Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Editörden // Kitabın kendi yolculuğu




Toplam oy: 20

Yayımladıkları yeni kitaplarıyla ilgili röportaj vermeyen ya da makul bir sayıda tutmaya özen gösteren yazarlar, söz konusu kitabın artık kendi yolculuğuna çıktığının daha çok farkındalar. Ne denirse densin, artık her okurun elinde farklı bir hikayeye dönüşebilir. Hatta yazarının belki de hiç istemediği bir çerçeveye sokulacaktır... Ayrıca kitabın bu yolculuğu, ülke sınırlarını hiç aşamayabileceği gibi, önceden tahmin edilemeyen noktalara da varabilir. “Vize alma” konusunda şans faktörü de etkili olmakla birlikte, kuşkusuz kitabın “donanımı” birincil önemde. Bir de, çeşitli “yardımcılar” bu seyahatte işleri kolaylaştırabilir. Mesela, aday olunan ya da kazanılan önemli bir edebiyat ödülü belki, sınırları aşmada kolaylık sağlayabilir. Ajanslar ve yazar ajanları da belki hiç evden çıkılmadan yazılmış bir metnin, yurt dışına çıkışında yol gösterici olabilirler.


Sevdiğimiz, yakından takip ettiğimiz yazarların dünyanın diğer dillerine de çevrildikleri haberini sosyal medya hesaplarından paylaştığımızda, SabitFikir’in hep en çok ilgi gören haberlerinden oluyor. Peki ya sonra; yani çevrilen kitapların yurt dışındaki yolculukları nasıl sürüyor? İşte Can Semercioğlu’nun bu sayıdaki dosya yazısı, “edebiyatımızın yurt dışı yolculuğu”nda odaklanıyor ve şu soruların peşine düşüyor: “Türk edebiyatının yurt dışında kendisine has bir ‘imge’ yaratabildiği iddia edilebilir mi? Yurt dışındaki kitabevlerinin raflarından Türk yazarlar eksik olmuyor mu? Uluslararası bir “çoksatar” yaratabildik mi? Çevrilen kitapların sayısı ve görünürlüğü nispeten artmasına rağmen, Türk edebiyatı yurt dışında neden bir ‘patlama’ yapmıyor? Yabancı yayınlardaki eleştiri yazılarında yazarlarımız ve onların kitaplarından nasıl bahsediliyor, bahsediliyor mu?”


SabitFikir’de yeni bir köşe: Özel kütüphaneler


Belirli aralıklarla açıklanan her istatistikle birlikte Türkiye’deki okuma oranı düşüklüğünden, kitap okumaya ayırdığımız vaktin azlığından, kütüphane sayısının yetersizliğinden ve kütüphane kullanımının bir türlü yaygınlaşamadığından şikayet ediyoruz. “Haklı” bir şikayet bu elbette ve biraz da moral bozucu. Ama bir taraftan da, moralini hiç bozmayan ve hatta tüm bu “olumsuzlukların” üzerine üzerine giden girişimler –ne mutlu ki– halen var; mesela özel kütüphaneler. Peki onları ne kadar tanıyoruz? SabitFikir’in bu sayısından itibaren her ay, özgün fotoğraflar eşliğinde, bir özel kütüphanenin tanıtımına yer vereceğiz; ve bu kapsamda da ilk “konuğumuz” Bodrum Mimarlık Kitaplığı.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Köşesiz Hüzünler


Behçet Çelik’in 2010’da yayımlanıp 2011’de Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanan kitabı Diken Ucu, içerdiği on dört hikayeyle Çelik’in yazı dünyasına ışık tutmaktadır.

İnceliğin Sesi Olan Öyküler

Diyabet son yıllarda görülme sıklığı hızla artan bir sorun. Halk arasında şeker hastalığı olarak da anılan bu zorlu hastalık, çocuklardan yaşlılara ve hatta hamilelere kadar pek çok insanı etkiliyor. Üstelik sadece ilaç kullanmak yeterli değil, sağlıklı bir hayat sürmek istiyorsanız, yaşam biçiminizde köklü değişiklikler yapmanızı da gerektiriyor.

 

Arkadaşlarınızı sizin çok sevdiğiniz bir diziyi seyretmeye ikna etmeniz bazen epey güç oluyor. Bırakın ikna etmeyi, söz konusu diziyi tarif etmek bile başlı başına bir problem halini alabiliyor. Geçenlerde başıma geldi. Kalanlar'ın (The Leftovers) sonlarına yaklaşmıştım ve hayatımda seyrettiğim en güzel dizilerden birisi olduğunu düşünüyordum.

Kitabevi raflarında karşımıza çıkan kitaplara bir müddet sonra sinema salonlarında da rastlamaya alıştık. Gerek Hollywood, gerekse bağımsız sinema endüstrisi edebiyattan sıklıkla besleniyor artık. Peki 2018'de hangi romanların uyarlamalarını izleme fırsatı bulacağız? İşte 2018'de beyazperdede göreceğimiz 10 roman:

 

 

Söyleşi

Serhat Tolga Yıkıcı ve Ayşegül Kirpiksiz ile söyleşi:


 “Wattpad genç okuru daha iyi anlamamıza imkan veriyor.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.