Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Okuma Köşesi

Şebnem’in içini görme denemesi

 

Her okurun bir yazarı çok sevmek için son derece haklı ve bir o kadar özgün gerekçeleri vardır şüphesiz. Yola bu bilinçle, SabitFikir okurlarının edebiyatın öne çıkan yazarlarını neden sevdiklerine ilişkin bir tartışma başlatmak için çıktık. Öyleyse soruyoruz:  Siz Jane Austen'ı niçin okuyorsunuz?

 

 

Abbas Bozkurt

William Gibson’ın Neuromancer’ını hatırlatan bir cyberpunk estetiği, siber çağda zihin ve beden ilişkisine ve epistemolojiye dair kafaya üşüşen sorular; kara filmlerden ödünç alınmış gibi duran sıkışık ve kasvetli kent sokaklarında durmak bilmeyen aksiyon, siber casuslar, başkalarının zihinlerini hack’leyen teröristler...

  

Eleştiri

Fatma Cihan Akkartal

Karlar Eridiğinde, Willo adlı bir çocuğun “kendi sesini bulmasının” öyküsü. 14 yaş ve üzerine hitap eden roman, bir yaş dönümü öyküsü gibi okunabiliyor fakat aslında “çocuk” olmanın mümkün olmadığı bir dünya resmediyor. Açlıktan ölen bebeklerin, derisi yüzülmüş cesetlerin ve işkenceye uğrama ya da donarak ölme ihtimalinin köşebaşında beklediği bir yer burası.

Burcu Arman

Fantastik edebiyatın tarihe ismini gerçeküstü alfabelerle yazmış olanları, yeni gelenlere iki şey yaptı: İyilik ve kötülük. Onların açtığı yolda ilham ya da güç alarak çıkan yeni ve başarılı isimler ve onlara önyargıyla bakacak okuyucular. Bu noktada ister inanın ister inanmayın tutkulu bir fantazya okuyucusunu etkilemek pek kolay değildir.

A. Ömer Türkeş

1970 Luanda doğumlu Gonçalo Manuel Tavares, Portekiz’in edebiyat dünyasına armağan ettiği parlak bir yazar olarak gösteriliyor. Edebiyat kariyerine 2001’de başlayan Tavares’in roman, şiir, tiyatro oyunu ve çeşitli anlatılardan oluşan kitapları 36 dile çevrilmiş, 51 ülkede yayımlanmış ve farklı ülkelerde pek çok saygın edebiyat ödülüne değer bulunmuştu.


Editörün Seçtikleri

Simone De Beauvoir - Özgürlüğü Yazmak
Jacgues Deguy Sylvie Le Bom De Beauvoir // Yapı Kredi Yayınları

"Yaşamım kendime anlattıkça gerçek hale gelecek güzel bir masal." Simone de Beauvoir ilkgençliğinden itibaren kendisini tepeden tırnağa duyuran gerekliliği dile getiriyordu: Varolmak ve yazmak. 1908'de doğan Beauvoir, burjuva çevresine rağmen, kendi kuşağından bir kadın için ender rastlanacak türden bir bağımsızlığa kavuşur.

 
Aşık Kedi
Özlem Anar // Çınar Yayınları

Özlem ve İhsan Oktay Anar’ın evine yerleşip oradan biz insanoğlunun halipürmelalini anlatan bir kedinin maceraları…
 

Raşid'in Dürbünü
Jamal Mahjoub // Kırmızı Kedi

17. yüzyıl başlarında Arap asıllı bilimadamı Raşid el-Kenzi işlemediği bir suçtan dolayı hapse mahkûm olur. Hapisten kurtulması ve özgürlüğünü kazanması için bir teklif yapılır kendisine: Hollanda’ya gidecek, dünyadaki ilk optik araçlardan birini orada arayacaktır.

 
Karanlık Kız
Elena Ferrante // Çev. Eren Yücesan Cendey // Everest Yayınları

İngiliz edebiyatı öğretmeni Leda, yıllar yılı kendini işine ve iki kızına vermiş orta yaşlarda dul bir kadındır. Kızları büyüyüp babalarının yanına, Kanada’ya gitmesiyle yalnızlaşacağını düşünür. Ancak beklenmedik bir şekilde özgürleşme, hafifleme  hissedince, bundan güç alarak uzun bir yaz tatili planlar.

Söyleşi

Ömer Durmaz ile söyleşi:


“Tasarım ve yaratıcılık artık herkesin ihtiyacı”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.