Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Okumanın anksiyeteyle baş etmekteki beş etkisi




Toplam oy: 208

Anksiyete, görülme sıklığı son yıllarda hızla artan bir problem. Özellikle şehir hayatının stresiyle baş etmek zorunda olanlar için anksiyete daha da ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Kalp sağlığından mide sağlığına, birçok hayati organı doğrudan etkileyen anksiyete kimi zaman öyle boyutlara ulaşıyor ki hayatı kişi için çekilmez kılabiliyor. Anksiyetenin, ne yazık ki, doğrudan bir tedavisi yok. Ancak anksiyeteyle baş edebilmek için türlü yöntemler geliştirmek mümkün elbette. Meditasyon yapabilir ya da uzun yürüyüşlere çıkabilirsiniz. Bir diğer faydalı faaliyet ise kitap okumaktır. Peki kitap okumanın anksiyeteyle baş etmekte ne gibi bir etkisi vardır?

 

1. Okumak kan basıncını düşürür ve fiziksel olarak rahatlamanızı sağlar.

 

Anksiyete ruhsal bir sorundur ama yanında birçok fiziksel belirtiyle ortaya çıkar. Yoğun kasılmalara, mide ve baş ağrılarına, kalp çarpıntılarına sebep olabilir. Hatta anksiyetenin panik atağa evrildiği anlarda kişi kalp krizi geçirmekte olduğunu dahi sanabilir. Kitap okumak işte bu aşamada devreye girer. Kitap okumak kan basıncını düşürür, gerilmiş olan kasları gevşetir ve etkin bir fiziksel rahatlama sağlar.

 

2. Okumak zihninizi kurcalayan sorunlardan bir nebze de olsa uzaklaşmanızı sağlar.

 

Anksiyete özünde henüz çözülememiş problemlerle ilgilidir. Kişi bu problemlere gömüldükçe ve zihninde sürekli olarak bu problemlerle uğraştıkça problem sanal bir biçimde derinleşir ve kişinin gözünde gerçekte olduğundan çok daha çözümsüz ve güç bir hal alır. Okumak problemlerine gömülen kişi için mevcut durumundan uzaklaşmak ve zihnen rahatlamak için iyi bir yoldur. Zira okumak, dikkatinizi mevcut durumdan okuduğunuz şeye yönlendirmenizi gerektirir.

 

3. Okumak beyninizi, kendiniz de dahil olmak üzere, insanlara karşı daha şefkatli olmaya sevk eder.

 

Anksiyete ve utanç çoğu zaman el ele ilerler. Kişi kendini kimi konularda yetersiz bulur ve bu yetersizlik hissi beraberinde maksadını aşan bir özeleştiriyi de getirebilir. Bu yetersizlik hissinin anksiyeteyi tetiklemesi ise oldukça doğaldır. Ancak araştırmalar göstermiştir ki okumak kişinin empati yeteneğini geliştirmektedir. Başkalarının duygularını daha iyi anlayan ve onlara şefkat göstermeyi başarabilen birinin bu becerisini kendi üzerinde de kullanmaması için hiçbir neden yoktur.

 

 

 

4. Okumak size bakış açısı kazandırır; olaylara başka açılardan bakabilmenizi sağlar.

 

Sizin mevcut problemlerinizle doğrudan ilgili olmasalar dahi, başkalarının başından geçen hadiseleri okumak kendinizi başkalarının yerine koymak için oldukça etkili bir yoldur. Bu sayede kendi hayatınıza da başka bir açıdan bakma fırsatı yakalayabilirsiniz. Kurgusal karakterlerin problemleri hakkında kafa yormak kişiye kendi problemlerini çözmekte bir anahtar görevi görebilir.

 

5. Okumak gerilimi azaltarak ve düşünme biçiminizi değiştirerek rahatlamanıza yardımcı olur.

 

Anksiyete çoğunlukla yoğun stresin bir ürünüdür. Stres seviyesini azaltmak anksiyete üzerinde de olumlu etkiler görülmesini sağlayabilir.  Okumak stres seviyesini azaltmakta oldukça etkili bir yoldur. Araştırmalar sadece 6 dakika boyunca bir şeyler okumanın dahi stres seviyesini yüzde 60'a kadar düşürdüğünü göstermiştir.

 

 

Son olarak, okumak elbette tek başına anksiyetenin ilacıdır diyemeyiz. Ancak halihazırda sevdiğimnz bu faaliyet anksiyetenizle başa çıkmanızda size oldukça destek olabilir. İşte kitap okumak için bir neden daha!

 

 


 

 

 

Kaynak: Bustle

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Yeni yıl diye adlandırdığımız takvim dönemine yaklaşırken, yayınevleri, bizi heyecanlı tutmak adına yazarlarının beklenen yapıtlarını müjdelemeye başlar; biz okurlar da, sıkıntılı zamanlarımızda sığınabilmek ve günü geçirebilmek için okunacak yeni kitapların beklentilerine kapılırız.

Anna Karenina'yı elime ilk aldığımda lisedeydim. Birkaç sayfa okuduktan sonra uzun ve sıkıcı bir roman olduğuna karar verip rafa geri koymuştum. İkinci denememde üniversiteden yeni mezun olmuştum, bu defa elimden bırakamadım. O yaşta beni en çok heyecanlandıran, romanın unutulmaz karakterleri ve elbette aşktı.

Kimilerine göre “modern zamanların ilk miti”, kimilerine göre de “ilk modern bilimkurgu” olan Frankenstein ya da Modern Prometheus 1818’de yayımlandı ve on sekizinci yüzyılın sonlarına doğru zirveye çıkıp on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında hız kesen Britanya gotik romanının geç dönem eserlerinden biri olarak edebiyat tarihine geçti.

Korkularımızdan can bulup yine korkularımızla beslenerek yaşayan canavarlar; genelde hayvansal formlara insani özellikler eklenerek şekillendirilmişler – bazen insanlar gibi dik dururlar, bazen insana özel yüz ifadeleri taşırlar, bazen konuşurlar vesaire… İnsani özellikler; inandırıcılıklarını ve dolayısıyla etkilerini artırırken, kendileriyle ilintili korkuları da cisimleştirir.

Sinema severlerin heyecanla beklediği dönemlerden biri yaklaştı! Bu yıl 17.'si düzenlenen !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali 15-25 Şubat'ta İstanbul'da, 1-4 Mart tarihlerinde de Ankara ve İzmir'de... Filmlerin yanı sıra !f Music de, Müjde Ar ve Tuğrul Eryılmaz’ın !f İstanbul’a özel sohbeti ve hayat verecek etkinlikleriyle çok konuşulacak gibi görünüyor. Bu yılın teması ise "Hayat Var!”

Söyleşi

Zeynep Şen

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.