Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

   

Şahane Bir Kitap


Şahane Bir Kitap

Yeni başlayanlar için “Semboller ve İşaretler”




Toplam oy: 213
Kathryn Wilkinson
Alfa Basım Yayım Dağıtım

“İnsanlığın bilinci, uygarlık düzeyine ulaşıncaya kadar sayısız çağları gerektiren bir sürecin sonunda yavaş yavaş, güçlükle gelişebilmiştir; dahası bu gelişim tamamlanmış olmaktan henüz çok uzaktır. İnsan ruhunun büyük bir bölümü hala karanlıklarla kaplıdır; çünkü ‘psike’ dediğimiz, bilincimiz ve onun içeriği ile hiç de eş anlamlı değildir. Ruhumuz doğanın bir parçasıdır ve tıpkı onun gibi sınırsızdır. Ayrıca biz ne ruhu ne doğayı tanımlayabilir, ancak olabildiği kadar, onu nasıl algıladığımızı tarif edebiliriz.” İnsanı tanımada insanlığa en çok yardımı dokunmuş hekim ve düşünür C.G.Jung, “İnsan ve Sembolleri”nde işte böyle dile getiriyordu ruha dair düşüncelerini. “Bilinçdışına Giriş”den alıntı yaptığım bu kısa paragraf ruhun ve doğanın insanca tanımlarına götürüyordu okurunu.  “Kökenleri ve Anlamlarıyla Semboller ve İşaretler” adlı çalışma ise, her ne kadar çoğu karanlıklarda kalsa da, tam da bu “insanca tanımlar”a dair.

Semboller ve işaretlerle doldurduğumuz doğayı ve bilinçaltımızı yine onların şifrelerini çözerek anlamlandırmak niyetindeysek eğer, başlangıçtan günümüze, ne kaldıysa geriye, hepsinin kapsamlı bir dökümüyle başlamak belki de en iyisidir. Kathryn Wilkinson’ın hazırladığı  “Kökenleri ve Anlamlarıyla Semboller ve İşaretler”, tam da söz konusu başlangıç noktasında duran kapsamlı bir çalışma.Ansiklopedik hacmiyle dışarıdan biraz göz korkutucu olsa da içeriği itibariyle bol görsele dayanan seyirlik bir kitap aslında.  

Wilkinson, çalışmasını “Kozmos”, “Doğal Alem”, “İnsan Yaşamı”, “Mitler ve Dinler”, “Toplum ve Kültür” ve “Sembol Sistemleri” başlıkları altında altı bölüme ayırmış. “Kozmos”, varoluşundan bu yana gökyüzünü izleyip güneşin, ayın, yıldızların ve gezegenlerin hareketinden evrensel bir ritm çıkarıp buna göre yaşayan insanlığın kısa bir öyküsü gibi. Modern bilime ısrarla direnerek, ruhlarımıza yön vermeye devam eden kozmik sembolizme dair öğrenmemiz gereken anahtar niteliğindeki bilgilerle dolu olan bu bölümde ying-yang manzaralarından dağlara, dört elementin türlü temsillerinden yer altının çekici madenlerine, içinde nefes aldığımız evrene dair sembolleştirdiklerimiz yer alıyor.

“Bir insana bakarak hayvanı göremezsin, ama bir hayvana bakarak insanı görebilirsin” derler. Bu özlü cümle bir yandan insanlığın doğadan kopuşuna işaret ederken diğer yandan da her şeye rağmen doğaya ait olduğumuzu vurgular. “Semboller ve İşaretler”in ikinci bölümü olan “Doğal Alem” de bu inişli çıkışlı karmaşık ilişkiyi kendi yarattığımız semboller aracılığıyla çözümlüyor.  “İnsan Yaşamı”nda ise evreni içeren bir mikrokozmos olarak kabul ettiğimiz insan bedenine dair sembollerin tarih boyunca izini sürüyoruz: Doğum ve bereket tanrıçalarından ölüm ve yas ritüellerine, vücudumuzun çeşitli organlarının taşıdığı karmaşık anlamlardan türlü aşk imgelerine...

Yaradılış öyküleri, kahramanlık destanları ve kimlik duygusunu pekiştiren özel semboller... “Semboller ve İşaretler”in kuşkusuz en ilgi çekici bölümü olan “Mitler ve Dinler”, hemen her topluluğun sahip olduğu, ortak biçimde yarattığı bu hikayelere dair simgelere yer veriyor. Kuzey Avrupa, Kelt, Orta ve Güney Amerika, Yunan, Mısır gibi çeşitli kültürlerin tanrıları ve onların simgeledikleri kavramlar, Şamanizm, Budizm, Hinduizm, Yahudilik, Hıristiyanlık, Müslümanlık gibi büyük dinlerin simgeleri, melekler ile şeytanlar, vudu büyüleri ile cadılar,  tılsımlar, fallar, kehanetler, nümeroloji ve simya gibi çok geniş bir yelpazede bilgi veren bu bölüm hayal gücümüzün ve inancımızın görsel bir haritası niteliğinde.

Bizleri birbirimize bağladıkları için yaşamsal bir işlevi yerine getiren ortak sembollere dair ilgi çekici diğer bir bölüm ise  “Toplum ve Kültür”. Kraliyet işaretleri, dinsel mimari, kutsal mekanlar, bahçeler, giyim kuşam, mücevherler, üniformalar, dans ve tiyatro, masallar, müzik bu bölümün alanına giriyor.

 “Sembol Sistemleri”, “Semboller ve İşaretler”in son bölümü. Her karakterin tek başına nispeten anlamsız olduğu, sembol sisteminin en saf örneği alfabeden çeşitli şekillerin ve renklerin anlamlarına, sayılardan hiyerogliflere, mesleki sembollerden arma amblemlerine, marka ve logolara ve hatta beden diline uzanarak çalışmasını tamamlıyor Kathryn Wilkinson.

Özgürlük deyince niye içimizden ak bir güvercin gökyüzüne doğru kanatlanıp uçar; neden bazı geceler uykumuzdan düştüğümüzü sanarak uyanırız; barışı zeytin, bereketi nar ve incirle özdeşleştirmemizin sebebi nedir? “Semboller ve İşaretler”, bu tür evrensel soruların bireysel cevaplarına giden kapıları açmak için küçük anahtarlar veriyor elimize... Başta da dediğim gibi, çok kapsamlı, geniş alana yayılan bir çalışma olduğu için tek tek konular ve kavramlar üzerinde fazlaca durmak imkansız oluyor, ele alınan konular çok fazla derinleşemiyor bu çalışmada. Ancak bir okur olarak kendinizi bu beklentiden uzak tutup konuya giriş niteliğinde kalmayı göze alır ya da bütün bunları zaman zaman kuşbakışı ele alıp daha genel bir bakış açısıyla incelemek isterseniz eğer “Semboller ve İşaretler” kesinlikle şahane bir kitap.  

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Şahane Bir Kitap Yazıları

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

Bir ev düşünün... Büyük, karanlık, kasvetli; soğukla, fısıltılarla, gölgelerle ve kitaplarla dolu... Binlerce ciltli kitap düşünün; sahibi onlara kitap değil, zehir, diyor. Zehirle dolu kitaplar, erotizmle, sapkınlıkla, şehvetle dolu kitaplar... Ve bu kitapların başında iki genç kadın, birbirini seven, birbirinden nefret eden iki kadın.

Mercé Rodoreda ile tanıştınız mı? Ve onun Natalia’sıyla... Çok kıymetli ama çok geç bir tanışma olacak bu hepimiz için. Çünkü Türkçeye yeni çevrilen Güvercinler Gittiğinde, dünya edebiyatının başyapıtlarından biri. Aynı zamanda edebiyatta kadın dilini arayan yazarların yoluna ışık tutacak yetkinlikte bir dile, romanın insan ruhunu arayan doğasını kavrayan güçte bir anlatıma sahip.

Kadere başkaldırmak şüphesiz bir kahramanlıktır. Hatta kahramanlık dediğimiz şey, her şeyden önce kadere başkaldırmakla başlar belki de. Hikayelere bakacak olursak, sonu da iyi biter genellikle; kader değişir, kahraman olgunlaşır, bir anlamda mutlu son yakındır. Kahraman hem dünyayı hem de kendisini değiştirmiş olacaktır büyük ihtimalle.

Nick Hornby, küçük takıntıların, sıradan insanların sıradan hikayelerinin yazarı... Onu çağdaş dünya edebiyatı içinde erkek ruhundan anlayan ve bu ruhu en iyi kaleme alan yazarlardan biri olarak da tanıyoruz. Ancak Hornby, Türkçeleşen son kitabı Komik Kız ile bu defa kendisini tanımlayan tüm çerçevelerin dışına çıkıyor, hem de çok dışına! 

 

Söyleşi

Nermin Yıldırım ile söyleşi:

Edebiyat ve başka hayatlara bakabilmek


ECE KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.