Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

En "edebi" graffitiler




Toplam oy: 498

Edebiyatın kitapla ve kitap okumakla sınırlı olduğu günler çok gerilerde kaldı malum. Artık edebiyat sinemada, müzikte, sokakta ve hatta duvarlarda.

 

Biz de bu fikirden yola çıktık, en "edebi" graffitileri derledik:

 

Alice Harikalar Diyarında, Lewis Carroll (Londra, İngiltere)

 

 

 


 

 

Generation of Swine, Hunter S. Thompson (Brooklyn, NY, ABD)

 

 

 


 

 

Samuel Beckett (Camden, Londra, İngiltere)

 

 

 


 

 

Hayvan Çiftliği, George Orwell (Singapur)

 

 

"Bütün hayvanlar eşittir fakat bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir.- Orwell"

 

 


 

 

Madde 22, Joseph Heller (Kopenhag, Danimarka)

 

 

 


 

 

Timequake, Kurt Vonnegut (Melbourne, Avustralya)

 

 

"Hastaydın ama artık iyileştin... Ve yapılması gereken işler var."

 

 


 

 

Uluma, Allen Ginsberg (Boulder, ABD)

 

 

"Kuşağımın en iyi beyinlerini gördüm..."

 

 


 

 

Watership Tepesi, Richard Adams (Virginia, ABD)

 

 

"Kalbim koşmayı bırakan arkadaşlarım için toplanmış binlere katıldı bugün."

 

 


 

 

The Handmaid's Tale, Margaret Atwood

 

 

 


 

 

Cennet ile Cehennemin Evliliği, William Blake (Sydney, Avustralya)

 

 

 


 

 

Küçük Prens, Antoine de Saint-Exupéry

 

 

"İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez..."

 

 


 

 

Yaşam beni korkutmuyor. – Maya Angelou (Londra, İngiltere)

 

 

 


 

 

Yüzüklerin Efendisi, J. R. R. Tolkien

 

 

"Her gezgin yitirmemiştir yolunu."

 

 


 

 

Güzellikle uyum içinde yürür, Lord Byron (Londra, İngiltere)

 

 

"Onu sarmalayan güzellikle uyum içinde yürür o, tıpkı gece gibi..."

 

 


 

 

Jean-Jacques Rousseau (Newcastle, İngiltere)

 

 

"İnsan özgür doğar ama her yerde zincire vurulmuştur."

 

 


 

 

Charles Dickens (South Bank, Londra)

 

 

 


 

 

Kaynak: BuzzFeed

 

GG

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Konu entelektüalite olduğunda hemen hepimizin olduğumuzdan iyi görünmek istediği aşikar. Öyle ki kimi zaman alakamız olmayan konularda bile fikir beyan edip ilgimiz olmayan konularda gülümseyerek kafa sallıyoruz. Bu elbette insan doğasının bir sonucu ve son derece normal. Ne de olsa hepimiz içinde bulunduğumuz topluluk tarafından kabul görme ve onaylanma eğilimindeyiz.

Teknolojinin gelişmesiyle basılı kitap diye bir şey kalmayacak, deyişini eminim siz de duymuşsunuzdur. Başta bu savı öne sürenlerin haklı olduğuna ben de inanmıştım. Ama görünen o ki, zannedilenin tersi oldu. Yakın bir zaman önce, dünya çapında toplanan verilere göre e-kitap satışlarında yüzde 4’lük bir düşüş görülürken, basılı kitap satışlarında da yüzde 4’lük bir artış görüldü.

Günlük hayatın koşuşturmacası içinde kitap okumaya ayırabildiğimiz zaman git gide kısalıyor. Hele ki kalınca bir romanı okumak eskisine göre çok daha fazla vaktimizi alıyor, hatta kimi zaman uzun bir hikayeyi takip etmekte zorlanıyoruz ve kitabı ne yazık ki yarıda bırakıyoruz.

Paris Rewiev kendisine ona göre 20. yüzyılın en büyük romanlarının hangileri olduğunu sorduğunda onlara şöyle yanıt vermişti Vladimir Nabokov:

 

Tarihle Yüzleşen Bir Roman: Resmigeçit

 

Söyleşi

Emre Yavuz ve Sinan Ural ile söyleşi:


“İşin sırrı çizgi romanda ya da figürde değil, biriktirme tutkusunda.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.