Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Antoine de Saint-Exupéry'nin orijinal Küçük Prens çizimleri




Toplam oy: 102

Antoine de Saint-Exupéry ömrü boyunca yalnızca bir çocuk kitabı kaleme almıştı ama o kitap hem çocukların hem de yetişkinlerin yüreğinde yer etmeyi başardı. Tabii ki Küçük Prens'ten bahsediyoruz.

 

Takvimler 1943 yılını gösterirken 43 yaşındaki Saint-Exupéry yakın arkadaşı Silvia Hamilton'a kahverengi bir çanta uzattı ve şöyle dedi: "Sana görkemli bir şey vermek isterdim, ama sahip olduklarım bundan ibaret." O kahverengi çantanın içinde Küçük Prens'in el yazmaları vardı. Bu olayın ardından Saint-Exupéry Serbest Fransız Hava Kuvvetleri ile birlikte, askeri pilot olarak yola çıktı. Takvimler 31 Temmuz 1944'ü gösterirken ise Saint-Exupéry asla dönmeyeceği bir keşif görevine çıktı, ardında sandığından çok daha görkemli bir eser bırakarak.

 

1968 yılına geldiğimizde ise el yazmaları New York'ta bulunan The Morgan Library'ye geçmişti. El yazmaları kitabın yayımlanan versiyonunun neredeyse iki katı, yaklaşık 30,000 sözcükten oluşan bir taslak ve  suluboya çizimler içeriyor ve yazarın yaratıcı sürecini ortaya koyuyordu. The Morgan Library 2014 yılında düzenlediği bir sergi ile elinde bulundurduğu el yazmalarını halka sergiledi.

 

Küçük Prens ile her yaştan okurun yüreğini ısıtmayı başaran Antoine de Saint-Exupéry'yi ölümünün 73. yılında kendi elinden çıkan orijinal Küçük Prens çizimleri ile anıyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

Kaynak: Brainpickings

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Yeni yıl diye adlandırdığımız takvim dönemine yaklaşırken, yayınevleri, bizi heyecanlı tutmak adına yazarlarının beklenen yapıtlarını müjdelemeye başlar; biz okurlar da, sıkıntılı zamanlarımızda sığınabilmek ve günü geçirebilmek için okunacak yeni kitapların beklentilerine kapılırız.

Anna Karenina'yı elime ilk aldığımda lisedeydim. Birkaç sayfa okuduktan sonra uzun ve sıkıcı bir roman olduğuna karar verip rafa geri koymuştum. İkinci denememde üniversiteden yeni mezun olmuştum, bu defa elimden bırakamadım. O yaşta beni en çok heyecanlandıran, romanın unutulmaz karakterleri ve elbette aşktı.

Kimilerine göre “modern zamanların ilk miti”, kimilerine göre de “ilk modern bilimkurgu” olan Frankenstein ya da Modern Prometheus 1818’de yayımlandı ve on sekizinci yüzyılın sonlarına doğru zirveye çıkıp on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında hız kesen Britanya gotik romanının geç dönem eserlerinden biri olarak edebiyat tarihine geçti.

Korkularımızdan can bulup yine korkularımızla beslenerek yaşayan canavarlar; genelde hayvansal formlara insani özellikler eklenerek şekillendirilmişler – bazen insanlar gibi dik dururlar, bazen insana özel yüz ifadeleri taşırlar, bazen konuşurlar vesaire… İnsani özellikler; inandırıcılıklarını ve dolayısıyla etkilerini artırırken, kendileriyle ilintili korkuları da cisimleştirir.

Sinema severlerin heyecanla beklediği dönemlerden biri yaklaştı! Bu yıl 17.'si düzenlenen !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali 15-25 Şubat'ta İstanbul'da, 1-4 Mart tarihlerinde de Ankara ve İzmir'de... Filmlerin yanı sıra !f Music de, Müjde Ar ve Tuğrul Eryılmaz’ın !f İstanbul’a özel sohbeti ve hayat verecek etkinlikleriyle çok konuşulacak gibi görünüyor. Bu yılın teması ise "Hayat Var!”

Söyleşi

Zeynep Şen

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.