerek... gidiyorum– yani kararların en yumuşak ve kesin olanının yankısını duydum. Artık başka ne yapabilirdim? Masaya eğilmiş, lamba ışığındaki resimlere bakan dalgın çocukların yıllarca biriktirip durdukları o kıvamlı duygu içime doluyor (…)" (Onat Kutlar, Çatı)

 

Sinemada edebiyat uyarlamaları denince akla nedense hep uzun metraj gelir. Oysa kısa film, ticari dolaşımdan azade yapısıyla yönetmenlerin özgürce at koşturabilecekleri, uyarlama denen çetrefil meseleye farklı cephelerden saldırıp küçük zaferler elde edebilecekleri bir alan. Malum, edebiyat ve sinema diyaloğu söz konusuysa, ikisinin farklı dillerden konuştuklarından dem vurulur her seferinde.

Abbas Kiyarüstemi yalnızca filmleriyle değil, fotoğrafları ve şiirleriyle de hep benzer imgeleri yoklayan, mevsimlerin değişimiyle, yağmur damlalarıyla, rüzgarla, ağaçlarla hemhal olan bir isimdi. Onun sinemasal yolculuğunu çektiği fotoğraflardan ya da yazdığı şiirlerden ayrı düşünmek imkansız.

Pedro Almodóvar ve Alice Munro isimlerini aynı cümle içinde zikretmek öyle her gün karşılaşacağımız bir iş değil. Birisi İspanyol sinemasının aşırılıktan, gösterişten kaçınmayan, tutkuyu abartılı bir estetikle perdeye nakşeden yıldızı; diğeri, Kanada’nın Nobelli temsilcisi, büyük şehirlerden ve gösterişten uzak hayatların, süssüz ve ağırbaşlı öykülerin anlatıcısı.

Paul Verhoeven’ın hayli ses getiren Philippe Djian uyarlaması O Kadın (Elle), bir kez daha gösterdi ki, yeraltından konuşanların, lanetli şairlerin, “eşiği aşmak”la ilgilenenlerin beyazperdede ilk aklına gelen yüz Isabelle Huppert’e ait.

Evrendeki farklı yaşam formlarıyla ilk teması konu alan yapıtlarda birbirini besleyen iki temel mesele yüzeye çıkar. Hayali çizgiler ihlal edilip de öteki’nin kozmik ölçekteki karşılığı olan birtakım varlıklar bizimle iletişime geçtiklerinde, kendi bedenimizin, tarihimizin, dilimizin gelişigüzelliğiyle yüzleşmek zorunda kalırız öncelikle.

2017 yılında salonlara konuk olacak uyarlamaların listesine bakınca, tüm yıl zihinleri en çok meşgul edecek filmlerin önemli bir kısmını burada bulmak mümkün. Bu yılın gözde beyazperde uyarlamaları, 20. yüzyıl klasiklerinden grafik romanlara, çağdaş Amerikan edebiyatından yarım kalmış bir romana hayli geniş bir yelpazeye sahip.

Söyleşi

Kerem Yücel ile söyleşi:


“İyi bir fotoğraf her zaman kendini anlatabilir.”


Ece Karaağaç

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.