Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

20'li yaşlarda Tolstoy okumak için beş sebep




Toplam oy: 570

Kalınlığıyla birçoklarının gözünü korkutan Savaş ve Barış, ilk bakışta 20'li yaşlarda okunacak bir kitap gibi durmayabilir. İvan İlyiç’in Ölümü ve Diriliş de isimleriyle korkutabilir gençleri. Ama aslında Tolstoy 20'li yaşlarda okumak için oldukça uygun bir yazardır. Çünkü bundan 100 yıl kadar önce Rusya’da yaşamış olsa bile kendisi de, karakterleri de günümüze hakim olan hırs, başarısızlık, stres, iyilik gibi duyguları iyi bilir ve her yaştan okura kendi içlerindeki duyguları anlayıp ifade etmeleri konusunda rehberlik edebilirler.

 

Rus edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Tolstoy’u 20'li yaşlarda (veya herhangi bir yaşta) okumanız için beş sebep:

 

1. Tolstoy her zaman kendisini geliştirmeye çalışırdı. 

 

Tolstoy 18 yaşındayken günlük tutmaya başladı. Bu günlükle amacı varoluşunu güçlendirecek bazı kurallar yaratmak ve günlerini daha iyi organize edebilmekti. Günlüğünde yazan bazı maddeler şunlardı:

 

- Sabah beşte uyan,

- Aynı anda sadece bir şey yap,

- Geneleve ayda sadece iki kez git,

- Tatlı yemekten kaçın,

- Başka insanların düşüncelerine takılma,

- Daha az şanslılara yardım et.

 

Tolstoy’un kendisini geliştirme düşüncesi romanlarında da ortaya çıkar. Özellikle Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik kitabındaki Nekhlyudov karakteri büyük ölçüde Tolstoy’u ve kurallarını yansıtır.

 

“İnsanlığı şekillendirmek ve ahlaksızlığı ve mutsuzluğu yok etmek bize o zamanlar makul gelmişti. Tıpkı kendimizi şekillendirmek, bütün erdemlerde usta olmak ve mutlu olmak gibi.”

 

2. Tolstoy başarısızlığı da biliyordu.

 

Tolstoy’un bile bazı planlarının istediği gibi gitmediğini bilmek sizi biraz rahatlatabilir. Hatta planları oldukça nadir istediği gibi gitmişti. Bazı günler koyduğu kurallara uyabilse de bazı günler “hiçbir şey”, “neredeyse hiçbir şey”, “kötü şeyler” yaptı, Gogol okudu veya çok uyudu. Ama yine de, kendisine bu kadar yüksek hedefler koymasaydı belki edebi şaheserler yaratamayacaktı.

 

“Bu kadar üşengeç olduğum ve belirlediğim şeyleri yapamadığım ikinci gün. Neden böyle oluyor? Bilmiyorum. Ama umutsuzluğa kapılmamalıyım: Kendimi aktif olmaya zorlayacağım.” – Günlükler

 

3. Tolstoy’un bazı karakterleri bulundukları topluma uyum sağlayamıyordu.

 

Savaş ve Barış’ın başında Pierre Bezuhov, 10 yıllık eğitimin ardından Avrupa’dan yeni dönmüş 20 yaşında bir genç olarak karşımıza çıkar. Rusya’ya dair çok az bilgisi bulunduğu için Rus toplumunda kendisini rahatsız ve gergin hisseder. Yine de Pierre iyilik için çabalamaya devam eder ve sonuçta da edebiyat tarihinde bunu başarabilen az sayıda karakterden biri olur.

 

4. Tolstoy kaotik dünyada anlamı ve basitliği bulmaya çalışıyordu.

 

Günümüzde sosyal medya ve teknolojinin gittikçe daha çok hayatımıza girmesiyle huzuru bulmak, anlamlı deneyimler yaşamak zorlaşmaya başladı. Tolstoy’un Aile Mutluluğu kitabı bu konuda özellikle önem taşımakta.

 

“Köydeki evimizde iyilik yapmanın çok kolay olduğu, ama bu iyiliğe alışmamış insanlarla birlikte sessiz, sakin bir yaşam sürme, sonra yararlı bir çalışma, sonra dinlenme, doğanın güzellikleri, kitaplar, müzik, cana yakın bir komşunun sevgisi… Daha fazlasını hayal edemeyeceğim bir mutluluk.”

 

Köye taşınmamıza gerek yok ama Tolstoy’un dediği gibi sosyalleşme, dışarı çıkma, kitap okuma, dinlenme gibi eylemlere hayatımızda daha çok yer verebiliriz.

 

5. Tolstoy stres ve paniğin nasıl hisler olduğunu bildiği gibi onların üstesinden nasıl geleceğini de biliyordu.

 

1869’da topraklarını denetlemek için çıktığı Penza gezisi sırasında dinlenmek üzere bir otelde geceledi. Ve gece ikide beklenmeyen bir panik atak geçirip, "umutsuzluk, korku, terör" hisleriyle doldu taştı. Aynı gezide Tolstoy sık sık uzun çam ağaçlarının tepelerine bakarak kendisinden büyük bir şeye hayran kaldı. Tolstoy ve karakterleri için böyle bir anın üstesinden gelmenin en iyi yolu etrafa ve gökyüzüne bakmak. Prens Andrey Savaş ve Barış’ta savaş alanındayken şu ünlü cümleleri söyler örneğin:

 

“Evet! Sonsuz gökten başka her şey boş, her şey bir yanılsama. Başka hiçbir şey ama hiçbir şey yok onun dışında. Durgunluktan ve huzurdan başka.”

 


 

* Kaynak: Huffington Post

 

* Görseller: (Sırasıyla) Mark Summers, Alexander Alexeieff

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Bilinç Yumağı: “Işık Karanlıkta Parlar”

 

Cem Kalender’in Klan isimli romanı yayımlandığı günden beri okurun ilgisini çeken, duyurdukları ve duyumsattıklarıyla farkını ortaya koyan bir ilk roman.

Edebiyat tarihi bildiğimiz, tanıdığımız yerler kadar sadece hayal dünyamızda var olan yerler de ihtiva eder. Bu yerler kimi zaman içinde yaşadığımız dünyanın kimselerin bilmediği bir köşesinde kurulmuştur, kimi zamansa çok uzaklarda bir yerlerde. Fakat bu yerlerin kimileri vardır ki onların ortak özelliği okurlarının o yerleri görmek, o hikayelerin bir parçası olmak istemesini sağlamasıdır.

Kitaplarla haşır neşir olanlar bilirler ki, kütüphanenizdeki kitapların sayısı arttıkça bir düzeni sürdürmek de gittikçe zorlaşır. Kitaplar raflara sığmaz olur, gittikçe üst üste yığılır ve en sonunda işler içinden çıkılmaz bir hal alır. Peki bu krizi olumlu bir duruma dönüştürmek mümkün mü?

 

Yeni yıl yeni kitaplar demek hiç kuşkusuz. Belki de uzun zamandır çevrilmesini beklediğimiz o kitabı 2018 içinde Türkçede görebileceğiz nihayet ya da nicedir yeni bir roman yazsa diye beklediğimiz o ismin yeni romanını okuyabileceğiz sonunda. Sürpriz ilk kitaplarla, yeni isimlerle de karşılacağız hiç kuşkusuz....

İstanbul Ataşehir’de, gökdelenlerin arasında bir vahadan farksız Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi (NGBB). Girişte, duvarlarında bahçenin tarihçesinin anlatıldığı levhaların sıralandığı bir tünelden geçiyorsunuz ve adeta bir zaman tüneli gibi, sizi bambaşka bir zamana ve mekana çıkarıyor o uzunca tünel.

 

Söyleşi

İrem Çağıl ile söyleşi:


“Bize sunulan şey ‘iyi’ olmayınca ‘iyi olanı’ bizim arayıp bulmamız gerekiyor.”


Ece KARAAĞAÇ


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.