Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Emre Yavuz ve Sinan Ural ile söyleşi: “İşin sırrı çizgi romanda ya da figürde değil, biriktirme tutkusunda.”


Emre Yavuz ve Sinan Ural ile söyleşi:


“İşin sırrı çizgi romanda ya da figürde değil, biriktirme tutkusunda.”


Ece KARAAĞAÇ

 

Edebi değeri bir yana, çizgi romanlar ve ürünleri aynı zamanda birer arzu nesnesi. Geçmişten bugüne çizgi romana ve yan ürünlerine duyduğumuz tutkuyu ve çizgi roman ve figür koleksiyonculuğun inceliklerini çizgi roman yayıncısı Emre Yavuz ve çizgi roman çevirmeni ve koleksiyoner Sinan Ural’la konuştuk.  



Teksas, Tommiks, Mister No gibi seriler çocukluğumuzda çok meşhurdu fakat çizgi roman sevgisini yetişkinlik çağlarına taşıyanlar da çok. Bir yetişkin için ne ifade ediyor çizgi roman?

 

E.Y.: O seriler hâlâ yayımlanmaya devam ediyor. Gerçi Mister No bitti galiba İtalya’da da. Aslında ben küçükken de o serileri babam okurdu. O zamanlar 30’lu yaşlarındaydı. Eve sürekli Teksas, Tommiks, Kaptan Swing, Zembla, Kızılmaske, Mandrake, Conan, Süper Korku, Tex vd gelirdi. Bir de her hafta mutlaka Gırgır, Çarşaf ve Fırt dergileri alınırdı. Okumayı çok erken öğrendim; bunları okuyarak büyüdüm. Çizgi romanı çocukken okunacak bir şey olarak görmek, asrın en büyük yanlışlarından biridir. Çocuklar için yapılmış çizgi romanlar vardır ama çok büyük bir kısmı yetişkinlerin okuması içindir aslında.  

 

S.U.: Temel olarak gündelik hayattan kısa süreliğine de olsa sıyrılmanızı sağlayan, sizi gerek olağan gerekse olağanüstü dünyalarla tanıştıran bir mecra çizgi roman. Binlerce farklı konuda, yüzlerce farklı zevke hitap eden bir dünya. Genel olarak çizgi roman okuyucusu ikiye ayrılıyor diyebiliriz: İlk grup sıradan okuyucu olarak adlandırılabilir. Koleksiyon yapmaktan ziyade okumakla ilgilidirler. Daha çok sayıda insanın dahil olduğu ikinci grup ise koleksiyoncudur. İlgi duyduğu kahramanın, temanın çizgi romanlarını toplar. Ben şahsen bu gruptayım.
 


Çizgi romanın beraberinde getirdiği birtakım yan ürünler de söz konusu, mesela figürler. Bu figürlerin bir çizgi roman tutkunu için anlamı nedir?


E.Y.:
Evimde tek tük figürler, aksesuarlar vardır ama hiçbir zaman iflah olmaz bir figür koleksiyoncusu olamadım. Ama 2000’li yılların ortasında bu figürlerin satışında aktif rol oynadığım için şunu söyleyebilirim: Çizgi roman okurlarının ya da sinemaseverlerin (figür sektörü sadece çizgi romanı değil, sinema ve sporu da kapsıyor çünkü) sevdiği bir karakteri, üç boyutlu olarak sergileme arzusuyla alakalı. Nasıl ki biri, çini bir vazo görmek istiyorsa mesela evinin salonunda, bir çizgi roman tutkunu da Wolverine büstü görmek isteyebilir pekala.  

 

S.U.: Bunu da yine iki farklı davranışta incelemek gerekir düşüncesindeyim. Birinci grup tutkunlar çizgi romanın yan ürünlerini de biriktirmekten aşırı derecede hoşlanır. Bununla birlikte hiçbir yan ürün almayan, daha doğrusu figür-heykel-büst gibi ayrı bir koleksiyon sayılan bir alana girmeyen çok sayıda çizgi roman hayranı da tanıyorum. Bazılarının buna hiç merakı olmuyor bazıları ise o alana da girersem kendimi durduramam diyerek uzak duruyor sanırım. 

 

Hangi aşamada basit bir merak olmaktan çıkıp koleksiyonerliğe dönüşüyor peki?

 

E.Y.: O kırılma noktası nerede başladı emin olamıyorum. Ama çevremden gözlemlediğim bir detayı aktarmak isterim. Çizgi roman veya figür biriktiren insan, bu işe direkt çizgi romanla veya figürle başlamıyor. Mutlaka geçmişinde başka bir nesneye yönelik bir toplama/biriktirme tutkusu oluyor. İşin sırrı çizgi romanda ya da figürde değil, biriktirme tutkusunda. Bir noktadan sonra, özellikle hayatımıza orijinal baskılar girmeye başladıktan sonra, ciddi bir koleksiyon yapmaya başladım. Çünkü bulması zor, çünkü ikinci baskı yapmıyor (fasiküller için konuşuyorum) ve poşetleyip, kartonlayıp özel kutularında saklamak çok zevkli.  


S.U.:
Bir çizgi roman deneyeyim diyorsunuz, bazı sayılarını alıp okuyorsunuz, çok hoşunuza gidiyor gerisini de toplamaya çalışıyorsunuz. Sonra bir bakıyorsunuz yan ürünleri de var. Eh onlardan da alayım derken bir bakmışınız ev dolmuş! 



Özellikle eski çizgi roman sayıları ve bazı figürler pek ucuz sayılmaz doğrusu, siz koleksiyonlarınız için ne kadar bir bütçe ayırıyorsunuz ya da bu bütçeyi neye göre belirliyorsunuz?

 

E.Y.: İtiraf etmem gerekirse, sinemanın aşırı etkisi yüzünden eskisi gibi fasikül biriktirmez oldum. Yeni okuyucu yakalama açgözlülüğü, hikaye kalitesini çok düşürdü. Evrenleri sürekli “reboot” etmeleri de insanı soğutan başka konu. Reboot dediğimiz şey, yeni jenerasyonu yakalamak için her şeyi sıfırdan başlatmak. Aynı şeyleri farklı kurgularla tekrar tekrar okuyoruz mecburen. Bu ara grafik roman ve “artbook” üzerinde yoğunlaşıyorum. Bir de sahaf gezmeyi çok seviyorum. Oralardan çok enteresan şeyler çıkabiliyor. Plak koleksiyonu da yapıyorum ufak çapta. Orada “digging” diye bir tabir vardır; eşelemek yani. Eşeleyip bulacaksın, vakit harcayacaksın onun için. Artık çizgi romanda da eşelemeye başladım biraz. Bir sahafta 100 dolar değerinde bir Batman fasikülünü, 5 TL’ye bulmuşluğum var.  

 

S.U.: Bütçe tabii kişinin maddi durumuna göre değişiyor. Ama ne olursa olsun koleksiyoncu başka alanlardan kısıp bu tutkusuna daha çok para ayırmaya çalışan kişidir. Ve birçok koleksiyoncu çoğu zaman bütçesini aşmamaya çalışsa da aşıyor. İnsan görünce dayanamıyor! Ben, bütçeden ziyade öncelik ve önem sırasına göre hareket ediyorum. Her şeyi bir anda almak mümkün değil. Zaten mümkün olsaydı bu koleksiyonculuk olmazdı. Koleksiyonculuğun esas zevklerinden biri de o ürünü arzulamak ve bulmaya çalışmak. Hepsini bir anda aldım diyelim, e nerede bunun zevki?

 

 

 

Bildiğim kadarıyla nadir bir çizgi romanı ya da bir figürü ambalajından çıkarmak onun maddi değerini epey kaybettiriyor. Aynı şey figürler için de geçerli.


E.Y.:
Çizgi romanda öyle bir şey yok aslında çünkü ambalajlı olarak satılmıyor. Fasikül halinde gelen sayıları kendimiz koruyucu karton ve poşette muhafaza ediyoruz. “Omnibus” dediğimiz toplama ciltlerin ambalajı önemli ama zaten onları alanlar da o hikayeleri okumuş oluyorlar. Ama tüm koleksiyonu kutusunda saklayan insanlar tanıdım. Anlamsız geliyor bana.


S.U.: Çizgi roman fasikülleri için konuşursak, fasikülün kondisyonu fiyatını belirleyen en önemli etken. Çok çok değerli bir sayı düşük kondisyonlu ise onu zor satarsınız, satsanız bile değerinin çok çok aşağısına gidebilir. İşte bu yüzden aldığı fasikülleri okumayan, onları direkt olarak saklama amaçlı karton ve poşetlere koyan koleksiyoncular var. Ki bunlardan biri de benim. Figür için de aynı şey söz konusu. Kutusu açılmamış figür, satım aşamasında her zaman daha yüksek fiyata satılır. Bunda da kişisel tercih söz konusu. Heykel, büst gibi ürünleri ise kutularından çıkarmadan sergileyemiyorsunuz. Ancak bunların da kutularını atmamanız gerek. Keza satmak isterseniz ya da taşınma sürecinde kutusuz heykel ve büst size oldukça zorluk çıkartabilir.
 


Sizin koleksiyonunuzdaki en değerli parça nedir?

 

E.Y.: Zor bir soru. Birkaç değerli parça var. Bir de emsali olmadığı için fiyat biçemediğimiz parçalar oluyor arada. Mesela Star Wars teyp kasetleri var, ambalajı açılmamış. Yine bir eşeleme sırasında bulmuştum. Emsalini bulamadım, değer biçemiyorum. Çizgi romanlara gelecek olursak, Spider-Man 9/11 özel sayısı var, düz siyah kapakla çıkan. Fena değildir değeri. Aynısının Türkçe baskısı da var. Yine emsali olmadığı için değer biçemiyorum.  

 

S.U.: Zor soru. Her parçanın bir şekilde değeri var benim için. Bazen bir boyama kitabı almak bana değerli bir sayıyı almaktan çok daha fazla zevk veriyor. Dolayısıyla her parçam ile bir şekilde bağım var. Zaten bağım olmayan ve sırf almak için aldığım ürünleri zamanla elden çıkardım. Bu bakımdan manevi olarak en değerli diyebileceğim onlarca şey var. Ama sanırım manevi seçimde fasiküllerimin arasından seçim yapardım. Ama neyi seçerdim hiç bilemiyorum.




Toplam oy: 175

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Söyleşi

Tarkan Kaynar ile söyleşi:


"Hayvanlar her zaman ilacım olmuştur."


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.