Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

   

Şahane Bir Kitap


Şahane Bir Kitap

İngiltere'nin ruhunda bir çentik




Toplam oy: 432
Nick Hornby // Çev. Zeynep Baransel
Sel Yayıncılık
Komik Kız, Nick Hornby hayranlarını üzmeyecek bir roman, yazarla tanışmak için de iyi bir seçim olabilir.

Nick Hornby, küçük takıntıların, sıradan insanların sıradan hikayelerinin yazarı... Onu çağdaş dünya edebiyatı içinde erkek ruhundan anlayan ve bu ruhu en iyi kaleme alan yazarlardan biri olarak da tanıyoruz. Ancak Hornby, Türkçeleşen son kitabı Komik Kız ile bu defa kendisini tanımlayan tüm çerçevelerin dışına çıkıyor, hem de çok dışına! 

 

Komik Kız, öncelikle adından da anlaşılacağı gibi, başından sonuna bir kadın hikayesi. Yani Hornby bu defa kadın ruhuna değiyor. Ayrıca küçük takıntıların, ilgi alanlarının, uğraşların değil, büyük hayallerin, bütün hayatı etkileyecek, kökünden değiştirip yön verecek tutkuların başrolde olduğu bir anlatıya imza atıyor. Bütün bunların yanı sıra romanın sonuna kadar bizi takip eden bir başrol oyuncusu daha var; hikaye etme arzusu. 

 

Komik Kız’ın kahramanı Barbara, İngiltere’nin taşrasında yetişen, güzellik kraliçesi olacak kadar güzel bir genç kadın. Ancak ona küçük bir taşra şehrinde kraliçe olmak ve şehrin ileri gelen adamlarından biriyle evlenmek yetmeyecek. Çünkü Barbara’nın o zamanlar kimselerin aklına gelmeyen bir büyük hayali var: Komedyen olmak! Komik adamların yanında, güzelliğinin gölge etmediği bir şekilde, komik kız olarak var olmak… 

 

Barbara’nın kraliçe seçildiği bir güzellik yarışmasıyla başlıyor hikayemiz. Ancak kraliçeliği sadece birkaç dakika sürüyor: “Hastaneler mi? Yardım galaları mı? Ne bekliyordu ki zaten? Marie Hala’sı mağaza açılışlarından ve Noel ışıklandırmalarından bahsetmişti bahsetmesine, ama Barbara birden ortadan kaybolsa herkesi nasıl hayal kırıklığına uğratacağını hiç düşünmemişti doğrusu. Bugünden itibaren üç yüz altmış dört gün boyunca Bayan Blackpool olmaya devam edeceği aklının ucundan geçmemişti. İşte o anda bir saatliğine bile Bayan Blackpool olmayı da istemediğini anladı. ‘Nereye gidiyor?’ diye sordu Len. ‘Nereye gidiyorsun?’ diye sordu babası. On beş dakika sonra, taç, ikinci olan, Skelmersdaleli uzun boylu uyuşuk kızıl Sheila Jenkison’ın başındaydı, Barbara ile babası ise taksinin içinde evlerine doğru gitmekteydiler. Ertesi hafta Barbara Londra’ya gitmek üzere şehirden ayrıldı.”

 

Bir süre Londra’da kendisi gibi taşradan akın akın gelen insanlarla birlikte sürünüyor Barbara. Tezgahtarlık yaparak geçirdiği yarı aç yarı tok günlerin yılgınlığı, içindeki arzuyu söndürmeye yetmiyor ama. Derken bir dizi tesadüf onu hayatının kırılma noktasına sürüklüyor: Yani BBC’de yayınlanacak bir komedi dizisinin başrolünü kapmaya! Ve hikaye başlıyor…

 

Toplumcu gerçekçi bir roman

 

 

Komik Kız'ın kahramanı Barbara, güzellik kraliçesi olacak kadar güzel, taşralı bir genç kadın ve o zamanlar kimselerin aklına gelmeyen bir büyük hayali var: Komedyen olmak!

 

 

 

Komik Kız için belki de toplumcu gerçekçi bir roman diyebiliriz. Hornby, 60’lı yıllardan günümüze dizi-film sektörü özelinde İngiltere’nin günbegün değişen gündelik hayatını anlatmış. Söz konusu sektördeki kadını ve farklı cinsel tercihleri olan erkekleri ezip yok eden ataerkil düzeni, eşitsiz ekonomik dağılımı, ülkenin çarpık siyaset anlayışını ve kitleleri yönlendiren hikayelerin nasıl yazıldığını en ince ayrıntılarıyla, kahramanlarının hikayesini bir an bile boşlamadan aktarmayı başarmış. 

 

Üstelik karakterleri aracılığıyla sınıfsal bir anlatı kurmuş. Popüler kültürün etkisiyle durmaksızın manipüle edilen, kendi sınıfları ile popüler kültürün pompaladıkları arasında kalan ve bunun etkilerini, bunun gerilimini bütün bir ömür boyunca yaşayan karakterler var etmiş. Ve nihayetinde onlar aracılığıyla orta sınıf ahlakının iki yüzünü, ikiyüzlülüğü cesur bir şekilde ele almış, eleştirmiş. Sözgelimi romanın kahramanı Barbara’nın taşradan şehre, tezgahtarlıktan milyonların sevgilisi olmaya giden hikayesini klasik bir başarı hikayesi olarak sunmuyor bize. Nihayetinde şahane bir anne-kız hesaplaşmasıyla kahramanının psikolojik derinliğinin altını çiziyor. Ya da eşcinsellerin eşcinsel oldukları için tutuklandıkları yıllarda, senaristlerden birinin cinselliğini özgürce yaşarken, diğerinin evlenip çocuk yapıp orta sınıf geleneksel aile yapısı içinde saklanmasını kınamıyor. Yazarın kalemi her iki taraf için de tarafsız kalabiliyor roman boyunca. Ve gösteri dünyasının gösterişsiz yüzünü, karakterlerin kaygılarından hırslarına, özel hayatlarından hayal kırıklıklarına uzanan dikkatli bir sadelikle ele alıyor.

 

Hikaye etme arzusu

 

Bir hikaye nasıl yazılır, nasıl ele gelir ve nasıl kitlelere ulaşır, kitlelere ulaşırken ne gibi eksiltmelerden, fedakarlıklardan geçer? Hornby’nin karakterleri sanatla popüler kültür, siyasi baskı ile demokratik özgürlük, ekonomik yaptırımlar ile yaratıcı zekaları arasında asılı kalmış, toplum nezdinde başarılı, kendileri içinse durmaksızın uçurumun kenarında dans eden karakterler. Her an güzelliklerini, zekalarını, ünlerini, cinsel kimliklerini, ekonomik özgürlüklerini ve ahlak anlayışlarını sorgulayarak yaşıyorlar. Ve bütün bu gerilimden pek çok kişi gibi sıradan koca bir ömür yaratıyorlar. Onları diğerlerinden ayıran şey ise başta da belirttiğim gibi, içlerinde hiç sönmeden yanan hikaye etme arzusunun kendisi. İşte tam da bu noktada karakterlerine yaklaşıyor Hornby ve hiçbirinin hakkını yemeden hepsinden bir parça koparıp kendisine dönüştürüyor.

 

Komik Kız, Nick Hornby hayranlarını üzmeyecek, yazarla tanışmak için de oldukça iyi bir seçim olabilecek bir roman. Roman ve öykünün çağdaş edebiyatta bir taraftan nasıl yavaş yavaş dümeni yeniden toplumcu gerçekçi bir anlayışa doğru kırdığını göstermesi açısından da dikkat çekici olacak şüphesiz.

 

 


 

* Görsel: Tayfun Pekdemir

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Şahane Bir Kitap Yazıları

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

Bir ev düşünün... Büyük, karanlık, kasvetli; soğukla, fısıltılarla, gölgelerle ve kitaplarla dolu... Binlerce ciltli kitap düşünün; sahibi onlara kitap değil, zehir, diyor. Zehirle dolu kitaplar, erotizmle, sapkınlıkla, şehvetle dolu kitaplar... Ve bu kitapların başında iki genç kadın, birbirini seven, birbirinden nefret eden iki kadın.

Mercé Rodoreda ile tanıştınız mı? Ve onun Natalia’sıyla... Çok kıymetli ama çok geç bir tanışma olacak bu hepimiz için. Çünkü Türkçeye yeni çevrilen Güvercinler Gittiğinde, dünya edebiyatının başyapıtlarından biri. Aynı zamanda edebiyatta kadın dilini arayan yazarların yoluna ışık tutacak yetkinlikte bir dile, romanın insan ruhunu arayan doğasını kavrayan güçte bir anlatıma sahip.

Kadere başkaldırmak şüphesiz bir kahramanlıktır. Hatta kahramanlık dediğimiz şey, her şeyden önce kadere başkaldırmakla başlar belki de. Hikayelere bakacak olursak, sonu da iyi biter genellikle; kader değişir, kahraman olgunlaşır, bir anlamda mutlu son yakındır. Kahraman hem dünyayı hem de kendisini değiştirmiş olacaktır büyük ihtimalle.

Söyleşi

Serhat Tolga Yıkıcı ve Ayşegül Kirpiksiz ile söyleşi:


 “Wattpad genç okuru daha iyi anlamamıza imkan veriyor.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.