Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Hiç bitmesin bu hikaye...




Toplam oy: 66

M. Night Shyamalan'ın yazıp yönettiği Altıncı His filminin ilk gösterimleri sırasında, filmi izleyenlerin henüz izlemeyenlere yapabileceği en büyük gaddarlık, “Bruce Willis ölüymüş,” cümlesini yüksek sesle dile getirmeleriydi. (1999 tarihli bir film için artık bunu burada yazabiliriz sanırım!) Filmi, salona giriş-çıkışların aynı kapıdan yapılması gereken bir sinemada izleme şanssızlığını yaşayan ve o malum cümle kulağına bir şekilde çalınmış benim gibilere düşen avuntu ise, filmin nasıl sona erdiğini değil, sona nasıl gelindiğinin, konunun nasıl işlendiğinin zevkini çıkarmaya çalışmak olmuştu!
Benzer bir durum, özellikle merkezinde “katil kim?” (whodunit) sorusunun yer aldığı polisiyeler için de geçerli. Böylesi bir roman elinizdeyken, onu daha önce okumuş bir tanıdıkla o sıralar pek görüşmemek yerinde olacaktır. Ayrıca, romanın son sayfalarını karıştırmaya zorlayan ve çoğu zaman karşı konulamaz o dürtüye de yenik düşmemek gerekiyor elbette. Bu nedenle, kitapla ilgili inceleme yazıları yazanlar da “okuma keyfine halel getirmemek” için dikkatli yazmak durumunda kalırlar genellikle. Charles Dickens’ın Edwin Drood’un Gizemi adlı romanı içinse böylesi bir endişeye mahal yok... Evet, merkezinde bir cinayetin aydınlatılması olayı yer alıyor ama Dickens’ın 58 yaşında hiç beklenmedik bir anda felç geçirip hayatını kaybetmesiyle yarım kalmış bir roman Edwin Drood’un Gizemi ve bu özelliğiyle, polisiye tarihinde tek örnek olarak önümüzde duruyor. Ama genel olarak edebiyat tarihi içerisinde tek değil...

 

Bu düşünceden yola çıkarak, beşinci sayımızdan itibaren bir dönem SabitFikir’de “YarımKitaplar” köşesi yayımlamıştık. F. Scott Fitzgerald’ın Son Düş’ü, Truman Capote’nin Kabul Edilmiş Dualar’ı, Yusuf Atılgan’ın Canistan’ı, Sevim Burak’ın Ford Mach I’i... Farklı sebeplerle bir şekilde yarım kalan kitaplarla ilgili hatırlatma niteliğinde olan bu yazılar/bu köşe, yıllık döngünün tamamlanmasıyla birlikte ise özellikle yarım bırakıldı! Yoksa Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Aydaki Kadın’ı, Robert Musil’in Niteliksiz Adam’ı, Oğuz Atay’ın Eylembilim’i, Bilge Karasu’nun Lağımlaranası ya da Beyoğlu’su ya da Tezer Özlü’den Kalanlar gibi kitaplar ve diğerleri nasıl unutulabilir... Şimdi ise, farklı bir açıdan yeniden dönüyoruz bu konuya.
Dosya yazısında Abbas Bozkurt, Frank Herbert’in unutulmaz klasiği Dune serisi ile ilgili güncel bir haberden hareketle, edebiyattan sinemaya uyarlayamama öykülerini anlatıyor. Rafa kaldırılmış, sonra tekrar raftan indirilmiş, yine hayata geçirilememiş, adeta bir kişisel mücadeleye dönüşmüş filmler; gerçekten de, Kaptan Ahab’ın Moby Dick’le olan o sonsuzluğa uzayan çekişmesini hatırlatıyor çoğu...

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Her okurun bir yazarı çok sevmek için son derece haklı ve bir o kadar özgün gerekçeleri vardır şüphesiz. Yola bu bilinçle, SabitFikir okurlarının edebiyatın öne çıkan yazarlarını neden sevdiklerine ilişkin bir tartışma başlatmak için çıktık. Öyleyse soruyoruz:  Siz Georges Simenon'u niçin okuyorsunuz?

 

 

Beat Kuşağı'nın en önemli figürlerinden biri olan şair Allen Ginsberg, Naropa Üniversitesi'ne bağlı Jack Kerouac School of Disembodied Poetics'teki kürsüsünden genç şairlere seslenirken onları "profesyonel bir evrendeki amatörler" olarak tanımlıyordu. Ölene dek sürdüreceği bu derslerde Beat Kuşağı'nın edebi tarihini anlatan Ginsberg hemen her öğretmen gibi ödevler de veriyordu elbette.

Romantizm akımının en tanınmış yazarlarından biridir Victor Hugo. Daha ilk romanı olan Notre Dame'ın Kamburu ile ortaya koyar edebiyat alanındaki yetkinliğini ki bu roman ona dünya çapında bir şöhret de getirmiştir. Müzikallerden sinema filmlerine kadar birçok farklı görünüme giren Notre Dame'ın Kamburu, Disney animasyon stüdyosu tarafından çizgi filme dahi uyarlanmıştır.

Seri kitaplar okumayı sevenler iyi bilirler: Yeni bir seriye başlamak uzun bir yolculuğa çıkmak gibidir. Bu yolculuğun ne kadar süreceği sizin okuma hızınız kadar serinin yazarının yazma hızına da bağlıdır. Serinin yeni kitabını beklerken yaşlanan da, birbiri ardına eklenen yeni kitapları okuyacağım derken ömrünü vakfeden de çoktur.

Galip Tekin’i kaybettik. İsmi çizgi romanla birlikte anılan önemli bir sanatçı, çizgili dergileri takip eden herkesin ilk aklına gelen üreticilerden biriydi. Yüzlerce çizer ve hikayeci arasında hatırlanması, sempati ve saygı görmesi birkaç haklı nedene dayanıyordu. Her şeyden önce, halihazırda çizgi roman çizmeyi, her hafta iş üretmeyi sürdüren bir emekçiydi.

Söyleşi

Gökhan Dumanlı ile söyleşi:



"Zarafet ölmedi, görgüsüzlük popüler oldu."


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.