Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Özel Kütüphaneler 5: İstanbul Kitaplığı




Toplam oy: 224

Yerli ya da yabancı, eğer bir turist olarak gelmişseniz İstanbul’a, bu şehre dair ilk izlenimlerinizi edineceğiniz yer büyük bir ihtimalle Sultanahmet olacaktır. Bir şekilde aldığınız tavsiyeler, muhakkak, ilk durak olarak Sultanahmet ve yakın çevresini işaret etmiştir. Ayasofya, Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camii, Yerebatan Sarnıcı; biraz ilerlersek Çemberlitaş, Beyazıt Meydanı, Sahaflar çarşısı; ya da diğer tarafa yönelirsek Kapalıçarşı, Sirkeci, Eminönü... Yeme içme konusunda da önünüzde sayısız seçenek olduğu düşünülürse hatta, kısa süre içerisinde, bir ilk izlenimden çok daha ötesi elde edilebilir. Yine Sultanahmet’teki Soğukçeşme Sokağı’nın görüntüsü de mutlaka aklınızı çelecektir ve eğer bu sokaktaki, sırtını saray duvarlarına rastlamış binalara biraz dikkatli bakarsanız, aslında İstanbul’a dair çok çok daha ayrıntılı bilgi edinebileceğiniz  İstanbul Kitaplığı da mutlaka gözünüze çarpacaktır.

 



Çelik Gülersoy Vakfı mülkiyetinde 1990’da hizmete açılan İstanbul Kitaplığı –adı üstünde– İstanbul hakkındaki eserlerin toplandığı bir kütüphane ve hatta gravürlerin, desenlerin, fotoğrafların sergilendiği bir arşiv. Hafta içi her gün saat 09.00-12.00 ve 13.00-16.30 arası herkese açık. Kütüphaneden yararlanmak için herhangi bir üyelik gerekmiyor. Dışarıya kitap verilmemekle birlikte, fotokopi konusunda yardımcı olabiliyorlar.

 



Tarihi 18. yüzyıla dayanan iki katlı kütüphane binasının alt katında okuma salonu bulunuyor; kitapların büyük bir çoğunluğu ise üst katta. Üst katta ayrıca vakfın kurucusu Çelik Gülersoy’a ayrılmış bir oda da var. Kitaplar “Roma ve Bizans”, “Osmanlı Tarihi”, “Seyahatnameler”, “Sefaretnameler”, “Hatıralar”, “Edebiyat”, “Şehircilik ve Belediye Sorunları”, “İstanbul Rehberleri” gibi başlıklar altında bir araya getirilmiş. Kimi süreli yayınlar da yer alıyor.

 



Diğer bir deyişle, Sultanahmet ziyaretinizde uğrayacağınız o arnavutkaldırımlı sokaktaki bina, size İstanbul’a dair her şeyi sunabilir...

 

 


 

 

Fotoğraflar: Pelin Ulca

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Günlük yaşantıdaki kurallar çoğu zaman, yazılan eserler için de geçerlidir. Zorla gerçekleşen, kendine biçilen rolden fazlası istenen veya aşırıya kaçan her şey güzelliğini yitirir. Şair Eyyüp Akyüz, son kitabı Eskiden Buralar’da, adeta bu bilginin ışığında şiirlerini uzun tutmadan bitiriyor ve akılda kalan mısraları bize yadigâr kalıyor.

 

-Kimsin?

-Anneannemin torunuyum.

 

Divan Edebiyatı, sahibi meçhul bir kavram. Her halükârda 20. yüzyılın başında ortaya çıktığı konusunda bir tartışma yok. İskoçyalı oryantalist Elias John Wilkinson Gibb’in 1900 yılında yayınlanan Osmanlı Şiiri Tarihi kitabında bu kavrama hiç yer verilmez. Hepsi batılılaşma döneminde düşünülen isim alternatiflerinden biridir “Divan Edebiyatı”.

Arap coğrafyasında üretilen roman, öykü ve şiirler son yıllarda edebiyat gündeminde karşılık buluyor. Avrupa başta olmak üzere Batı’da düzenlenen büyük ve uluslararası kitap fuarlarındaki temsiliyetin güçlenmesi, en yeni eserlerin prestijli birçok ödüle değer görülmesinin bu ilgideki payı büyük elbette. Batı’nın doğuyu gördüğü “egzotik göz”le romantize edilemeyecek bir yükseliş bu.

Yirminci yüzyıl başlarında İngiltere genelinde Müslümanlara yönelik hasmane tavırlar öne çıkarken, İslam’ı seçenlerin sayısında da gözle görülür bir artış söz konusudur. İslam’la müşerref olan bu şahsiyetler, yeri geldiğinde İslam dünyasının savunucuları olarak da önemli faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.