Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Editörden // Jane Austen’ı hâlâ okumak için sebebimiz var mı?




Toplam oy: 32

Tüm zamanların en sevilen romanlarından biri olarak gösterilen, neredeyse her on yılda bir ya bir sinema filmi ya da bir televizyon filmi veya dizisi haline getirilen Gurur ve Önyargı’nın yayımlanışının 200. yıldönümüydü 2013 yılı. Jane Austen’ın, edebiyat tarihine unutulmaz Elizabeth Bennet ve Bay Darcy karakterlerini kattığı bu romanın 200. yıldönümünde, özel olarak yayımlanan kitaplar bir yana, çeşitli etkinlikler de düzenlendi dünyanın birçok şehrinde. Hiç kuşkusuz, Açık Radyo’daki özel programı da, dünya çapında düzenlenen “etkinliklere” Türkiye’den bir katkı olarak değerlendirebiliriz. Özgür Çiçek ve Irmak Ertuna Howison, 2013’te Açık Radyo’da, Gurur ve Önyargı’nın yıldönümünü kutladıkları bir program hazırlayıp sundular; mayıs ayında başlayıp ağustos sonuna kadar hiç bitmeyen bir enerjiyle Jane Austen konuştular...

 

Sonrasında da, doğrudan bu radyo programının basılı hali olarak değil belki ama, ondan yola çıkarak, Jane Austen ve Adab-ı Muaşeret isimli kitabı hazırladılar. (“Söz uçar yazı kalır” ne de olsa!) Bu yıl başında Doğan Kitap tarafından yayımlanan kitap da bir yıldönümüne denk getirilmiş oldu böylelikle; Jane Austen’ın ölümünün 200. yıldönümü.
İşte şimdi Jane Austen’ı bir kez daha hatırlama vakti; 18 Temmuz 1817’de hayata gözlerini kapayan Jane Austen’ı hâlâ okumak için sebebimiz var mı? Özgür Çiçek ve Irmak Ertuna Howison, SabitFikir’in bu sayısındaki dosya yazılarında bu sorunun cevabını arıyorlar. Ve başka soruların da peşine düşüyorlar: Nedir bu taşralı kadın yazarı bu kadar önemli yapan? İngiliz edebiyatı tarihinde onca yazar ve şair varken, neden Austen’ın resmi banknotlara basılıyor? Neden dünyanın her yerinde Jane Austen’ın romanları sinema, tiyatro, televizyon gibi mecralara ve çok farklı türlere uyarlanmaya bitmeyen bir enerjiyle devam ediyor? Jane Austen ilk bakışta zannedildiği gibi “hafif” okurların yazarı mıdır? Kitaplarının Türkçedeki durumu nasıl?


Sonuç olarak, kendi toplumunun beklentilerine cesurca karşı çıkan bir portre var karşımızda... O halde yeniden sorabiliriz: Romanlarını “Bir Lady” olarak imzalayan, kafasındaki beyaz bonesi ve temiz suratıyla hatırladığımız, oldukça mütevazı, hatta taşralı ve dışarıdan hanım hanımcık görünen bu kadının 21. yüzyılda bize söyleyecek neyi olabilir?

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Köşesiz Hüzünler


Behçet Çelik’in 2010’da yayımlanıp 2011’de Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanan kitabı Diken Ucu, içerdiği on dört hikayeyle Çelik’in yazı dünyasına ışık tutmaktadır.

İnceliğin Sesi Olan Öyküler

Diyabet son yıllarda görülme sıklığı hızla artan bir sorun. Halk arasında şeker hastalığı olarak da anılan bu zorlu hastalık, çocuklardan yaşlılara ve hatta hamilelere kadar pek çok insanı etkiliyor. Üstelik sadece ilaç kullanmak yeterli değil, sağlıklı bir hayat sürmek istiyorsanız, yaşam biçiminizde köklü değişiklikler yapmanızı da gerektiriyor.

 

Sovyet Rusya'nın en ünlü ve önemli yazarlarından biri Mihail Afanasyeviç Bulgakov ve onun en ünlü eserlerinden biri de Usta ile Margarita.

Arkadaşlarınızı sizin çok sevdiğiniz bir diziyi seyretmeye ikna etmeniz bazen epey güç oluyor. Bırakın ikna etmeyi, söz konusu diziyi tarif etmek bile başlı başına bir problem halini alabiliyor. Geçenlerde başıma geldi. Kalanlar'ın (The Leftovers) sonlarına yaklaşmıştım ve hayatımda seyrettiğim en güzel dizilerden birisi olduğunu düşünüyordum.

Söyleşi

Serhat Tolga Yıkıcı ve Ayşegül Kirpiksiz ile söyleşi:


 “Wattpad genç okuru daha iyi anlamamıza imkan veriyor.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.