Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Okuma Köşesi

Beklenen haber geldi: Stranger Things  geri dönüyor! Netflix'in kısa sürede kültleşen yapımlarından Stranger Things kendi sadık izleyicisini yaratmayı da başardı elbette. Haliyle dizinin ikinci sezonunun ne zaman başlayacağı da ciddi bir merak konusuydu.

Kimi zaman bir oturuşta okuyup bitirdiğimiz kitapların yazılması yıllar almıştır, kimi zamansa uzun süre yanımızdan ayıramadığımız kitaplar sandığımızdan çok daha kısa sürede yazılmıştır. Bir kitabın  yazılma süresi çoğu zaman uzunluğuyla doğru orantılı görülse de durum her zaman bu yönde olmayabilir. Peki o çok severek okuduğumuz romanlar ne kadar sürede yazılmıştır dersiniz?

Hilmi Tezgör

Son yıllarda yazılı olan kadar “çizili” olanı da okumak yaygınlık kazandı. Romanların kendisi yerine özetini okumanın; filmini ya da dizisini seyretmenin yanına “çizili” halini okuma eklendi. Bu durumun olumlu ve olumsuz yanları var elbette ama bu yazıda yerleri yok. Yine son yıllarda, tarihi romanlara gösterilen ilgi de belirgin biçimde arttı. Sevindirici bir durum.

  

Eleştiri

Ece Çavuşlu

Herkesin en ufak ayrıntısına kadar bildiği bir kabusu anlatmanın birden çok yolu var. Holocaust üzerine yazılmış yüzlerce kitap, çekilmiş onlarca film ve belgesel de bunun kanıtı. 2.

Tuğçe Isıyel

Nahit Sırrı Örik’in ölümünün üzerinden 57 yıl geçmiş olmasına rağmen, kitaplarıyla son çeyrek yüzyılda tanışabildik. Çoğu kişi, hayattayken yayımlanan ilk romanı Kıskanmak’la tanıdı kendisini ve maalesef bunun ötesine de pek gidemedi. Çoğu yazarımız gibi değeri sonradan anlaşılabildi.

Adalet Çavdar

İlk okuduğum ve aklıma kazınan kitap Behrengi’nin Küçük Kara Balık’ı idi. Sonraları büyüdüğüm şehirden tamamıyla yabancı bir şehre geldiğimde o kitabı ilk okuduğum güne geri döndüğümü sanmıştım. Küçük turuncu bir balık... Sonraları hayatıma Ursula Le Guin girdi.


Editörün Seçtikleri

Pigmelerle Dans
Meltem Yaşar // Mona

“Çocukluktan beri başka bir coğrafyada, başka bir enlem ve boylamda yaşamanın hayalini kurmuştum. O coğrafya Afrika’ydı. Ama Nişantaşı’nda bir apartman dairesi satın almış, her gün Tepebaşı’na işe gidip geliyordum. Kendi kafesimi kendi etrafıma inşa etmiştim. Oyun bitmişti işte.”

 
Bu Bizim Hikayemiz
Ashley Elston // Çev. Ezgi Kızmaz // Yabancı

O sabah River Burnu’nda ne olduğunu kimse bilmiyordu. Beş oğlan avlanmaya çıkmıştı. Sadece dördü geri dönmüştü. Oğlanlar arkadaşlarını öldüren kurşunu kimin ateşlediğini söylemiyordu, kanıtlar dördünün de suçlu olabileceğini gösteriyordu.

Susulacak Çok Şey Var Aramızda
Ezgi Polat // Can Yayınları

Ona baktığım zaman kendi kurallarının dışına hiçbir zaman çıkmamış huysuz bir adam görüyorum. Hepimizde bulunan o geçirgen, biçim değiştiren şeffaf zar, onun çevresinde zamanla katılaşmış, koyulaşmış gibi. On yıldır ne tutkuyla birini sevdiğini gördüm ne de yeni bir arkadaşı olduğunu. Acaba bu da bir sevme biçimi mi? Bir tür yaşamak mı?

 
Korku Yokuş Aşağıydı
Anıl Mert Özsoy // Doğan Kitap

İçime, tam da göğsümün ortasına bir efkâr geldi çöktü. Çünkü insan delirmeye yalnız kaldığı anlarda başlıyor. Eline tütün sarısı çöktüğünde maziye tutunmak istiyor. Yalnızlıktan ciğeri solduğunda hatırlıyor ilk aşkını, seviştiği ilk kadını. Annesine babasına yakışmayan bir adam olduğunu hatırlatıyor kendine. Bir de türkü tutturuyor, yarı fısıldar yarı bağırır söylüyor.

Söyleşi

Ahmet Faruk Kayral ile söyleşi:


"Her şeye rağmen, yine de bu konuyla ilgilenen binlerce kültürlü insan var."


Ece KARAAĞAÇ

 

 

 

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.