Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

			

Üye Eleştirileri


Üye Eleştirileri

İlk dönemeçte son aşk adlı roman için

Sırrı Çınar
Akis Kitap

Kitabın ismindeki aşkı görünce hem ilgimi çekmiş hem de romantik bir şeyler okuyacağımı düşünmüştüm. Ama kitabı okumaya başlayınca hiç de öyle olmadığını görüp, bir günde okuyup bitirdim. Çok az kitapta yaşadığım o nefessiz kalmayı yaşadım. Dostoyevski'nin Suç ve Ceza´sında ki çarpıcılığı hissettim. Tam evet tam bir aşk romanı! Aşkı en çarpıcı ve vurucu biçimde anlatmış. Kitap kurgu olarak hatasız, olayların birbirini takibi ve geçişler mükemmel. Tek bir cümle fazladan yazılmamış. Her cümle dopdolu ve anlam yüklü. Bir an önce diğer sayfaya geçme aceleciliğini ve heyecanını yaşatıyor. Aşkın yakıcılığı içinde yanıp yok olmayı, sosyal psikolojiyi, neden sonuç ilişkisini oldukça akıcı bir dille anlatmış. Kitaptaki tespitlerim ve hissettiklerimin sadece bende mi oldu diye düşünerek 50 kişilik okuma grubumuzdaki arkadaşlarımdan hızla bu kitabı okumalarını istedim. Hepsinden gelen yorumlar benimkilerle birebir örtüşüyordu.

 

 

Bir romanda olabilecek sinemografi ancak bu kadar etkin verilebilir. Kitabı okumuyor da yaşıyordunuz. Ağladığınız, güldüğünüz, öfkelendiğiniz, şaşırdığınız anları yaşıyorsunuz. Ülkemizin bir dönemini çok farklı bir kurgu içinde vermişti. Bilgi alırken fakında olmuyordunuz. Kadınların sosyal durumlarını, geleneksel yapının olumlu ve olumsuz taraflarını, çocuk yetiştirirken nelerin hangi sonuçları doğurduğunu müthiş bir anlatımla ve olaylarla görüyorsunuz. Yapılan psikanalizler, hiç beklenmeyen yerde romana dahil olan farklı öyküler, çok önemli felsefi tartışmalar,  mektuplara yerleştirilen adeta bir şiir kitabıyla çok alışık olmadığımız bir kitapla karşılaştık. Kullanılan kelime sayısı normalden çok fazla ve dil ancak bu kadar esnetilerek ve anlaşılır kılınarak kullanılabilir.

 

Kültürel kodlarla ilgili motifler kitaba çok güzel yerleştirilmiş. Romanın kahramanı Kamil üzerinden psikolojiyi, sosyal etkileşimi, aşkın insan üzerinde bırakabileceği etkileri çok mükemmel olarak vermiş. Aşkı kavramın tam anlamına göre irdeleyip, kurgusal ve psikolojik sonuçlarını ortaya koymuş. arkadaşlığın nasıl olabileceğini o kadar güzel vermiş ki;ah keşke benim de böyle bir arkadaşım olsaydı; diyorsunuz.  Biz edebiyat eleştirmenleri olarak Sayın Sırrı Çınar'ı Eksik Zamanlar, Ana Kokusu romanlarından ve şiirlerinden tanıyor ve okunması gereken bir yazar-şair olduğunu biliyoruz. Ancak İlk Dönemeçte Son Aşk romanı hasret kaldığımız Türk Roman Yazarlığında görmek istediğimiz bir yere yerleşecek ve Türk klasikleri arasında yer alacaktır. Türk okuyucusunun alışık olmadığı ve ummadığı bir romanla karşı karşıya olduğunu söylemek isteriz. Sayın Çınar´a böyle bir kitabı edebiyat dünyamıza kazandırdığı için çok teşekkür ediyoruz.

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Üye Eleştirileri Yazıları

Roman hakkında bir şeyler yazmak gerektiğinde “bizde” izlenen usul, çoğunlukla yazarın dünyası ve kendisi hakkında oluşmuş genel kanaat üzerinde kanat çırpmayı gerektirmeyen bir uçuşla yazarla (ya da politik olarak mahkum edilmiş bir yazarsa “çoğunlukla”) aynı gökyüzünü paylaştığı izlenimi veren satırlar arasında süzülmektir. Ne de olsa böyle bir usulde romanı okumak da gerekmez.

Felsefe devrimsel değil birikimsel bir süreçtir ancak bu birikimli yapının bazı devrimcileri vardır. Marquis de Sade işte bu devrimci filozoflardan biridir, hatta en başta gelenlerindendir, çünkü de Sade dokunulması en güç şeye dokunmuştur, en büyük tabuyu devirmiştir.

'Hatıra' sözcüğü hep tek yumurta ikizi 'Hüzün'le gelir insanın aklına. Öyle ki, ne kadar hoş, ne kadar eğlenceli anlarınızı hatrınıza getirirseniz getirin, attığınız en şiddetli kahkahaların ardından çöküverir o hüzün üzerinize. Bir daha o günlere dönemeyecek olmanın hüznü. 'İstanbul Hatırası' da tam böyle bir kitap.

Christopher Priest’ın bol ödüllü fakat ülkemizde ancak film uyarlaması ile adını duyurabilmiş ve hala daha pek de okunmamış romanı bizi eğlencenin kanlı canlı olduğu zamanlara götürüyor.

Söyleşi

Serhat Tolga Yıkıcı ve Ayşegül Kirpiksiz ile söyleşi:


 “Wattpad genç okuru daha iyi anlamamıza imkan veriyor.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.