Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Editörden // “Aferin evladım, böyle devam et sen!”




Toplam oy: 17

"Teksas-Tommiks dönemi”nin ancak son demlerine yetişebildim… O zamanlardan, dayımın iki çizgi roman kulesi arasındaki hali gözümün önünde halen; sırt kısmı aynı zamanda kütüphane olarak da kullanılabilen o eski tip divana boylu boyunca uzanmış, bir tarafta “uç uca eklenerek” okunacak, diğer tarafta ise okuduğu ciltlerden oluşan iki kule… Sanırım daha çok Zagor görürdüm elinde; ablamın favorisi Kızılmaske, benimkisi ise Mandrake’ydi; ama günün sonunda, aslında ayırt etmeksizin hepsi okunurdu bir şekilde.


Yine o dönemden aklımda kalan diğer bir anı ise, söz konusu çizgi romanların ders kitapları arasına konularak –gizlice– okunması… Gerçekten de herkes böyle mi yapardı, yoksa işin “raconu” budur diye herkes öyle okuduğunu mu söylerdi emin değilim. Ancak o zamanlar için hafifçe gururlanarak söylenen bu söz, çizgi roman okumanın “ciddiyetsizliğinin” bir ifadesi olarak kullanılageldi maalesef. (Tommiks’in “çocukların aklını çeleceği” gerekçesiyle bir dönemin yasaklı kitapları arasında olduğunu hatırlatalım.) Çizgi romanın hep bir alt tür olarak değerlendirilmesinde bunların da payı vardır belki. “Aferin evladım, böyle devam et sen!”

 

Çizgi romanların yükselişe geçtiği diğer bir dönemi ise daha net hatırlıyoruz. Her şey 2009 yılının son çeyreğinde, NTV Yayınları’nın Shakespeare’in Macbeth’inden uyarlanan çizgi romanı yayımlamasıyla başlamıştı. “Çizgi klasik” başlığı altında yayımlanan bu çizgi romanların göz ardı edilemez bir ilgiyle karşılandığını gören diğer yayıncılar da haklı olarak yayın programlarına çizgi klasikleri hemen ekleyiverdiler. Kısa zamanda ise bu rüzgarın şiddeti biraz kayboldu belki ama henüz tamamen dinmiş değil!

 

Yakın dönemde, özellikle grafik romanların sayısının giderek arttığına tanıklık ediyoruz. Örneğin, yayın hayatına başladığından bu yana yayımladıklarıyla KaraKarga, bu konuda öne çıkan yayınevlerinden; bir taraftan Aylak Kitap, “9. Sanat dizisi” başlığı altında, bu sene içerisinde yirmi civarı grafik roman yayımlayacağını duyurdu. Umut Sarıkaya, Naber dergisindeki çizgi klasik uyarlamalarını yakında bir kitapta bir araya getireceğini açıkladı. Diğer yayınevleri de çizgi roman/grafik roman dizilerine devam ediyor… Esintinin şiddeti artıyor!


Kaleme aldığı ve derlediği kitaplarla, çizgi ile metinlerin bir aradalığını uzun zamandır takip eden isimlerden Levent Cantek, SabitFikir’in yeni sayısında, etkisini yavaş yavaş hissettirmeye başlayan işte bu rüzgarı değerlendiriyor. 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Takip ettiğimiz ya da hayranlık duyduğumuz bir yazarın, dünyanın neresinde yazarsa yazsın, yeni kitabının yayımlanacağını genelde sosyal ağlardan ya da internet sitelerinden anında haber alıyoruz artık.

Kimi zaman bir oturuşta okuyup bitirdiğimiz kitapların yazılması yıllar almıştır, kimi zamansa uzun süre yanımızdan ayıramadığımız kitaplar sandığımızdan çok daha kısa sürede yazılmıştır. Bir kitabın  yazılma süresi çoğu zaman uzunluğuyla doğru orantılı görülse de durum her zaman bu yönde olmayabilir. Peki o çok severek okuduğumuz romanlar ne kadar sürede yazılmıştır dersiniz?

Son yıllarda yazılı olan kadar “çizili” olanı da okumak yaygınlık kazandı. Romanların kendisi yerine özetini okumanın; filmini ya da dizisini seyretmenin yanına “çizili” halini okuma eklendi. Bu durumun olumlu ve olumsuz yanları var elbette ama bu yazıda yerleri yok. Yine son yıllarda, tarihi romanlara gösterilen ilgi de belirgin biçimde arttı. Sevindirici bir durum.

Gözü kara bir öykücü: Bora Abdo

 

Kasabanın laneti, denizden gelen dehşet, delirmek ile ölmek arasında sıkışıp kalan kahramanlar, ihtişamlı geçmişin modern zamanlardan aldığı intikam… Bunların hepsi, H. P. Lovecraft’ın eserlerine, en azından Innsmouth’un Üzerindeki Gölge ya da Cthulhu’nun Çağrısı gibi önde gelen öykülere aşina okurlar için anahtar başlıklar.

Söyleşi

Ahmet Faruk Kayral ile söyleşi:


"Her şeye rağmen, yine de bu konuyla ilgilenen binlerce kültürlü insan var."


Ece KARAAĞAÇ

 

 

 

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.