Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Editörden // "Ekolojik kıyamet" uyarısı




Toplam oy: 114

“Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa, insanlığın yalnızca 4 yıl ömrü kalmış demektir.” Çoğunlukla Einstein’a atfedilen bu sözün, gerçekten de Einstein’a ait olup olmadığı tartışmalı. Hatta birçok Einstein uzmanı araştırmacıya göre, muhtemelen bu sözü söylemedi Einstein. Peki cümlenin iddiası tartışmalı mı? Einstein tarafından diye getirilmemiş olması, onu daha mı az önemli hale getiriyor?

 

20 Ekim’de Hürriyet’te, DHA kaynaklı şöyle bir haber yayımlandı: “Yapılan bir araştırmanın kanatlı böceklerin sayısının son 25 yılda yüzde 75 azaldığını göstermesi üzerine, bilim insanları ‘ekolojik kıyamet’ uyarısı yaptı. Böcekler bitkiler için polen taşıyıcı ve hayvanlar için av olması sebebiyle insanlık için hayati önem taşıyor. Bilim insanları şimdiye kadar sadece arılar ve kelebeklerin sayısının düştüğünü kanıtlamıştı fakat Almanya’nın tabiat koruma alanlarında görülen kanatlı böceklerin sayısındaki düşüş bilim insanlarını çok şaşırttı. Bu keskin düşüşün tam nedeni bilinmemekle birlikte, bilim insanları tarım alanlarının yok olmasının ve böcek ilaçlarının yaygın kullanımının en önemli nedenler olduğu düşünülüyor. Araştırma sonuçları, iklim değişikliğini de potansiyel nedenlerden biri olarak gösteriyor. Sussex Üniversitesi Yaşam Bilimleri Profesörü ve araştırmanın ortak yazarlarından Dave Goulson, ‘Böcekler yeryüzündeki  yaşamın üçte ikisini oluşturuyor fakat sayılarında korkunç bir düşüş gözlemliyoruz’ dedi ve ekledi:‘Yeryüzünde çok fazla araziyi birçok yaşam formu için yaşanamaz hale getiriyoruz ve ekolojik bir kıyamete doğru gidiyoruz. Eğer böcekleri kaybedersek her şey çöker.’” Einstein ya da Sussex Üniversitesi’nden bir profesör ya da İsviçreli bilimadamları…

 

Önlemler almak, gidişatı tersine çevirmek üzere topyekün bir hareketlenme olmadığına göre; pozitif bilimlere mensup isimlere pek de inanmıyoruz demektir. Peki durum böyleyse, “kurgu” eserlere ne kadar inanılabilir ki zaten! Sezgin Toska ise, farklı düşünenlerden: “Çevre krizlerinin insan eylemlerini şekillendiren kültürel ideolojilerle doğrudan bağlantısının kabul edilmesi doğal olarak bu krizlerin çözümünde sosyal bilimlerin en az fen bilimleri kadar, hatta kimi zaman daha da önemli olduğunun ileri sürülmesine yol açmaktadır. Bu gerçekten hareketle insanların kültürel mücadelelerini, ihtiyaçlarını, arzularını vb istek, düşünce ve durumlarını deneyimleyebildikleri en etkin alanın sanat ve daha dar anlamıyla edebiyat olduğu söylenebilir. (…) Edebiyat aracılığıyla insanların dikkati bir kez daha doğanın, çevrenin ve diğer varlıkların üzerine çekilebilir.”

 

SabitFikir’in bu ayki dosya konusunu kaleme alan Sezgin Toska, “ekolojik sorunların çözüm yolu olarak” edebiyatın nasıl önemli bir rol oynayabileceği ve özellikle de “ekokurgu” kavramı üzerinde duruyor; 21. yüzyılda yazılan Amerikan ekokurgu eserlerden örnekler eşliğinde… (Kendisinin, bu konuda yakın bir zaman önce, doktora tezinin yeniden düzenlenmiş halini içeren bir kitabının yayımlandığını da hatırlatalım – Ekokurgu, Yeni İnsan Yayınevi, Haziran 2017.)


Üzücü olansa, “piyasanın,” diğer alanlarda olduğu gibi bu konuda da “organik” kavramının içini boşaltmaya çalışmasına rastlamak...

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Siyah Kitap etiketiyle raflardaki yerini alan Edebi Ziyafet, C.S.

Bakir kalmış coğrafyasına, elverişli fiyatlarına, ortaçağ kasabalarını hatırlatan dokunulmamış mimarisine, havasının ve suyunun kattığı lezzetli yiyeceklerine kapılan turistler, zamanında yaşanmış sert idari dönemlerin ve kıyasıya savaşların sonuçları için şöyle bir ahlanıp vahlanırlar, ama sonrasında gidecekleri başka bir yere geçerler.

Ayin ismiyle Türkçeye çevrilen Hereditary (2018) korku türüne düşkün olanların uzun zamandır merakla beklediği filmdi ve görünüşe bakılırsa bekleyişe değdi. Tüm dünyada büyük ses getiren film, klasik korku unsurlarını özleyenleri de, alt metni bol, ailevi meseleleri deşen çetrefil bir korku filminin eksikliğini çekenleri de fazlasıyla etkilemiş gözüküyor.

Usta ile Margarita; hiç kuşkusuz, Mihail Bulgakov’un başyapıtı. İlk kez 1966 yılında Moskova Dergisi tarafından –sansürlenerek de olsa– basılan kitap, eleştirmenleri şaşkınlığa uğratır; sunduğu, yepyeni bir anlatı şeklidir çünkü.

Simon Kuper’in futbolun siyasetle, toplumsal hareketlerle bağını 22 ülkeden örneklerle ortaya koyduğu kitabı Futbol Asla Sadece Futbol Değildir insanlık tarihinin bu en popüler oyununa farklı bir bakış geliştirerek bir dönüm noktası olmuştu. Kuper, sırf kitabın başlığıyla bile, futbolla eril dilin holiganımsı refleksleri dışında bir ilişki kuranlara büyük bir armağan vermiş oldu.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.