Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

İkisiBirArada // Steinbeck'in peşinde yollara düşmek




Toplam oy: 32
“Bu devasa ülkeye tekrar bir bakmaya ve onu tekrar keşfetmeye karar verdim.”

Son zamanlarda özellikle popüler romanlar vesilesiyle karşımıza çıktı iz sürme seyahatleri. Dünyanın dört bir yanından insanlar, zaten bir turizm kenti olan Paris’i, bir de Dan Brown’ın Da Vinci'nin Şifresi romanı rehberliğinde gezdiler. Romandaki simgebilim profesörümüz Robert Langdon’ın kat ettiği gibi, Louvre Müzesi’nden başlayarak Paris’in çeşitli bölgelerine yürüyüş rotaları çizildi. Ya da zaten çizilmiş olan “Gül Çizgisi” takip edildi! Çılgınlık derecesi biraz daha düşük olmakla beraber benzer bir durum, Stieg Larsson’un Millennium serisi için de geçerliydi. Stockholm sokaklarını “ejderha dövmeli kız” veya gazeteci Mikael Blomkvist eşliğinde gezmek mümkündü artık. Hatta Stieg Larsson’un, romanlarını yazdığı dönemde uğrak yerlerinden biri olan kafeler de ünlendi bu anlamda.

 

 

Örnekleri böylesi popüler romanlar üzerinden vermek, iz sürmeyi de popülarize etmek ve biraz “hafifletmek” anlamına geliyor ister istemez. Oysa edebiyat tarihi, değişik yöntemlerle de olsa, böylesi iz sürmelerle dolu. Daha “ciddi” bir örnek olarak, John Steinbeck verilebilir.

 

Zaten gençlik dönemlerinden beri bir gezi tutkunu olduğu bilinen John Steinbeck, 1960 sonbaharında, bir Amerika turuna çıkmaya karar verir: “Bu devasa ülkeye tekrar bir bakmaya ve onu tekrar keşfetmeye karar verdim.” Don Quijote’nin atının adı olan Rocinante adını verdiği özel yapım karavanıyla, yanına da tek bir yol arkadaşı (bir Fransız kanişi olan Charley) alarak yola koyulur. 34 eyalette 15 bin küsur kilometre yol yapacağı bu yolculuğu roman yazmaya benzetir Steinbeck. Bir yönüyle, aslında hep iyi bildiği, “ruhunu” anladığı söylenen Amerika’yı yeniden keşif yolculuğudur çıktığı. Örneğin, günün birinde çekip gitmek, hiçbir bağları olmadan özgürce dolaşmak isteyenlerle karşılaşır çoğunlukla Steinbeck, “Gittiğim her eyalette bu bakışı gördüm ve bu özlemi duydum,” diye yazar. Yöresel şivelerin ortadan kalkmaya başladığna, radyo ve televizyonun etkisiyle konuşmaların tektipleştiğine üzülerek tanıklık eder: “Kelimeleri ve kelimelerdeki sonsuz olasılıkları seven birisi olarak bu kaçınılmaz son beni üzüyor,” der. Kısacası, şu soru belirir: Tanıdığı ve romanlarında resmettiği Amerika’yla yeniden karşılaşabilecek midir gerçekten?

 

Steinbeck’in söz konusu yolculuğunu, biraz da yukarıdaki sorunun peşinde yapılmış bir yolculuk olarak okumak mümkün; cevabı da, Steinbeck’in 1962 tarihli Köpeğim Charley ile Amerika Yollarında isimli kitabında bulmak mümkün. Bu yazının asıl konusuna, yani bir yazarın ya da bir eserin peşinde çıkılan yolculuklara dönersek; karşımıza bu sefer de Geert Mak’ın kitabı çıkıyor: Steinbeck’in Ruhuyla Amerika Yollarında.

 

 

 

Günümüz gözü ve kulağıyla Amerika’yı yeniden keşfetmek

 

Steinbeck ile köpeği Charley’nin izini, yarım yüzyıl sonra sürüyor Hollandalı gazeteci yazar Geert Mak; 2010 yılında, Steinbeck’in Amerika gezisini, “günümüz gözü ve kulağıyla tekrarlama” kararı alıyor. Eşiyle birlikte, yanına birkaç çanta ve epey de okunacak şey alan Geert Mak, elbette şu soruyu da peşine takıyor: “Steinbeck acaba günümüz Amerikası karşısında nasıl bir tavır takınırdı?” İşte bunun cevabını da, Geert Mak’ın Türkçeye yakın bir zaman önce çevrilen Steinbeck’in Ruhuyla Amerika Yollarında isimli hacimli kitabında bulmak mümkün. 

 

Bu iki kitabı bir arada okuyunca, insanın yola çıkası geliyor!

 

 

 


 

 

 

Görsel: Murat Miroğlu

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Birçoğumuzun Narnia Günlükleri ile tanıdığı bir yazar C.S. Lewis. Yakın dostu J.R.R. Tolkien ile birlikte fantastik edebiyatın en önde gelen isimlerinden biri aynı zamanda. Otuzdan fazla esere imza atan Lewis aynı zamanda bir eğitimciydi, dünyanın en prestijli üniversitelerinden biri olan Oxford Üniversitesi'nde de İngiliz edebiyatı üzerine dersler veriyordu. Yani C.S.

Can Yayınları’nın kurucusu Erdal Öz’ün anısını yaşatmak için ailesi tarafından her yıl düzenlenen Erdal Öz Edebiyat Ödülü, yeni sahibini buldu. Ödül dün akşam, 18 Eylül pazartesi günü İstanbul'da, Pera Palace Hotel Jumeriah'ta düzenlenen törenle şair, çevirmen, akademisyen Cevat Çapan’a verildi.

 

Dünyaca ünlü çocuk kitabı yazarı E. B. White’ın Maine’deki evinin satışa sunulacağı haberi tartışmalara yol açtı. Özellikle Örümcek Ağı ve Stuart Little'ın Maceraları kitaplarıyla çocuk edebiyatında çığır açan bir yazarın, bu eserleri yarattığı evi özel bir mülk mü olmalı, yoksa edebiyat tarihinin bir parçası olarak halka mı kazandırılmalı? E. B.

Bayreuth Festivali, 19. yüzyılda Almanya'nın Bayreuth kentinde besteci Wagner'in opera performanslarının sunulduğu ve her yıl düzenlenen müzik festivali. Bu Festivali Richard Wagner'in kendisi tasarlamıştı. Sanırım 8 yıl önceydi Bayreuth’u ilk duyuşum.

Elinize aldığınız romanın bir köşesinde onun “Bir Metin Çakır polisiyesi” olduğu yazıyorsa merakınızı her zaman diri tutacak, temposu hiç düşmeyen, çoğunlukla kahkahalar atarak okuyacağınız bir polisiye okumaya hazırsınız demektir. Kendisine böylesine alışmışken, Metin Çakır bir ara bizleri korkutmuş, ancak beşer yıl arayla görüşebilmiştik.

Söyleşi

Tarkan Kaynar ile söyleşi:


"Hayvanlar her zaman ilacım olmuştur."


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.