Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Emma Watson'ın feminist kitaplığı




Toplam oy: 28

Harry Potter serisinden tanıdığımız Emma Watson sadece genç ve başarılı bir oyuncu değil, aynı zamanda bir kadın hakları savunucusu. Birleşmiş Milletler Kadın Güçlenmesi Birimi'nin iyi niyet elçisi olarak görev yapan Watson, feminist bir kitap kulübüne de öncülük etmişti 2016 yılı başında. Sosyal paylaşım sitesi Goodreads'e de taşınan kitap kulübü oldukça ilgi gördü. 2016 yılı sonu itibariyle birinci yılını dolduran kitap kulübü kendi feminist kitaplığını oluşturmaya başladı diyebiliriz. İşte Emma Watson öncülüğünde temelleri atılan o feminist kitaplık:

 

1. My Life On The Road - Gloria Steinem

 

Gloria Steinem Amerikalı bir feminist ve aktivist, aynı zamanda feminist dergi Ms.'in de kurucusu. My Life On The Road ise Steinem'ın seyahatlerle geçen hayatındaki tanıklıklardan damıtılmış bir kitap.

 

 

 

2. The Color Purple - Alice Walker

 

Amerikalı bir feminist ve şair olan Alice Walker, The Color Purple'da siyahi bir kadının gözünden kadın hakları sorununa ırkçılıkla kesişen bir bakış atıyor. Yazara Pulitzer Ödülü kazandıran bu romanın Mor Yıllar adıyla sinemaya da uyarlandığını söylemeden geçmeyelim.

 

 


3. All About Love: New Visions -Bell Hooks

 

Çoğunlukla ırk, sınıf ve cinsiyet meselelerinde odaklanan feminist yazar Bell Hooks, sevmenin yeni ve radikal biçimlerini ortaya koyuyor All About Love: New Visions adlı kitabında. Okur için de aşk, kültür ve öteki hakkında bir düşünme çağrısı bir nevi...

 

 

 

4. Nasıl Kadın Olunur? - Caitlin Moran

 

Nasıl Kadın Olunur? gazeteci Caitlin Moran'ın kadınlığı "yanlış anlama" hikayesi, bir anlamda özeleştirisi. Kadın olmanın gerçek anlamını keşfetme hikayesine ortak ediyor yazar bizi ve bu sırada gündelik hayat teorilerini sarkastik bir üslupla ortaya dökmekten de geri durmuyor.

 

 

 

5. The Argonauts - Maggie Nelson

 

Maggie Nelson'ın anı türündeki kitabı The Argonauts, tabir yerindeyse, cinsiyet kavramını ve rollerini eğip büken bir eser. Maggie Nelson sanatçı Harry Dodge ile yaşadığı aşkı merkeze alarak ilişkilerinin hesabını ortaya döküyor; bir yandan cinsiyetçi davranışlar sergileyen bir partnerle yüzleşmeyi ele alırken bir yandan da yazarın aşktan evliliğe, oradan da hamileliğe uzanan hikayesini ilk elden anlatıyor.

 

 

 

6. Persepolis - Marjane Satrapi

 

Bu kitaplığın muhtemelen Türkiye'de de en çok bilinen kitaplarından biri Marjane Satrapi'nin çizgi romanı Persepolis. Şah rejiminin yıkılmasının ardından gittikçe muhafazakarlaşan İran'da önce bir kız çocuğu, ardından da genç bir kadın olmanın çizgilere sığan hikayesi bu.

 

 

 

7. Hunger Makes Me a Modern Girl -  Carrie Brownstein

 

Esasen bir müzisyen olan Carrie Brownstein kaleme aldığı anıları vesilesiyle, çalkantılı bir ailede büyüyen bir kız çocuğunu müziğin nasıl özgürleştirdiğini ve ona kattığı kimliği içtenlikle paylaşıyor okurlarıyla.

 

 

 

8. Half the Sky - Sheryl WuDunn ve Nicholas D. Kristof

 

Gazeteci bir karı-koca olan Sherly WuDunn ile Nicholan D. Kristof, Asya ve Afrika'ya yaptıkları seyahatler neticesinde derledikleri, zorlu şartlar altında mücadele yürüten kadın hikayelerini sunuyorlar Half the Sky ile. Yalnızca kadın oldukları için zulme ve kıyıma maruz kalan kadın hikayeleri bizim coğrafyamız açısından da tanıdık.

 

 

 

9. Annem ve Ben - Maya Angelou

 

Sadece cinsiyetçilikle değil, ırkçılıkla da sonuna kadar savaşmış bir yazar Maya Angelou. Bu kitabındaysa annesiyle ilişkisine yönelerek kendi yaşam öyküsünü anlatıyor ve onu küçük siyahi bir kızdan adını dünyaya duyurmuş bir yazara dönüştüren serüvene ortak ediyor okurunu.

 

 


Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Kitapları yarıda bırakmayı huy haline getirmiş bir arkadaşım var. Tenkit etmeye kalkışırsanız kendini savunacak kelimeleri cebinden çıkarıveriyor hemen. Şöyle diyecek oluyor: “Her yarıda bıraktığım kitapta, heyecanla, özveriyle içine girdiğim bir evrenden, o evren kendi üzerine kapanmadan sıyrılıveriyorum. Nihayete erdirilmesine izin vermeden...

Havaların ısınmaya başladığı şu günlerde, masa başında kapalı yerlerde zaman geçirmek giderek güçleşiyor. Dolayısıyla kısa bir süreliğine de olsa İstanbul’dan kalkıp Bodrum’a gitmek konusunda çok kolay karar verdik ama masa başından vazgeçmedik yine de. Üstelik Mine Söğüt’ten sonbaharda, yani havaların yavaşça soğumaya başlayacağı dönemde çıkacak yeni bir roman müjdesi de aldık!

Konu entelektüalite olduğunda hemen hepimizin olduğumuzdan iyi görünmek istediği aşikar. Öyle ki kimi zaman alakamız olmayan konularda bile fikir beyan edip ilgimiz olmayan konularda gülümseyerek kafa sallıyoruz. Bu elbette insan doğasının bir sonucu ve son derece normal. Ne de olsa hepimiz içinde bulunduğumuz topluluk tarafından kabul görme ve onaylanma eğilimindeyiz.

Teknolojinin gelişmesiyle basılı kitap diye bir şey kalmayacak, deyişini eminim siz de duymuşsunuzdur. Başta bu savı öne sürenlerin haklı olduğuna ben de inanmıştım. Ama görünen o ki, zannedilenin tersi oldu. Yakın bir zaman önce, dünya çapında toplanan verilere göre e-kitap satışlarında yüzde 4’lük bir düşüş görülürken, basılı kitap satışlarında da yüzde 4’lük bir artış görüldü.

Söyleşi

Emre Yavuz ve Sinan Ural ile söyleşi:


“İşin sırrı çizgi romanda ya da figürde değil, biriktirme tutkusunda.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.