Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

20'li yaşlarda Tolstoy okumak için beş sebep




Toplam oy: 445

Kalınlığıyla birçoklarının gözünü korkutan Savaş ve Barış, ilk bakışta 20'li yaşlarda okunacak bir kitap gibi durmayabilir. İvan İlyiç’in Ölümü ve Diriliş de isimleriyle korkutabilir gençleri. Ama aslında Tolstoy 20'li yaşlarda okumak için oldukça uygun bir yazardır. Çünkü bundan 100 yıl kadar önce Rusya’da yaşamış olsa bile kendisi de, karakterleri de günümüze hakim olan hırs, başarısızlık, stres, iyilik gibi duyguları iyi bilir ve her yaştan okura kendi içlerindeki duyguları anlayıp ifade etmeleri konusunda rehberlik edebilirler.

 

Rus edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Tolstoy’u 20'li yaşlarda (veya herhangi bir yaşta) okumanız için beş sebep:

 

1. Tolstoy her zaman kendisini geliştirmeye çalışırdı. 

 

Tolstoy 18 yaşındayken günlük tutmaya başladı. Bu günlükle amacı varoluşunu güçlendirecek bazı kurallar yaratmak ve günlerini daha iyi organize edebilmekti. Günlüğünde yazan bazı maddeler şunlardı:

 

- Sabah beşte uyan,

- Aynı anda sadece bir şey yap,

- Geneleve ayda sadece iki kez git,

- Tatlı yemekten kaçın,

- Başka insanların düşüncelerine takılma,

- Daha az şanslılara yardım et.

 

Tolstoy’un kendisini geliştirme düşüncesi romanlarında da ortaya çıkar. Özellikle Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik kitabındaki Nekhlyudov karakteri büyük ölçüde Tolstoy’u ve kurallarını yansıtır.

 

“İnsanlığı şekillendirmek ve ahlaksızlığı ve mutsuzluğu yok etmek bize o zamanlar makul gelmişti. Tıpkı kendimizi şekillendirmek, bütün erdemlerde usta olmak ve mutlu olmak gibi.”

 

2. Tolstoy başarısızlığı da biliyordu.

 

Tolstoy’un bile bazı planlarının istediği gibi gitmediğini bilmek sizi biraz rahatlatabilir. Hatta planları oldukça nadir istediği gibi gitmişti. Bazı günler koyduğu kurallara uyabilse de bazı günler “hiçbir şey”, “neredeyse hiçbir şey”, “kötü şeyler” yaptı, Gogol okudu veya çok uyudu. Ama yine de, kendisine bu kadar yüksek hedefler koymasaydı belki edebi şaheserler yaratamayacaktı.

 

“Bu kadar üşengeç olduğum ve belirlediğim şeyleri yapamadığım ikinci gün. Neden böyle oluyor? Bilmiyorum. Ama umutsuzluğa kapılmamalıyım: Kendimi aktif olmaya zorlayacağım.” – Günlükler

 

3. Tolstoy’un bazı karakterleri bulundukları topluma uyum sağlayamıyordu.

 

Savaş ve Barış’ın başında Pierre Bezuhov, 10 yıllık eğitimin ardından Avrupa’dan yeni dönmüş 20 yaşında bir genç olarak karşımıza çıkar. Rusya’ya dair çok az bilgisi bulunduğu için Rus toplumunda kendisini rahatsız ve gergin hisseder. Yine de Pierre iyilik için çabalamaya devam eder ve sonuçta da edebiyat tarihinde bunu başarabilen az sayıda karakterden biri olur.

 

4. Tolstoy kaotik dünyada anlamı ve basitliği bulmaya çalışıyordu.

 

Günümüzde sosyal medya ve teknolojinin gittikçe daha çok hayatımıza girmesiyle huzuru bulmak, anlamlı deneyimler yaşamak zorlaşmaya başladı. Tolstoy’un Aile Mutluluğu kitabı bu konuda özellikle önem taşımakta.

 

“Köydeki evimizde iyilik yapmanın çok kolay olduğu, ama bu iyiliğe alışmamış insanlarla birlikte sessiz, sakin bir yaşam sürme, sonra yararlı bir çalışma, sonra dinlenme, doğanın güzellikleri, kitaplar, müzik, cana yakın bir komşunun sevgisi… Daha fazlasını hayal edemeyeceğim bir mutluluk.”

 

Köye taşınmamıza gerek yok ama Tolstoy’un dediği gibi sosyalleşme, dışarı çıkma, kitap okuma, dinlenme gibi eylemlere hayatımızda daha çok yer verebiliriz.

 

5. Tolstoy stres ve paniğin nasıl hisler olduğunu bildiği gibi onların üstesinden nasıl geleceğini de biliyordu.

 

1869’da topraklarını denetlemek için çıktığı Penza gezisi sırasında dinlenmek üzere bir otelde geceledi. Ve gece ikide beklenmeyen bir panik atak geçirip, "umutsuzluk, korku, terör" hisleriyle doldu taştı. Aynı gezide Tolstoy sık sık uzun çam ağaçlarının tepelerine bakarak kendisinden büyük bir şeye hayran kaldı. Tolstoy ve karakterleri için böyle bir anın üstesinden gelmenin en iyi yolu etrafa ve gökyüzüne bakmak. Prens Andrey Savaş ve Barış’ta savaş alanındayken şu ünlü cümleleri söyler örneğin:

 

“Evet! Sonsuz gökten başka her şey boş, her şey bir yanılsama. Başka hiçbir şey ama hiçbir şey yok onun dışında. Durgunluktan ve huzurdan başka.”

 


 

* Kaynak: Huffington Post

 

* Görseller: (Sırasıyla) Mark Summers, Alexander Alexeieff

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Konu entelektüalite olduğunda hemen hepimizin olduğumuzdan iyi görünmek istediği aşikar. Öyle ki kimi zaman alakamız olmayan konularda bile fikir beyan edip ilgimiz olmayan konularda gülümseyerek kafa sallıyoruz. Bu elbette insan doğasının bir sonucu ve son derece normal. Ne de olsa hepimiz içinde bulunduğumuz topluluk tarafından kabul görme ve onaylanma eğilimindeyiz.

Teknolojinin gelişmesiyle basılı kitap diye bir şey kalmayacak, deyişini eminim siz de duymuşsunuzdur. Başta bu savı öne sürenlerin haklı olduğuna ben de inanmıştım. Ama görünen o ki, zannedilenin tersi oldu. Yakın bir zaman önce, dünya çapında toplanan verilere göre e-kitap satışlarında yüzde 4’lük bir düşüş görülürken, basılı kitap satışlarında da yüzde 4’lük bir artış görüldü.

Günlük hayatın koşuşturmacası içinde kitap okumaya ayırabildiğimiz zaman git gide kısalıyor. Hele ki kalınca bir romanı okumak eskisine göre çok daha fazla vaktimizi alıyor, hatta kimi zaman uzun bir hikayeyi takip etmekte zorlanıyoruz ve kitabı ne yazık ki yarıda bırakıyoruz.

Paris Rewiev kendisine ona göre 20. yüzyılın en büyük romanlarının hangileri olduğunu sorduğunda onlara şöyle yanıt vermişti Vladimir Nabokov:

 

Tarihle Yüzleşen Bir Roman: Resmigeçit

 

Söyleşi

Emre Yavuz ve Sinan Ural ile söyleşi:


“İşin sırrı çizgi romanda ya da figürde değil, biriktirme tutkusunda.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.