Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Hiç bitmesin bu hikaye...




Toplam oy: 140

M. Night Shyamalan'ın yazıp yönettiği Altıncı His filminin ilk gösterimleri sırasında, filmi izleyenlerin henüz izlemeyenlere yapabileceği en büyük gaddarlık, “Bruce Willis ölüymüş,” cümlesini yüksek sesle dile getirmeleriydi. (1999 tarihli bir film için artık bunu burada yazabiliriz sanırım!) Filmi, salona giriş-çıkışların aynı kapıdan yapılması gereken bir sinemada izleme şanssızlığını yaşayan ve o malum cümle kulağına bir şekilde çalınmış benim gibilere düşen avuntu ise, filmin nasıl sona erdiğini değil, sona nasıl gelindiğinin, konunun nasıl işlendiğinin zevkini çıkarmaya çalışmak olmuştu!
Benzer bir durum, özellikle merkezinde “katil kim?” (whodunit) sorusunun yer aldığı polisiyeler için de geçerli. Böylesi bir roman elinizdeyken, onu daha önce okumuş bir tanıdıkla o sıralar pek görüşmemek yerinde olacaktır. Ayrıca, romanın son sayfalarını karıştırmaya zorlayan ve çoğu zaman karşı konulamaz o dürtüye de yenik düşmemek gerekiyor elbette. Bu nedenle, kitapla ilgili inceleme yazıları yazanlar da “okuma keyfine halel getirmemek” için dikkatli yazmak durumunda kalırlar genellikle. Charles Dickens’ın Edwin Drood’un Gizemi adlı romanı içinse böylesi bir endişeye mahal yok... Evet, merkezinde bir cinayetin aydınlatılması olayı yer alıyor ama Dickens’ın 58 yaşında hiç beklenmedik bir anda felç geçirip hayatını kaybetmesiyle yarım kalmış bir roman Edwin Drood’un Gizemi ve bu özelliğiyle, polisiye tarihinde tek örnek olarak önümüzde duruyor. Ama genel olarak edebiyat tarihi içerisinde tek değil...

 

Bu düşünceden yola çıkarak, beşinci sayımızdan itibaren bir dönem SabitFikir’de “YarımKitaplar” köşesi yayımlamıştık. F. Scott Fitzgerald’ın Son Düş’ü, Truman Capote’nin Kabul Edilmiş Dualar’ı, Yusuf Atılgan’ın Canistan’ı, Sevim Burak’ın Ford Mach I’i... Farklı sebeplerle bir şekilde yarım kalan kitaplarla ilgili hatırlatma niteliğinde olan bu yazılar/bu köşe, yıllık döngünün tamamlanmasıyla birlikte ise özellikle yarım bırakıldı! Yoksa Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Aydaki Kadın’ı, Robert Musil’in Niteliksiz Adam’ı, Oğuz Atay’ın Eylembilim’i, Bilge Karasu’nun Lağımlaranası ya da Beyoğlu’su ya da Tezer Özlü’den Kalanlar gibi kitaplar ve diğerleri nasıl unutulabilir... Şimdi ise, farklı bir açıdan yeniden dönüyoruz bu konuya.
Dosya yazısında Abbas Bozkurt, Frank Herbert’in unutulmaz klasiği Dune serisi ile ilgili güncel bir haberden hareketle, edebiyattan sinemaya uyarlayamama öykülerini anlatıyor. Rafa kaldırılmış, sonra tekrar raftan indirilmiş, yine hayata geçirilememiş, adeta bir kişisel mücadeleye dönüşmüş filmler; gerçekten de, Kaptan Ahab’ın Moby Dick’le olan o sonsuzluğa uzayan çekişmesini hatırlatıyor çoğu...

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Amerikan şiirinin en önemli figürlerinden Langston Hughes 1967 yılında hayatını kaybetmişti. Aynı yıl, Hughes’ün büyük bir hayranı olan Nina Simone'un efsanevi şairin dizelerini ödünç aldığı “Backlash Blues” dinleyiciyle buluştu. Şarkı uzun yıllar Nina Simone’un repertuarının bir parçası oldu.

Her nedense en rahat ve yaygın olarak takip ettiğimiz edebiyat dili İngilizce gibi geliyor bana. Bir zamanlar Fransızcanın belirgin bir ağırlığı varmış, hatta yazarlarımız Fransızca okudukları romanlardan ve şiirlerden hareketle modern edebiyatımızı oluşturmaya başlamışlar.

Dan Simmons’un 2007 tarihli aynı adlı romanından televizyona uyarlanan The Terror, birini tanımak için onunla yolculuğa çıkmak gerektiğini doğrulayan bir öykü. 15.

Tam güneş tutulmasına şahit olmak bir kişinin ömründe sayılı kez gerçekleşebilecek bir durum.

Sinema, öncelikle bir hikaye anlatma sanatı; ve hikayenin nasıl anlatılacağı, hikayenin kendisinden daha önemli de olabiliyor çoğu zaman.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.