Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Editörden // Kitabın kendi yolculuğu




Toplam oy: 42

Yayımladıkları yeni kitaplarıyla ilgili röportaj vermeyen ya da makul bir sayıda tutmaya özen gösteren yazarlar, söz konusu kitabın artık kendi yolculuğuna çıktığının daha çok farkındalar. Ne denirse densin, artık her okurun elinde farklı bir hikayeye dönüşebilir. Hatta yazarının belki de hiç istemediği bir çerçeveye sokulacaktır... Ayrıca kitabın bu yolculuğu, ülke sınırlarını hiç aşamayabileceği gibi, önceden tahmin edilemeyen noktalara da varabilir. “Vize alma” konusunda şans faktörü de etkili olmakla birlikte, kuşkusuz kitabın “donanımı” birincil önemde. Bir de, çeşitli “yardımcılar” bu seyahatte işleri kolaylaştırabilir. Mesela, aday olunan ya da kazanılan önemli bir edebiyat ödülü belki, sınırları aşmada kolaylık sağlayabilir. Ajanslar ve yazar ajanları da belki hiç evden çıkılmadan yazılmış bir metnin, yurt dışına çıkışında yol gösterici olabilirler.


Sevdiğimiz, yakından takip ettiğimiz yazarların dünyanın diğer dillerine de çevrildikleri haberini sosyal medya hesaplarından paylaştığımızda, SabitFikir’in hep en çok ilgi gören haberlerinden oluyor. Peki ya sonra; yani çevrilen kitapların yurt dışındaki yolculukları nasıl sürüyor? İşte Can Semercioğlu’nun bu sayıdaki dosya yazısı, “edebiyatımızın yurt dışı yolculuğu”nda odaklanıyor ve şu soruların peşine düşüyor: “Türk edebiyatının yurt dışında kendisine has bir ‘imge’ yaratabildiği iddia edilebilir mi? Yurt dışındaki kitabevlerinin raflarından Türk yazarlar eksik olmuyor mu? Uluslararası bir “çoksatar” yaratabildik mi? Çevrilen kitapların sayısı ve görünürlüğü nispeten artmasına rağmen, Türk edebiyatı yurt dışında neden bir ‘patlama’ yapmıyor? Yabancı yayınlardaki eleştiri yazılarında yazarlarımız ve onların kitaplarından nasıl bahsediliyor, bahsediliyor mu?”


SabitFikir’de yeni bir köşe: Özel kütüphaneler


Belirli aralıklarla açıklanan her istatistikle birlikte Türkiye’deki okuma oranı düşüklüğünden, kitap okumaya ayırdığımız vaktin azlığından, kütüphane sayısının yetersizliğinden ve kütüphane kullanımının bir türlü yaygınlaşamadığından şikayet ediyoruz. “Haklı” bir şikayet bu elbette ve biraz da moral bozucu. Ama bir taraftan da, moralini hiç bozmayan ve hatta tüm bu “olumsuzlukların” üzerine üzerine giden girişimler –ne mutlu ki– halen var; mesela özel kütüphaneler. Peki onları ne kadar tanıyoruz? SabitFikir’in bu sayısından itibaren her ay, özgün fotoğraflar eşliğinde, bir özel kütüphanenin tanıtımına yer vereceğiz; ve bu kapsamda da ilk “konuğumuz” Bodrum Mimarlık Kitaplığı.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Sözcüklerin Farklı  Rotası: Deli Bal

Bir dönem fazlasıyla popüler olan anket defterlerinin tarihi hayli gerilere dayanıyor aslında. Ünlü Fransız yazar Marcel Proust henüz 13 yaşındayken de bir hayli popülermiş bu defterler. Öyle ki 13 yaşındaki Proust böyle bir defter satın alıp içindeki İngilizce soruları yanıtladıktan sonra arkadaşı Antoinette Faure’a doğum günü hediyesi olarak vermişti.

Koleksiyoncular, eski yayıncılar ve üreticilerle konuşursanız eğer, benzer yorumlar duyarsınız; Türkiye’de çizgi roman yayıncılığının altın çağının 1955-1975 yılları arasında yaşandığına inanılır. Sonrasında satışların düştüğü, doksanlı yılların başında kaybolma raddesine geldiği anlatılır.

Edebiyat ve felsefe deyince akla ilk olarak dilin kıvraklığı ile düşüncenin keskinliği bir araya gelse de, arka planda sıklıkla aşk hikayesi görürüz. Ustaca ve birikimle yazılan mektuplar oluşturur bu hikayeyi. Lübnan asıllı ressam, şair ve filozof Halil Cibran da aşk mektuplarıyla bilinen isimlerden.

Her okurun bir yazarı çok sevmek için son derece haklı ve bir o kadar özgün gerekçeleri vardır şüphesiz. Yola bu bilinçle, SabitFikir okurlarının edebiyatın öne çıkan yazarlarını neden sevdiklerine ilişkin bir tartışma başlatmak için çıktık. Öyleyse soruyoruz:  Siz Jules Verne'i niçin okuyorsunuz?

 

Söyleşi

Jean-Paul Didierlaurent ile söyleşi:


“Okunmayan kitap, ölü kitaptır. Bu yüzden ortadan kalkması mı gerekir?”

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.