Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Louisa May Alcott hakkında az bilinen 5 şey




Toplam oy: 162

Amerikalı yazar Louisa May Alcott'ı çoğumuz bir klasik haline gelmiş olan Küçük Kadınlar ile tanıyoruz. Yazar sonrasında Küçük Kadınlar'ın devamı niteliğinde olan Küçük Erkekler ve Jo ve Ailesi romanlarını da kaleme aldı fakat hiçbiri Küçük Kadınlar kadar ilgi görmedi. Öyle ki çoğu kez Küçük Kadınlar yazarının önüne geçti ve Louisa May Alcott hakkındaki kimi detaylar hep derinlerde kaldı. Peki Louisa May Alcott'u biraz daha yakından tanımaya ne dersiniz? İşte yazar hakkında az bilinen 5 şey:

 

1. Louisa May Alcott esasen Küçük Kadınlar'ı yazmayı pek istememişti. Yazar adını klasikler rafına taşıyan Küçük Kadınlar'ı yazmaya Mayıs 1868'de başlamıştı. O zamana kadar çoğunlukla yetişkinler için ucuz romanlar kaleme alıyordu. Fakat Küçük Kadınlar'ın ilk yayıncısı olan Robert Brothers Publishing'in editörü Thomas Niles Louisa May Alcott'a küçük kızlar için bir roman yazmayı düşünüp düşünmeyeceğini sorunca yazarın önünde yeni bir kapı açılmış oldu. Yine de esasen Louisa May Alcott bu romanı yazmaya pek hevesli değildi, zira o dönemde takma adı A. M. Barnard adı altında tutku dolu öyküler yazmakla meşguldü. Bunun üzerine Niles yazarın babasına bir anlaşma önerdi. Bu anlaşmaya göre Louisa May Alcott kendine önerilen fikre sıcak bakarsa babası da kendi yazdığı öyküyü yayınlatma fırsatı bulacaktı. Yazarın konuya sıcak bakmasını sağlayan bu teklif oldu.

 

 

2. Yazarın Küçük Kadınlar'ı kaleme alması sadece 10 haftasını aldı. Yazar o sıralarda 35 yaşındaydı ve günlüğüne o sıralarda üzerinde çalıştığı öyküyü esasen pek de sevmediğini, zira kız çocukları pek sevmediğini ve onlar hakkında pek fazla fikri de olmadığını, kendi kızkardeşleriyle oynadıkları acayip oyunların ilgi çekici olabileceğine de pek ihtimal vermediğini yazıyordu. Fakat kitap yazarının tahmininden çok daha fazla sevildi.

 

 

3. Küçük Kadınlar önemli ölçüde otobiyografik bir romandı çünkü Louisa May Alcott karakterleri yaratırken kız kardeşlerinden yola çıkmış ve hikayesi için de çocukluk anılarından ve günlüklerinden faydalanmıştı. Hikayenin erkek Fatma'sı Jo ise yazarın bir tezahürüydü.

 

 

4. Kitabı okuyanlar Jo ve Laurie'nin kaderinde evlilik olduğunu hayal etmiş olabilir ama Louisa May Alcott pek öyle düşünmüyordu. Louisa May Alcott bekar kalmayı tercih etmiş bir kadın ve koyu bir feministti ve Jo için de benzer bir kader düşünmüştü. Fakat kitabın ikinci yarısını yazarken ( Kitap ilk olarak iki ayrı cilt olarak yayınlanmıştı.) sıkı okurlar arasından ikiliyi evlendirmesi için sesler yükselmeye başlamıştı bile. "Okurlar mektup yazıp küçük kadınların kimlerle evleneceğini soruyor, sanki bir kadının hayatındaki tek nihai sonuç buymuş gibi. Sırf birileri memnun olsun diye Jo'yu kimseyle evlendirmeyeceğim."

 

 

5.Hikayenin yakışıklı delikanlısı Laurie muhtemelen Ladislas Wisniewski adlı Polonyalı bir müzisyenden yola çıkılarak yaratılmıştı. Aslına bakılırsa Louisa May Alcott'ın bu komşu çocuğunu yaratırken kimden yola çıktığına dair muhtelif rivayetler mevcut. Ancak Louisa May Alcott'ın biyografisini yazan Harriet Reisen yazarın Ladislas Wisniewski'den yola çıktığını düşünüyor. Alcott ve Wisniewski 1865'te, yazarın Avrupa'da bulunduğu sırada tanışmışlardı ve aralarında bir flört hali de doğmuştu. İkili Paris'te başbaşa iki hafta geçirdiler fakat sonrasında olayların nasıl geliştiği pek bilinmiyor, zira Alcott bu konuda günlüğüne yalnızca "Zaten olmazdı," notunu düşmüş.

 

 

 

 

EK

 


 

 

 

Kaynak: Independent

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Edebiyat düşkünü bir İtalyan tasarımcı ve multimedia sanatçısı olan Alina Vadean, en sevdiği 10 roman için minimalist kapaklar tasarladı. Tasarımlarını A3 boyutundaki posterler olarak satışa çıkaran Vadean'ın işlerine Kickstarter sayfasından ulaşmak mümkün.

 

Son zamanlarda O (2017), Kara Kule (2017) ve Gerald's Game (2017) gibi sinema uyarlamaları sayesinde Stephen King uzun zamandır olmadığı kadar gündemde.

Kenar mahallelerden birinde büyüdüm, üzerinden seneler geçti; insan, insanın muallimi olmaya teşnedir, bir abimiz, biz çocuklara şöyle demişti, sigarasını somurarak: “Aşkını anlatan yavşaktır.” Çocuksun, dinliyorsun. Anlatmak istediği, kadının illa ki korunup kollanmasıydı. Erkek, çapkın sayılır, maşuk olur ama iş sevdiceğine gelince ve olur ya vuslata erilmezse, kadın "hoppa" sayılırdı.

Türkiye’nin ilk özel müzik kütüphanesi olarak kurulan Borusan Müzik Kütüphanesi, uzun yıllar Borusan Sanat’ın İstanbul’da, İstiklal Caddesi’ndeki eski binasında öğrencilere ve müzikseverlere hizmet verdi. 2014 yılında ise kapandı ama arşive ulaşmak halen mümkün.

1) İlk şiiri 8 yaşındayken yayımlandı
1941 yılında Boston Herald’da yayımlanan şiirin başlığı “Poem”, yani Şiir’di. Yazarın alametifarikası olan karanlık metinlerden çok farklı, kısa ve neşeli dizeler bunlar.

 

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.