Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Okuma Köşesi

Tuğçe Isıyel

Tam bir yıl önce, tam da bu sayfalarda, “Edebiyatın İyileştirici Gücü” başlıklı bir dosya hazırlamıştım. Kitapların, yüzyıllar boyunca birçok insanın hayatında üstlendiği terapist rolünü irdeleyen bir yazıydı.

Pelin Ulca

Bayreuth Festivali, 19. yüzyılda Almanya'nın Bayreuth kentinde besteci Wagner'in opera performanslarının sunulduğu ve her yıl düzenlenen müzik festivali. Bu Festivali Richard Wagner'in kendisi tasarlamıştı. Sanırım 8 yıl önceydi Bayreuth’u ilk duyuşum.

Ahmet Cemal.

 

Geçtiğimiz ay kaybettik.

 

Öyle yazıldığı gibi okunmuyor bu cümle. Okunsa bile kolay anlaşılmıyor.

 

Çevirmen, yazar, şair, akademisyen… Daha özele inersem dost, komşu, hoca… Bir kayıpla birden fazla eksiliş.

  

Eleştiri

Ali Bulunmaz

Tokyo denince zihnimizde ışıltılı ve kalabalık bir kent canlanıyor canlanmasına ama son dönemde Japonya’dan gelen haberlere bakılırsa, aynı zamanda ülkenin yalnızlar başkenti Tokyo. Evlerine çekilen güruhla birlikte Tokyo’nun karanlıkta kalan yüzü de ortaya çıkıyor.

Kahraman Çayırlı

Siyah şemsiye, mavi ağaç, sarı yağmurluklu bisikletli adamlar, alan derinliği yüksek plan sekanslar dendiğinde nasıl gözlerimizin önüne anında Angelopoulos filmleri geliyorsa, bira içen yalnız adamlar, kargalar, rüyalar, yabancılaşmış taşra sıkıntıları dendiğinde de aklımızdan o saniye Cemil Kavukçu öyküleri geçer.

Özge Uysal

Sessiz Kalma’nın açılışı hızlı ve çarpıcı: Genç insanlar, akşamın ilerleyen saatlerinde birlikte eğlenmek ve dans etmek için bir partide buluşuyor. Birbiriyle flört edenler, kendini müziğin ritmine bırakanlar, sohbet edenler, ‘Ben neden buradayım?’ diye soranlar; kısacası partide herkes var. Gecenin ilerleyen saatlerinde partide kavga çıkıyor ve silahlar konuşuyor.


Editörün Seçtikleri

On İki Ölçülük Blues
Patrick Neate // Çev. Emrah İmre // Kara Plak

Patrick Neate'in, 2001'de Whitbread ödülü kazanan romanı On İki Ölçülük Blues, üç kıtaya ve iki yüzyıla yayılan bir hikayenin kapısını aralıyor. New Orleans, yirminci yüzyılın başları... Lick Holden kornetiyle ortalığı kasıp kavuruyor. Yıllar önce büyükbüyükbabasının şarkılarıyla Afrika'nın kayıp krallığı Zimindo'yu kasıp kavurduğu gibi.

 
Çin İmparatoru
Tilman Rammstedt // Çev. Esen Tezel // Dedalus

Huysuz bir ihtiyara, torunlarından umulmadık bir hediye verilir: İstediği her yere gidebileceği bir tatil! Çılgın yaşlı adam “Çin” diye tutturunca işler beklenmedik bir hal alır. Dedesiyle gitmesi gereken Keith, onu kararından döndüremez. Büyük bir talihsizlik sonucu kendi seyahat parasını kumarda kaybeder ve dedesini bu imkansız yolculuğa tek başına gönderir.

Pitbull
Levent Tülek // Hep Kitap

Pitbull, Levent Tülek’in ilk öykü kitabı. Kah duygusal bir robot, kah bir çakal dolaşıyor sayfalarının arasında. Gölgeler kaplıyor bazı semtleri. Sessizce ağlıyor yaşlanmış, unutulmuş bir aktris. Bir de bakıyorsunuz, çocukların şaşkın bakışları altında bir Pamuk Prenses uçuyor.

 
Anlatış
Ursula K. Le Guin // Çev. Kemal Baran Özbek // İthaki Yayınları

Karanlığın Sol Eli ve Sürgün Gezegeni gibi unutulmaz kitapların dahil olduğu Hainli Döngüsü’nün özenli bir parçası olan Anlatış, 1974’te yayımlanan Mülksüzler’in ardından Le Guin’in yazdığı ilk Ekumen ve şimdilik, yazarın kaleminden çıkmış son bilimkurgu romanı.

Söyleşi

Tarkan Kaynar ile söyleşi:


"Hayvanlar her zaman ilacım olmuştur."


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.