Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Okumanın anksiyeteyle baş etmekteki beş etkisi




Toplam oy: 294

Anksiyete, görülme sıklığı son yıllarda hızla artan bir problem. Özellikle şehir hayatının stresiyle baş etmek zorunda olanlar için anksiyete daha da ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Kalp sağlığından mide sağlığına, birçok hayati organı doğrudan etkileyen anksiyete kimi zaman öyle boyutlara ulaşıyor ki hayatı kişi için çekilmez kılabiliyor. Anksiyetenin, ne yazık ki, doğrudan bir tedavisi yok. Ancak anksiyeteyle baş edebilmek için türlü yöntemler geliştirmek mümkün elbette. Meditasyon yapabilir ya da uzun yürüyüşlere çıkabilirsiniz. Bir diğer faydalı faaliyet ise kitap okumaktır. Peki kitap okumanın anksiyeteyle baş etmekte ne gibi bir etkisi vardır?

 

1. Okumak kan basıncını düşürür ve fiziksel olarak rahatlamanızı sağlar.

 

Anksiyete ruhsal bir sorundur ama yanında birçok fiziksel belirtiyle ortaya çıkar. Yoğun kasılmalara, mide ve baş ağrılarına, kalp çarpıntılarına sebep olabilir. Hatta anksiyetenin panik atağa evrildiği anlarda kişi kalp krizi geçirmekte olduğunu dahi sanabilir. Kitap okumak işte bu aşamada devreye girer. Kitap okumak kan basıncını düşürür, gerilmiş olan kasları gevşetir ve etkin bir fiziksel rahatlama sağlar.

 

2. Okumak zihninizi kurcalayan sorunlardan bir nebze de olsa uzaklaşmanızı sağlar.

 

Anksiyete özünde henüz çözülememiş problemlerle ilgilidir. Kişi bu problemlere gömüldükçe ve zihninde sürekli olarak bu problemlerle uğraştıkça problem sanal bir biçimde derinleşir ve kişinin gözünde gerçekte olduğundan çok daha çözümsüz ve güç bir hal alır. Okumak problemlerine gömülen kişi için mevcut durumundan uzaklaşmak ve zihnen rahatlamak için iyi bir yoldur. Zira okumak, dikkatinizi mevcut durumdan okuduğunuz şeye yönlendirmenizi gerektirir.

 

3. Okumak beyninizi, kendiniz de dahil olmak üzere, insanlara karşı daha şefkatli olmaya sevk eder.

 

Anksiyete ve utanç çoğu zaman el ele ilerler. Kişi kendini kimi konularda yetersiz bulur ve bu yetersizlik hissi beraberinde maksadını aşan bir özeleştiriyi de getirebilir. Bu yetersizlik hissinin anksiyeteyi tetiklemesi ise oldukça doğaldır. Ancak araştırmalar göstermiştir ki okumak kişinin empati yeteneğini geliştirmektedir. Başkalarının duygularını daha iyi anlayan ve onlara şefkat göstermeyi başarabilen birinin bu becerisini kendi üzerinde de kullanmaması için hiçbir neden yoktur.

 

 

 

4. Okumak size bakış açısı kazandırır; olaylara başka açılardan bakabilmenizi sağlar.

 

Sizin mevcut problemlerinizle doğrudan ilgili olmasalar dahi, başkalarının başından geçen hadiseleri okumak kendinizi başkalarının yerine koymak için oldukça etkili bir yoldur. Bu sayede kendi hayatınıza da başka bir açıdan bakma fırsatı yakalayabilirsiniz. Kurgusal karakterlerin problemleri hakkında kafa yormak kişiye kendi problemlerini çözmekte bir anahtar görevi görebilir.

 

5. Okumak gerilimi azaltarak ve düşünme biçiminizi değiştirerek rahatlamanıza yardımcı olur.

 

Anksiyete çoğunlukla yoğun stresin bir ürünüdür. Stres seviyesini azaltmak anksiyete üzerinde de olumlu etkiler görülmesini sağlayabilir.  Okumak stres seviyesini azaltmakta oldukça etkili bir yoldur. Araştırmalar sadece 6 dakika boyunca bir şeyler okumanın dahi stres seviyesini yüzde 60'a kadar düşürdüğünü göstermiştir.

 

 

Son olarak, okumak elbette tek başına anksiyetenin ilacıdır diyemeyiz. Ancak halihazırda sevdiğimnz bu faaliyet anksiyetenizle başa çıkmanızda size oldukça destek olabilir. İşte kitap okumak için bir neden daha!

 

 


 

 

 

Kaynak: Bustle

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Simon Kuper’in futbolun siyasetle, toplumsal hareketlerle bağını 22 ülkeden örneklerle ortaya koyduğu kitabı Futbol Asla Sadece Futbol Değildir insanlık tarihinin bu en popüler oyununa farklı bir bakış geliştirerek bir dönüm noktası olmuştu. Kuper, sırf kitabın başlığıyla bile, futbolla eril dilin holiganımsı refleksleri dışında bir ilişki kuranlara büyük bir armağan vermiş oldu.

Richard Silver, dünyayı gezerek heybetli manzaraları ve mimarisiyle onu etkileyen büyük, abidevi yapıları ölümsüzleştiren bir fotoğraf sanatçısı.  Çalışmaları başta Metropolitan Sanat Müzesi olmak üzere ABD’de pek çok galeride sergilenen Silver, aynı zamanda bir kütüphane tutkunu. Silver’a göre, kütüphaneler, iç mimarileri, süslemeleri ve renkleriyle, objektifi için biçilmiş kaftan.

Kökleri gotik edebiyatın Avrupa’dan uzanan karanlık ağlarıyla örülü olan Amerikan edebiyatının en önemli özelliklerinden biri, ilk edebi örneklerinden çağdaş çoksatanlara uzanan bir yelpazede, aile kavramının tekinsiz tarafına eğilmesidir.

John Atkinson, klasikleşmiş kitapları hayli muzip bir dille, olabilecek en kısa şekilde özetlediği projesiyle tanınan bir illüstratör. İllüstrasyonlarla bezeli bu alışılmadık "özetleri" Abridged Classics adıyla kitaplaştıran Atkinson'ın çalışmalarından birkaç tanesini seçerek Türkçeye çevirdik.

 

“Distopya" günümüzde hayli yüklü bir kelime olsa da, en genel anlamıyla, ütopik toplum anlayışının anti-tezini tanımlamak için kullanılan bir sözcük. Distopik anlatılara yönelik ilgi son yıllarda hiç görülmedik ölçüde artış gösterdi.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.